Seçim sonuçları belli olduğu saatlerden itibaren başta sosyal medya olmak üzere her mecrada, istedikleri sonucu göremeyen “Kaybeden Burjuva”, önceki on yıllarda sergiledikleri davranışsal ve zımni kibir ve ukalalıklarını aleni hale getirir oldu. Cemil Meriç’i haklı çıkaran bir refleks ile burjuvazi halka rağmen halkı savunmaya devam ediyor.

Söz konusu mecralarda yer alan söylemlerin tipik bir numunesinden cümleler aktarayım: “Bak sevgili kardeşim yaşım 39, arabam, üç evim, bankada sağlam mevduatım var… Hani hep diyorsunuz ya Nişantaşı’ndan hiç şehit cenazesi kalkmıyor diye. Çünkü benim yakınlarım dövizle askerlik yapıyor. Canımın istediğini yiyip içip alıyorum. Senin bir ayda yemediğin eti bir öğünde yiyoruz. Peki, neden bu kadar yırtındık? Çünkü istedik ki daha iyi asgari ücretle sigortalı bir işte çalış. Başını sokacak evin olsun, işe iki dolmuşla gitme… Senin çocuğun da iyi eğitim alsın, senin evine de et girsin… Canın sağolsun, ama bundan sonra sizi düşünen namerttir… Aptal ve koyun olan sen değil, seni düşünen bizleriz. Şimdi ne halin varsa sen düşün…” 

Aslında buna benzer pek çok söylem var ama bu kadarını bile midem kaldıramadığından uzatmıyorum. Lakin şu kadarı var ki bu aziz insan evladı, kendi sınıfının çok altında gördüğü bu insanlara (Hangi insanlar onlar: Yani asgari ücretli, evine et girmeyen, işine iki dolmuşla giden, aptal ve koyun olanlar!) tenezzülen yardım eli uzatıp (haa hemen ardından temas ettiği elini çöpe bulaşmışçasına silecektir) erdem basamaklarını bir bir çıkacaktır. Aptal ve koyun asgari ücretli ne yapıyor? Bu yardımsever burjuvanın istediği partiye oy vermeyerek adamın elinden iyilik yapma dolayısıyla erdemli olma şansını alıveriyor. Yahu adamın elinden erdemli olma hakkını hangi cüretle alabilir bu koyun halk?

Gerçekte Cemil Meriç de meselenin özüne inememiş. Mesele ülkemizin entelijansiyası ile halk arasındaki husumet değil. Asıl mesele ikiyüzlülüğümüz.

 Ey arabası ve üç evi olan, sen kira vakti geldiği halde cebinde ödeyecek parası olmayan, ev sahibinin mahkeme duvarı suratına maruz kalan adam olmadın ki hiç.

Ey garibanın bir ayda yemediği eti bir öğünde yiyen, sen bir çuval makarna ile üç kişilik bir aileyi bir ay beslemek zorunda kalmadın ki hiç.

Ey aptal ve koyunları gütmeyi kendine ilahi bir misyon edinen çoban, sen üç ev, bankadaki paraların ve her öğün yediğin et için kaç aptalı kandırdın, kaç koyunun kafasına bastın? Evet, sen hiç koyun olmadın, çünkü sen hep dişleri kan ve leş kokan bir kurttun. Şimdi bana “Kendim için istiyorsam namerdim” numaraları yaparak beni yine aldatabileceğini mi sanıyorsun? Hayır, bu defa aldatamazsın, seni tanıyorum!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.