Tarihi önem arz eden bir seçime doğru doludizgin gidiyoruz. Günlerdir içimiz dışımız siyaset oldu. Bu bir ay içinde boğazımıza kadar kampanyalara batacağız, iliklerimize kadar slogan olacağız. Peki, 21. Yüzyılda yaşaması takdir edilen Türkiye Müslümanları olarak siyaseti nasıl okuyacağız? Asıl mes'ele kanaatimce budur.

İki Cihan Serveri Rasulullah (sav) Efendimiz: “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” buyurdu. Müslümanın her hali ve fiili bu ölçü dâhilinde olmalı. Buna siyaseti de dâhil. Siyaset, Arapça kökenli bir kelime olup, sözlükte at eğitimi, seyislik yapma anlamına gelmektedir. Bunun yanında aynı kavrama karşılık Batı'dan alınan ‘politika' kelimesi de Yunan kökenli bir kelimedir. Bu kelime farklı insanlara karşı onların taleplerine göre farklı şekilde davranmak ve çok yüzlülük anlamına gelir.

İslâm dininin, hiç şüphesiz her mevzuda olduğu gibi siyaset, devlet, hükümet, yönetim esasları, idareciler ve idare edenler hakkında da çeşitli hükümleri, tavsiyeleri, emir ve yasakları vardır; çünkü en kâmil ve en tam dindir; hiçbir sahayı ihmal etmez, sağlam ve kusursuzdur. Allah'ın (cc.) razı olduğu, uymayı emrettiği hak dindir; eksiksiz, komple bir sistemdir; pratik ve aktif bir hayat dinidir; ütopist ve hayalperest değildir, gerçektir, gerçekçidir, dipdiridir, hayatiyet doludur; insanoğlunun her meselesiyle ilgilenir, her sorusunu çözer, her müşkülünü halleder.

O halde Müslümanlar, bu siyasî ve içtimaî (sosyopolitik) konularda da –ibadetlerde olduğu kadar– dinin ahkâmına uymakla, emirlerini tutmakla yükümlü ve sorumludurlar; bu sahalardaki ödev ve görevlerini yapmak zorundadırlar. Asla ilgisiz, bilgisiz, etkisiz, renksiz, lakayt, bigâne ve pasif kalamazlar; kalırlarsa, mesul olurlar, günaha girerler, büyük ve devamlı veballer altında kalırlar, dünyada hor ve zelil, mustazaf ve esir düşer; âhirette azap görür; perişan olurlar. Din, bir bütündür, bir kısmını yapıp, diğer kısmına sırt çevirmek olamaz. Aksine var güçleriyle uğraşmalarını ve siyasî yönden teşkilatlanmalarını gerektirir; çünkü yönetim, demokrasi ve rey oyunlarıyla dine karşı grupların eline geçer, inhisarına düşerse, bu, Müslümanların en tabiî haklarının çiğnenmesi, ibadetlerini dahi yapamama durumuna düşülmesi sonucunu doğurabilir (Başörtüsü, Cuma namazı, faiz, Ayasofya vs. konularında olduğu gibi). Müslümanların seçimlere katılmamaları, siyasetle ilgilenmemeleri, devlete talip ve sahip olmamaları, yönetime iştirak etmemeleri, pasif kalmaları, içteki azınlıkların, dıştaki emperyalist güçlerin arzusudur.

Çünkü Müslüman halkların uyanmaları, haklarını istemeleri, yönetimi elde etmeleri, onların asırlardır süren mücadelede yenik düşmeleri, istila ve istismarlarının sona ermesi demek olacaktır.

Emperyalistler; sosyal bünyesi zayıf, halkları cahil ve şuursuz, ilim ve teknikte geri ülkeleri ya doğrudan doğruya istila ederek sömürürler ya da kendi yandaşları ve ajanlarını iktidara getirerek, onları kullanarak yönetirler; o milletin kendi öz vatansever evlatları –ezkaza– herhangi bir yolla iktidarı elde ederlerse hemen onları ihtilallerle, iç ve dış gailelerle bertaraf etmeye çalışırlar.

O halde temiz siyasetle çok yakından ilgilenmeliyiz. Bu sahayı, beceriksizlerin, ahlâksızların, hayalperestlerin, yalancıların, inatçıların, istismarcıların, sahtekârların, düzenbazların, muhterislerin, rüşvetçilerin, hırsızların, ajanların, hainlerin eline terk etmemeliyiz.

Maddî ve mânevî benliğimizi kaybetmeden, haklarımızı çiğnetmeden, yurt zenginliklerimizi, ekonomik ve kültürel varlıklarımızı yağmalatmadan, hürriyet ve istiklalimizi elden kaçırmadan, vatanı böldürtmeden, her tür varlığımızı daha da geliştirmeye, genişletmeye, yükseltmeye çalışmalıyız; çok dikkatli, çok müteyakkız, çok olumlu, çok sevimli, çok bilgili, çok çalışkan, çok verimli, çok vefakâr, çok fedakâr, çok vatansever, yani özetle “çok derviş” olmalıyız. Bizim güçlü, kuvvetli ve sağlıklı olmamız tüm insanlık için elzemdir; herkes bizden medet umuyor, ümmetin gözbebeği ve en büyük ve en son ümidiyiz, bütün soydaşlarımız ve dindaşlarımız bize bel bağlamış, bizi gözlüyor, bizden işaret ve beşaret bekliyor.

Bizim salahımız, felahımız ve muvaffakiyetimiz, Doğulu-Batılı, kâfir-mü'min cümle insanlığın, dünya ve âhiret saadet ve selametiyle birçok yönden ve çok yakından bağlantılıdır. Bu bakımdan “hayat siyasetten ibarettir” desek haddi aşmış olmayız. Ancak bu siyaset “çok derviş” biçimde mi olacak, ya yoksa bugün olduğu gibi “çok yüzlü” mü (POLİTİKA) olacak? Yüksek siyaset yapan Seyis mi olacağız yoksa ucuz söylemli, dünyacı ve çok yüzlü politikacılar mı? Buna karar vereceğiz.

İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner624