Türkiye’nin gündemi hareketli ve yoğun. Aktüel konuları takip eden kitaplar da ardarda yayımlanıyor. Sadece ülkemiz değil, dünyanın tansiyonu da yüksek! Neredeyse soğuk savaş günleri yaşanıyor bir çok ülke arasında. Son olay, İngiltere ile Rusya arasında patlak verdi. Rusya’ya eskiden beri diş bileyen bazı Batı ülkeleri de bir ‘casus’ olayı üzerine Ruslara karşı tavır aldı. Casusluk, tarih boyunca insanlıkla birlikte neredeyse atbaşı yürüyüp gelmiş bir müessese. Bu konuda ciddi bir çalışma ortaya koyan araştırmacı yazar Nurettin Taşkesen, Osmanlı Coğrafyasında İstihbarat Teşkilatları adlı eseri kaleme aldı. Bu ilgi çekici konu hakkında kitabın özünü yansıtan şu satırları okuyoruz:

            “Üç kıtada 6 asır hâkimiyetini sürdürmüş olan Osmanlı’nın dağılıp parçalanması, İslam beldelerinin küçük devletçiklere bölünmesi ve sömürgeleştirilmesi için, Haçlı ve Siyonist örgütler 150 yıl öncesinden istihbarat savaşları başlatmışlardı. Bu araştırmada; Sultan Abdülhamid’in “Yıldız İstihbarat Teşkilatı”, Teşkilatı Mahsusa’nın operasyonları ve fedaileri, Nili, Bilu, Gideon, Haşumer vb. İngiliz işgali öncesi Siyonist örgütleri, Haganah, Irgun, Stern vb. işgal sonrası Siyonist örgütleri, İngiliz İstihbarat Örgütü Intelligence Servisine bağlı Arap Bürosu casusları ve faaliyetleri, çok bilinen casus Lawrence ve Gertrude Bell’in yanısıra Aubrey Herbert, Charles Noel, Irvine Shakespear gibi adı pek bilinmeyen İngiliz casuslarının hikâyeleri incelenmiştir. Yüz yıl önceki bu casusların hayatlarını ve entrikalarını okurken, günümüzde de benzer oyunların oynanmakta olduğunu hayretle ve ibretle göreceksiniz.”

                Bir başka kitap yetişkinlerin her zaman gündeminde olan konu: Bu Çağda Çocuk Yetiştirmek (Ahmet Maraşlı). Anne babalar, anne baba adayları, eğitimciler ve çocukların iyi yetişmesini isteyen herkes için, uygulanmış ve uygulanabilir örnekler eşliğinde çok sayıda yollar sunan bir başucu, masaüstü ve çanta kitabı. “Ateşler içinde bile olsa çiçek yetiştirilebilir.” iddiasında bir eser. Aileler ve eğitimciler; çocuklarını, öğrencilerini ve yakınlarını iyi yetiştirmek için asla çaresiz değil, aksine çok güçlüler. Yeter ki, yeterince istesin, düşünsün, araştırsın ve olumlu anlamda harekete geçsinler. Malum; fedakârlık olmazsa hiçbir şey olmaz. O fedakârlık hele bilinçle birleşirse -istisnalar kaideyi bozmaz- ortaya harikalar çıkarır.

                Farklı bir çalışma da, Murat Başaran’ın iyi denemelerinden meydana gelen ve 27’nci baskısı yapılan Sevmek Ölmekle Başlar isimli eseridir. Bu kitap hakkında ustaların söylediklerine kulak vermeli: “Sevmek Ölmekle Başlar diyor Murat Başaran. Bir kitap için oldukça düşündürücü isim bulmuş. Birisine korkunç gelen ölüm olayı, bir diğerine sevgili ölüm olur. Mesele farkı idrak etmekte. Murat Başaran’ı okursanız yakaladığı üslûbu ve ördüğü tefekkür motifli cümleleri biraz hayret, biraz da takdirle karşılarsınız.” (Abdurrahim Karakoç). “Murat Başaran tarihî ve manevi motifleri ustaca yerli yerinde kullanıyor. Dili çok sade olmasına rağmen, şiirli ve zengin... Kendisinden çok güzel eserler bekliyorum.” (Ahmet Kabaklı) “Bakın, Murat konuşuyor. Diyecekleri var: Aklın son hududundan derlenmiş, taze, istikametli... Keşke bütün Murat’lar aynı konuşsa. Sevmek... bir kolay bir zor. Ölmek… bir kolay bir zor. Başlamak... bir kolay bir zor. Ama, Murat’ı dinlemek bir hoş. Dolu dolu oluyor şimdileriniz. İçinizde bir çalar saat ansızın kendini hatırlatıyor, ötüyor. Murat konuşuyor çünkü.” (Gürbüz Azak) Üç kitap da Mihrabad Yayınları’ndan.

Türk İslâm Medeniyeti Tarihi Prof. Dr. Mehmet Şeker ve Yard. Doç. Dr. Süleyman Genç’in ortak eseri: Türkler, Müslümanlığı kabul ettikten sonra, İslâm öncesi döneme ait kültürel, medenî, sosyal birikim ve bazı değerleri, İslâmî değerler ile mezcetmek suretiyle yeni bir tarih, kültür ve medeniyet inşa sürecine girmişlerdir. Bu süreçte Türkler, yeni bir ruh, yeni bir kimlik ve dinamizmle kurdukları yeni devletler vasıtası ile dünyaya açılıp aşk ile imanı, insaf ile adâleti, müsamaha ile aklı mantığı bütünleştirip, bilgiye ve ilmî araştırmaya değer vererek tarih sahnesinde yapıcı ve hamleci bir rol üstlenmişler ve dolayısıyla cihanşümul bir medeniyetin parçası olmayı başarabilmişlerdir. Bu mütevazı eser, İslâm’ı kabulle birlikte İslâm medeniyeti dairesine girmiş olan Türklerin; hem bu medeniyet dairesindeki yerlerini, hem de diğer milletlere ve toplumlara hizmet amacıyla ortaya koydukları müessese ve sosyal kurumları örneklerle ele alıp, genç kuşaklara ve okuyuculara aktarmak amacını hedeflemiştir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.