Bu yazımızda son zamanlarda çok konuşulan yaşam başarısı kavramından bahsedeceğim.

İnsan hayatının belirli dönemlerinde önemli basamaklar ve dönüm noktaları vardır. Bu süreçlerde sahip olunması gereken bazı başarılar vardır. Okul başarısı, ders başarısı, sınav başarısı, meslek başarısı, evlilik başarısı ve çocukların başarısı gibi. Bu başarıların tamamını bir bütün halinde düşünürsek ve resmin geneline bakarak hepsine ‘yaşam başarısı’ diyebiliriz.

1980'li yıllarda Türkiye’de olimpiyatlarda (matematik, fizik, kimya,..) derece yapmış bir grup öğrencinin 20 yıllık hayatları incelendiğinde görülmüş ki, bu öğrencilerin büyük bir çoğunluğu iş hayatında aynı başarıyı yakalayamamış.

Çevrenizde rastlıyorsunuzdur; son yıllarda çok iyi üniversiteleri çok iyi derecelerle bitirmiş ama iş arayan veya iş beğenmeyen gençler var. Ya da güzel bir evlilik yapıp boşanan gençler...

Yine son 10 yıldır üniversite mezunu işsiz sayısı çok arttı. Çünkü gencimizin üniversiteye hazırlanma sürecindeki sınav başarısı çok iyi, üniversitedeki ders başarısı çok güzel, ama öğrencimiz bu başarılara o kadar çok odaklanmış ki, gerçek hayattan kopmuş. Üniversite bittikten sonra bir bakıyor ki iş ortamı çok farklı. Meslek bilgisinden ziyade sosyal olmak, girişken olmak, ekip çalışmasına yatkın olmak, iletişim becerilerine sahip olmak o kadar çok ön plana çıkıyor ki gencimiz meslekte başarısız oluyor.

Bazı gençlerimiz ise Anadolu-Fen Lisesi ve Üniversite hazırlık sınavlarında çok iyi netler yapıp iyi bir lise ya da üniversiteye giriyor. Hedefine ulaştıktan sonra artık her şey bitmiş gibi düşünüp yelkenleri salıyor. Sonuç mu? Okulu uzatan, bitiremeyen, zorla bitiren yüzlerce genç.

Örnekleri daha artırabilirim. Sizce bu insanların yaşam başarıları nasıl?

İşte bahsetmiş olduğum bu başarılardan sınav başarısı var ki, gerek çevrenin, gerek ailenin baskısı ile o kadar çok ön plana çıkarılıyor ki diğer bütün başarıları gölgede bırakıyor. Sınava hazırlanma süreci doğal sürecinden çıkıp farklı bir hal alıyor. At yarışı mı dersiniz, ne derseniz deyin.

Her insan ayrı bir dünyadır, değil mi? Genetik olarak aynı olmayan iki canlıyı nasıl kıyaslayabiliriz ki? Nasıl aynı puanı almasını bekleriz ki. Ama velilerimiz ne yapıyor; aynı okulda, aynı sınıfta, aynı hocalarda okuyorlar diye iki öğrencinin de aynı puanı almasını bekliyor ve başlıyor bir savaş, psikolojik savaş. Başrollerinde ise anne ve babalar oynuyor. Savaşın mağdurları ise yine aynı kişiler ve birde tabiî ki öğrenciler? İlk girişte bahsettiğim yaşam başarısının içinde çocuklarımızın başarısının da payı var elbette, ama anne ve babalar çocuklarının başarısını tamamen kendi başarıları gibi görüp olayı abartıyorlar.

Her öğrenci iyi bir lisede ya da gözde bir üniversitede okumak ister. Bunlar başarı için önemli adımlardır elbette. Fakat tek adım, tek çare, tek sonuç değildir. Yaşam savaşında, başarı yolculuğundaki küçük adımlardan bir tanesidir sadece. Her veli sınava hazırlanma sürecinde, öğrencisine bunları gözeterek muamele etmelidir. O öğrenci sınavı kazansa da, kazanmasa da bizim evladımız olmaya devam edecek. Sınava hazırlanma sürecinde öğrenci ile iletişimimizi koparmak bize ne kazandırır ki? Sınavları, veli ve öğrenciler arasına giren kara kedilere benzetiyorum. Anne babalar ile çocukları arasında uçurumlar açılıyor.

yaşam başarısının içinde bir de insan olmak var elbette. Doğru insan olmak... Ahlaklı ve düzgün... Kendine, ailesine, anne babasına, komşularına, mahallesine, ülkesine, vatanına ve milletine faydalı insan olmak...

sınava hazırlanan öğrenciniz varsa lütfen kendinizi bir gözden geçirin. Ve şu soruyu kendinize sorun:

Sınav başarısı mı, yaşam başarısı mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.