Şimdi herkes elindeki benzin bidonunu yavaşça yere bıraksın!

Bayram Zilan 10.01.2017


Her şey gözümüzün önünde olmuyor mu?

Olabildiğince açık ve seçik değil mi her şey?

Tenimiz, rengimiz, etnisitemiz, mezhebimiz ayırt edilmeden, topyekûn hepimize saldırmıyorlar mı?

Mesela 15 Temmuz'da hepimizin iradesinin tecellîgâhı olan TBMM'yi bombalayanlar…

Hatırlayın o alçakları!

CHP'li, AK Parti'li ya da MHP'li milletvekillerinin bulunduğu sıraları hedef alıp mı bombaladılar?

Partilere göre mi saldırdılar?

Bu bizim parti, burayı bombalamayalım, şu düşman parti, şuraya bomba yağdıralım” deyip, partileri tasnif mi ettiler? Kategorize mi ettiler?

Yoksa parti, ideoloji, görüş ayırt etmeksizin, herkese, her yere, her partinin, her milletvekilinin tepesine mi bomba yağdırdılar?

Allah aşkına söyleyin!

MHP'li ya da CHP'li birisi çıkıp, “15 Temmuz'da TBMM'yi bombalayanlar, bizim partiye, bizim milletvekillerine saldırmadı” diyebilir mi?

Mesela DAEŞ…

Laik/Kemalist yaşam biçimini mi kendisine hedef seçti sanıyorsunuz?

Ya da İslam için mi sekülerlere saldırdığını düşünüyorsunuz?

Eğer öyleyse, DAEŞ'in katlettiği on binlerce Müslümanı nereye koyacaksınız?

PKK mesela…

Kürt hakları için ya da Kürtlere özgürlük sağlamak için mi “insan” öldürüyor?

Bir an için PKK'nın yoğun propagandasına kanmış birisi olduğunuzu düşünelim. Bir an için PKK'nın gerçekten Kürtler için mücadele ettiğine inanmış bir sempatizan olduğunuzu farz edelim. Peki, bir PKK sempatizanı olarak: “PKK İzmir'de Kürt Fethi Sekin'i neden öldürdü?” diye sormanız gerekmez mi?

İş kazası” mı diyeceksiniz yoksa!

PKK'nın bugüne kadar binlerce masum Kürdü neden öldürdüğünü sorgulamanız gerekmez mi?

Kürt hakları için Kürt öldürmek” size ne kadar rasyonel geliyor?

Diğer terör örgütleri bunlardan beri mi peki?

DHKP-C mesela…

Sol değerler için, proleterya devrimi için, işçi sınıfı için, yoksul kesim için mi terör yapıyor?

Peki ya FETÖ?

Diyalog için mi bunca hainlik?

Yoksa daha yaşanabilir bir Türkiye için mi bunca ihanet?

Yukarıdaki soruların tamamının cevabı HAYIR!

Fena halde yanıldı herkes! Ve aldatıldı…

Ne PKK Kürtler için, ne DHKP-C sol değerler için, ne DAEŞ İslam için, ne de FETÖ diyalog, Türkçe, Türkiye için “terör faaliyeti” yürütüyor!

Bu terör örgütlerinin tamamı makyajlı, tamamı kamuflajlı, tamamı fabrikasyon…

Hiçbirisinin temsil ettiğini iddia ettiği taban ile ilgisi yok.

Hiçbirisinin temsil ettiğini iddia ettiği ideoloji, sosyoloji ya da sınıf ile alakası yok.

Ama hepsinin birbiriyle ilişkisi var, hepsinin birbiriyle teması var.

Dahası, hepsinin bir diğeriyle fikir, eylem ve metodoloji birliği var.

Eşgüdümlü hareket ediyorlar, birlikte harekete geçiyorlar!

Vardiyalı Terör Örgütleri bunlar!

