Ailelerde en büyük problem oluşturan konu şiddettir. Şiddetin olduğu mekanlar sakin mekanlar değildir. Nerede şiddet varsa orada adaletsizlikler de vardır. Adil olunmayan her yer huzursuzluğun ve tedirginliğin olduğu yerdir.

“Aileyi yönetmek devleti yönetmekten zordur” der ünlü düşünür Montaigne. Devletin reisi ne kadar adil olursa altında tabi olanlar o kadar itaat edecek ve huzur dolu bir ortam içinde yaşanacaktır. Can, mal, nesil, akıl ve inanç güvenliğinin sağlanması bir devletin asli görevidir.

Devlet gibi olan aile de bundan beri değildir. Canı, namusu, malı, aklı, inancı korunan, hür iradesi olan, adaletin inşaa edildiği, beşeri isteklerinin karşılandığı evlerin sakinleri huzurlu olacaklardır.

Adil olunmadığı, kendisine ilginin azaldığı, kendisini değersiz gördüğü, hakkına gasp edildiğini, sevilmediğini ya da anlaşılmadığını düşünen kadın hakkını aramak için adaleti tesis etme görevi olan kocasına diklenebilmektedir. Artık dayanamaz duruma gelip boşanmayı bile göze alabilmektedir.

Bu halde boşanmak istemeyen, evliliğini kurtarmak isteyen bir bey varsa karısını tekrar kazanmak için ne yapmalıdır?

Bizi terbiye eden Rabbimiz yol göstermektedir. Kalkıp gideceğinden bir bilgiye dayalı olarak şüphe edilen hanıma öncelikle öğüt vermesini, erkeğin halini düzeltmesini, yani bir bakıma “kur” yapmasını, eşinde iyilişme durumu olmazsa yatakğında yanlız bırakmasını ve hala durumlar kötü ise en sonunda da bir süreliğine ayrılmasını tavsiye etmiştir. Eğer aralarını düzetmek isterlerse hanımına karşı bunlardan başka bir yol aramaması Nisa suresi 34. ayetinde emredilmiştir.

Öğüt vermek, nasihat etmektir. Hz. Muhammed (a.s.) “ Din nasihattir” buyurmaktadır. Zorlama ile değil güzellikle ile olan nasihatın tatlı dille yapılması gerekir. “Nefret ettirmeyin sevdirin, zorlaştırmayın kolaylaştırın” emri de buna ektir.

Adem’e secde emrine karşı gelen İblise Hak Teala “seni bana karşı koyduran nedir” diye sormuş, verdiği mazerete karşılık olarak da İblisi makamından indirmiştir. Böylelikle İblisin imtihanı zorlaşmıştır.

Rahman kullarını terbiye etmektedir. Teşbihte hata olmaz babında erkek de hanımına “seni bana karşı diklendiren, karşıma aldıran nedir” diye sormalıdır. Evin reisi olan erkek bu şikayetlerden kendi hatalarını görmeli, adaleti yeniden inşaa etmelidir.

Haksızlığa uğradığını, ihmal edildiğini, sevilmediğini vs. düşünen eşine iyi davranmalı, af etmeli ve yeni bir sayfa açmalıdır. Halini düzelttikten sonra hala diklenen bir hanıma karşı yapılacak eylem kadını öncelikle rahat bırakmasıdır.

Evliliğin en önemli sebeplerinden biri olup bedenlerin sukunete ermesine sebep olan cinsellik bu süreçte bir süreliğine bırakılmıştır. Bu durum hem kadın için hem de erkek için büyük problemdir.

Bedeni sukunete götüren eylemin ertelenmesi süreci daha çok zorlayacak, her iki tarafı da ortada buluşmaya itecektir. Zira her iki tarafta bu eylemden ciddi rahatsızlık duymaktadır.

Bu süreçte hanım hala kendisinin anlaşılmadığı ve iyilikle karşılık alamaması üçüncü evreyi gerekli kılmaktadır. Eşlerin biraz ayrı kalmaları istenmektedir. Bu durumda iki taraf için biraz daha düşünme imkanı oluşturacaktır.

Boşanma kararı alan bir beyin hanımını evden çıkarmaması, kadının da evi terk etmemesi istenirken bu son durumda biraz ayrılık tavsiye edilmektedir.

Çoğu meallerde söylenen “dövün” tabiri durumu daha çıkmaza itecek, kadını daha da erkeğinden soğutacaktır. Allah Resulu de bu ayeti dövün olarak algılamamış, asla hanımlarını dövmemiş ve  bunu yapanları men etmiştir.

Hasılı Kelam evrensel olan İslam dini aileyi bu şekilde teminat altına almıştır. Evlilik; insan olan ve bu insanlığını hidayet ile birleştirerek mümin olma şerefine erişenlerin huzuru bulup sukunete erebileceği bir kurumdur.

Sözlerinde durmayan, emanetlere ihanet eden, sorumluluğunun farkında olmayan, sınırlarını ve görevlerini bilmeyen kişiliksiz kişiler evlendikleri eşlerine huzur veremeyeceklerdir. Mesele odur ki insanlık yolunda sınıfta kalınmasın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kevser Yılmaz 2018-08-09 16:46:17

Yazının tamamını okuyan var mı? Ayette darabe geçiyor ama Efendimiz sav onu öyle algılamadı çünkü hanımlarını hiç dövmedi diye bir içtihad yapmış. Müminlerin anneleri işi fiziksel çatışmaya vardıracak bir hata silsilesi içinde olmadılar demek daha doğru değil mi? Kadın erkek ilişkilerinde yargıyı daima kadının mutlak haklı olduğu kuramı üzerine bina ediyoruz fakat bir kadın olarak kendimizin de bazen dövmemek için ya sabır çektiğimiz kadınlar olduğunu hatırlamıyoruz. Gerçek şu ki kadın da haksız olabilir. Erkek ne kadar iyilik yaparsa yapsın olumsuz eylemler içinde bulunuyor olabilir. Sınırlarını denemek için sürekli üstüne geliyor olabilir. Kaldı ki darabe fiilinin sınırlarını da hepimiz biliyoruz. El yukarı kalkmayacak yüze vurulmayacak vs vs. Kibar ve modern görünmek için darabe aslında darabe değil demek kuranı en baştan en sona değiştirmenin kapısını açar. Bu çok tehlikeli

Avatar
YENER KARAÇAM 2018-08-10 20:53:15

asi̇ye hanim i̇yi̇ güzelde şi̇mdi̇ i̇şi̇n aslini yazmamişsiniz bi̇r evli̇li̇kleri̇ ai̇leler zorlaştiriyor i̇ki̇ düğünler idi̇ni̇mi̇ze uygun olmuyor üç sevgi̇li̇ ne demek dört kizim her şeyi̇ alalim zorluk çekmesi̇n

banner623

banner624