Adı Şevket Demirci, lakabı ise “Ebu’z-ziyafe” Yani ziyafet babası. İstanbul’un ilim, irfan, sanat ve siyaset erbâbına kendi eliyle hazırlayıp sunduğu fevkalâde leziz yemek sofralarıyla meşhur gönül insanı, çelebi adam. Tabii yanına giden, sohbetinde bulunan ve onunla muhabbet kuranların ortak kanaati yemeğin ve ikramın vesile oluşu, asıl kazanç ise ise irfan sohbetleri...

Dostlarından Mehmet Demirci’ye göre “Şevket Babanın ‘Ebu’z-ziyâfe’liği hem maddîdir, hem manevîdir. Maddîsi manevîsini, manevîsi maddîsini aşkındır, taşkındır!” Olağanüstü cömertliği karşısında şaşıran dostlarına şöyle dermiş: “Bana kalsa ben hiç kimseye bir bardak çay bile vermem! Siz bana değil, bende verene bakın! Değirmenin suyu değirmenin sâhibinden gelir. Değirmenin sâhibi Allah! Başka nerden gelecek? Er-rızku alellah yahu! Bunlar sizin rızkınız! Siz buraya gelmeseniz, ben sizin ayağınıza getirmek zorunda kalacağım! Beni zahmetten kurtardığınız için hepinize teşekkür ederim!”

Bugünlerde Mustafa Özdamar’ın Ehl-i Dil bir İşadamı Şevket Demirci Şevket Baba isimli eserini okuyorum. Kırk Kandil’den çıkan kitap, büyük boy ve tam 560 sayfa. “Önsöz”den sonra “Der Şân-ı Şevket”, “Şevket Dışında Sereserpe Yazılar”, “Şevketnâme”, “Şevketnümâ”, Gönlüne Dokunan Güfteler”, “Menâkıb-ı Şevket Baba” ve “Ahir Kelâm” fasılları var.

Kitap âdeta Türkiye’nin gönül galerisinin resm-i geçidi. Âlimler, yazarlar, tasavvuf erbabı, yayıncılar, musıkîşinaslar, hattatlar, siyaset adamları, işadamları, sanatkârlar ve daha pek çok meslek mensubu Şevket Baba’nın dostu. Onun maddi ziyafetlerine iştirak edip maneviyat gıdasını alan talihliler. Kitap, Emin Barın’ın yazdığı, Hikmet Barutçugil’in ebru ile süslediği “Besmele” ile başlıyor. Önsöz’ü Demirci Ailesi adına Cihanay Demirci kaleme almış. İlk satırlarda, “Aziz varlığımız, hem yol hem bel babamız Şevket Demirci, hareketli ve bereketli ömründe, hem maddî hem mânevî yönden bizlere önderlik etmiştir. Onu takibde zorlandığımız anlarda bile bu hep böyle olmuştur!” deniliyor. Âdeta merhumun ruh fotoğrafının net olarak verildiği yazının sonu şöyle:

“Tam bir tevhid adamıydı. Uyumlu ve uyanık olmayı her türlük terakkînin temeli olarak görürdü. Üşengeçliği sevmezdi, canlı heyecanlı hareketi ve bereketli olmayı severdi. Vahdet esrârının buğusu içerisinde en acı şeyler bile ona tatlı gelirdi. Yaradılmışsa Yaradan’ın gözüyle baktığı için hiç kimseye kıyamazdı. Zekâsı aklına, aklı zekâsına destek olan, ahrar zevkine sahib, aklı hür, aşkı hür, vicdânı hür, mâhir bir insandı. Rahmet olsun ruhuna. Gönül yolcularına selâm...”

Mustafa Özdamar, “Şevket Baba’nın azîz hatırasına adanmış bir hatıralar bahçesidir bu kitab!” diyor ve Nef’î’den mülhem şu beyti söylüyor: “Sinesi sâf bir gönül adamıydı Şevket Baba; / Bundan kuşku duymak hiç kimsenin kârı değil!” Muhtevası zengin, fikriyatı derin olan eserin fotoğrafları da ziyade ve âdeta bir albüm seyreder gibi sayfaları çeviriyorsunuz. Aile mensupları, tasavvuf büyükleri, kalem erbabı, sanat ehli ve cümla yârân... Kitabın ilerleyen sayfalarında muhayyer kürdî bir kıta okuyoruz. Güfte Memduh Cumhur’un, beste CinuçenTanrıkorur’a ait: “Her lokmasında gizlidir esrârı nimetin / Fâni cihanda vahdeti kesrette görmüşüz / Âlemde meşrebincedir ikrâmı her kulun / Üslûb-u şevketâneyi Şevket’te görmüşüz”

8 Temmuz 2009 tarihinde Hakka yürüdü. İki gün sonra Ümraniye İMES Sanayi Sitesi Camii’nde “Hacı Şevket Efendi Hazretleri niyetine Allahuekber!” tekbiriyle başlayan kalabalık cemaatin kıldığı cenaze namazının ardından Tuğrul İnançer Efendi konuştu ve “Ben şahidim ki Hacı Şevket Efendi Hazretleri bir halk âlimi idi ve insanlık ilmini en iyi bilenlerdendi.”

İşte böyle gönlü gani, bir ilim ve irfan âşığı. 1942’de doğdu ve 2009 yılında Hakka yürüdü. Vefatından sonra ESKADER olarak düzenlediğimiz “Bâbıâli Sohbeti”nde bütün yakınları, sevenleri gelmiş ve saatlerce süren o programda hatıralarını nakletmişlerdi. Hakikaten o gece de bir manevi ziyafet çekilmişti. Ve yanılmıyorsam en kalabalık toplantımız olmuştu. Öyle ki, salonun her tarafı dolmuş ve bir çok kişi, konuşmacıları ayakta dinlemişti.

Dursun Gürlek’in tabiriyle âdeta günümüzün “Hatemi Tâi”siydi. Ziyaret etmek, görmek nasip olmadı. Ama onunla alakalı o kadar çok hatıra dinledim ki. Bir bakıma merhum Fethi Gemuhluoğlu’nun ruh ikizi gibi. Bir çok çevreden dostları, sevenleri olmuş. Birleştirici kişiliğiyle merkezde olmuş ve etrafında muhabbet rüzgârları estirmiş. Ailenin neşrettiği “Taziye Günü Gülbankı” muhteşem: “O herkesin babasıydı. Ve evlâtların ahep şu duayı ederdi: Yediğiniz içtiğinizsizde mîrac ede / Dostlar bizimle ola / Gönüller huzur bula /İlim ola/ İbâdet ola / Aşk ola/ Eyvallah illâllah huuuu”

Türkiye’de binlerce işadamı gelip geçti, çoğunun ismi unutuldu. Şevket Demirci ise kitapsever şahsiyetiyle, maneviyata verdiği değerle, gönül sohbetleriyle hatırlanıyor, unutulmuyor. Hayırla yâd edilmek ne güzel!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.