Sabah PKK saldırıyor, öğlen DAEŞ! İkindi vakti DHKP-C çıkıyor sahneye! Kahvede, üniversitede, bakkalda, manavda fi tarihinden kalma kof ve salaş bildiriler okuyor, devrimi okeye taş arayanların oturduğu masalarda arıyorlar. Akşam, nöbeti FETÖ alıyor, açtığı yüz binlerce fake sosyal medya hesabı ile Türkiye'nin zihnine, duygu ve düşünce dünyasına saldırıyor, İngilizce twitlerle dünyanın Türkiye algısını tahrif ediyor, sabaha kadar “psikolojik savaş ajanlığı” görevini ifa ediyor. Sonra, ertesi sabah, kirli ve kanlı elleriyle ihanet nöbetini PKK'ya devrediyor.

Hepsi, aynı orkestra şefinin yönettiği enstrümanlar!

Hepsi, birer İngiliz Anahtarı!

Hepsi, birer maymuncuk!

Peki, bütün bu olup biten karşısında biz ne yapıyoruz?

Bu ülkenin aydınları, yazar-çizerleri, siyasetçileri, STK'ları, kanaat önderleri, medyası, sanatçıları, sporcuları ne yapıyor?

Vatandaşlar ne yapıyor?

Laik-Seküler kesim, Alevi, Sünni, Kemalist, Mütedeyyin, Hanefi, Şafii, Kürt, Türk, Sağcı, Solcu, popçu, topçu ne yapıyor?

Söyleyeyim ne yaptığımızı!

Terör örgütleri vardiyalı olarak, sana, bana, ona, buna değil, “bize” saldırıyor, hepimizi hedefe koyuyor. Sonra biz, daha cenazelerimizi bile kaldırmadan, daha yaralılarımızı ambulans sedyesine bile taşımadan başlıyoruz birbirimize saldırmaya.

Yiyoruz birbirimizi… Suçluyor herkes herkesi…

Nedir bu akıl tutulması beyler, hanımlar, ağalar, paşalar, burnundan kıl aldırmayanlar?

Nedir bu ferasetsizlik? Bu nefret ve şiddet dili?

Bu nobranlık, bu kolaycılık ve bu ekstremlik nedir, söylesin biriniz?

Allah aşkına!

Her şey gözümüzün önünde olmuyor mu bir kez daha?

Bir kez daha olabildiğince açık ve seçik değil mi her şey?

Hedefte olan ne tek başına sensin, ne de bir başkası!

Hepimiz hedefteyiz, herkes hedefte, sen, ben, o, şu, bu değil…

Biz hedefteyiz biz!

Kayseri, Reina ve İzmir saldırıları neden peş peşe geldi bir düşün!

Kayseri'de Kürt-Türk, Reina'da Seküler-Mütedeyyin, İzmir'de Sol/Kemalist-Sağ/Muhafazakâr kesimi karşı karşıya getirmek istediler. Sinir uçlarımıza çalıştılar.

Tıpkı Maraş, Sivas ve Çorum'da yaptıkları gibi!

Neden idrak etmiyorsun, neden fehmetmiyorsun, algılamıyorsun, anlamıyorsun?

Geç kalmadan, dizine vurmadan, pişman olmadan, iş işten geçmeden…

Yarına bırakmadan!

N'olur, hemen şimdi...

Herkes elindeki benzin bidonunu yavaşça yere bıraksın.

Yoksa hepimiz yanacağız!

Yoksa hepimizi yakacaklar!

Ne yapacağız peki?

Söyleyeyim onu da…

Eğer bize gösterileni değil, bir adım geri gidip bizden gizleneni, resmin büyüğünü görürsek, eğer birlik olursak, eğer ideolojilerimizi, siyasal görüşlerimizi, faklılıklarımızı ve elimizdeki benzin bidonlarını bir kenara bırakır da birbirimize sarılırsak…

Ve eğer teröre, teröriste karşı “tek ses” olursak…

İşte o zaman hiç kimse bizi yıkamaz!

Hiç kimse o kirli amacına ulaşamaz!

Gün, kavga etme ve yumruk sıkma günü değil!

Gün, birlik olma ve kucak açma günüdür!

O halde, haydi Türkiye…

Sarılın birbirinize…

Yedi düvele, sekiz örgüte ve dokuz canlı orkestra şefine karşı

Sıkıca sarılın birbirinize.

Ve BİZ olun!


Etiketler: