Yalan bir avluya atıldık, kimselerimle beraber.

Kimsesizdik.

Bizi Sen ile tanıştırdın.

Yüce Varlığını benimle tanıştırabilmek için defalarca ortam hazırlamaya çalıştığını, fırsatlar yarattığını bile bile çok zaman Senden kaçışlardayım. Eksik oldum. Seni hep başkalarından tanıdım. Başka zanlar kadar. Başka gözler, başka bakış açıları kadar.

Seni hiç Senden duymadım. İhlas suresini anlayıncaya kadar...

Eni konum değil. Etraflıca değil. Yüzeysel. Üstünkörü. Tanışıp kaynaşacak kadar hiç değil. Daha ziyade ürktüğümdün. Korktuğum.

Hakkında demediklerini koymadılar. Seni; bana, cezalandırmak için bir günahta yakalamayı bekleyen, insanı günahından enseleyen bir güç olarak tanıttı kimileri. Her vesileyle yargılamaya hazır bir yargıç. Yalnızca büyük bir mahkemesi olan. Hayatlar üstünde kalem kıran ve bir daha asla dönüp o hayata bakmayan.

Ağır imtihanlar, ağır sorular soran. İnsan zahmete, dara, zora düştükçe bundan haz alan.

Daha çok korkulan. Hatta hep korkulması gereken.

Dünyanın nimetlerinden yararlandırmamak için olmadık yasaklar koyan. Dünyasını kıskanan. Eli sıkı.

Sadece emirler yağdıran ve yapmayanı cehenneme süren bir despot. Hayata aşırı derecede müdahil olan, her ayrıntıda bile hiç insana inisiyatif bırakmayan. Hele kadına. Hele kadını erkeğin inisiyatifine bırakan. Unutan kadını…

Tam tersi ya da... Yaratıp yarattıklarını terk eden. Sorumsuz. Sevgisiz. İlgisiz. Yaratan ama yönetmeyen.

Veya cezalandırma yetkisi olmayan, sadece affeden, pasif, adalet kaygısı taşımayan bir varlık olarak. Tanıttılar.

Kalpleri mühürleyen. Değişime geçit vermeyen.

Ya da tam aksi… Bir kaç ahlaki istek dışında hiç bir kural koymayan. Hayata hiç müdahale etmeyen.

Bir elçi, elçiler göndermeyen, bir din, bir kitap yollamayan... Sadece duygusal beklentileri karşılayan.

Vesaire, vesaire...

Şimdi Sen Rabbim!

İhlas suresinde beni Kendinle tanıştırıyorsun. Kısa fakat büyük cümlelerle...

Birsin. Her şey Sana muhtaç, Sana bağımlı. Hiç bir şey Senden bağımsız değil. Kendinden soylusun! Yani kimse soyunu sopunu Sana iliştirerek bana tanrılık iddia edemez. Senin adına bana kendi hayat değerlerini dayatamaz. Başlangıçsız ezel, sonsuz ebedsin. Bir eşin daha yok! Dengin yok. Sen kadar ve sen gibisi yok. Kimse, hiç bir şey, hiç bir güç, hiç bir konuda Sen kadar ve Sen gibi olamaz. Olmaz.

Her şeyin eninde sonunda Sen varsın. Yanında yakınında. Şahında damarında. Özünde.

Seni Senden tanımak beni başka her şeyden ve herkesten nihai olarak özgürleştirdi. Gittikçe her şey bir şey oldu. Şeyler ödünç aldıkları isimlerini gerisin geriye vererek tek bir isimde yeniden kendilerini bulmak istedi. Ben de öyle. Birliğine katılmak istedim.

Evren Sen’in çevrende bütün çokluklarıyla, kalabalığıyla tek bir şey olup dönüyor. Yüreğim sakinleşiyor. Kimi büyüttüğümün farkına varıyorum gönlümde. Ve diğer her şey küçülüyor Sen’in yanında…

Gittikçe daha çok kendimi buluyorum. Kayıplarımdan kazandığım, bedellerinden ödüllendiğim bir düşünsel yükseklik burası. Yıldız kırıkları batıyor ayaklarıma, ay dikiliyor önüme. Yaklaşıp geçmek istedikçe yakıp yıkmak istiyor beni güneş kızgınlığından. Güneşten de öte bir batımsızlık noktası burası. Ne yıldız, ne ay, ne güneş. Ne popüler etkileyiciler, ne tapınma etkinliklerin geçici özneleri, ne kariyer, ne statü, ne para, ne pul, ne el alem, ne maddi değerler, ne de ayrı durmuş ve her biri kendi başına kibre düşmüş manevi değerler…

Her şey Senden aşağıda kalıyor.

Batanlar bitiyor. Batmayan bir varlık olarak Bir Sen kalıyorsun.

Evren çok geride kalıyor. Çok yüksek bir yer burası. Korkuyorum düşmekten.

Sana düşülürse düşülmüş olur mu Allah’ım? Sana düşkünlük zayıflığım mıdır Ey “gör-düğüm” Aşk’ım?

Düşme korkusunu hak edecek bir yükseltide Bir Olan Sen’le tanışıyorum. Binden Bir’e, aslıma kaynıyorum. Ulaşıyorum başlangıcıma. Erişiyorum sonsuzluğuma.

Kaybolduğum yerden buluyorum aradığımı. Bitmek üzereyken başlıyorum. Aslıma dönmenin tadını yakalıyor bütün hücrelerimin damağı. Gözlerimi kapıyor ve bütün ruhumu kabıyla birlikte Sana bırakıyorum. Kabımın kacağımın, ruhumun, özümün sahibi!

Oluşumun nedensiz nedenisin! Hep varlığım, tek varlığım. Ve hayatımın nihai amacı… Tek anlamı. Değerlerin değerim. İlkelerin ilkem. Teklifin emri vakim. İsteklerin “ne demek estağfirullahım”. “Lütfunu da kahrını da” sevdiğim. Diriliş kaynağım. Gözleri kapalı ömrüm ve ölümüm...

Ben hayatımı Senin kadar güzel kılabilecek bir başka varlık tanımıyorum.

Her konuda en çok yalnızca Sana güveniyorum.

İmanım!

Birsin!

Yalnızsın. Senden bir tane daha yok.

Yalnızım. Benden bir tane daha yok.

Sen gibisi yok. Sen kadarı yok.

Hangi tecelline baksam Sana ayna.

Hangi sebebe sarılsam sonunda Sen varsın.

Hangi vesileye tutunsam sana köprü.

Hangi aracı araya alsam amaç Sensin.

Bütün varlık okları Sana gönüllü...

Bütün kalpler senden alıyor ilk c-anlarını. Ve sana teslim edecekler son anlarını...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.