MEB kısa süre önce ortaokullardan liselere geçiş sınavını açıkladı. Liseye geçişlerde merkezi bir sınavın var olması olumlu bir durumdur. Ancak bu açıklama sonrası tartışmalar bitmedi…Eğitim planlaması yapılırken nüfus artışımız, genç nüfusumuz dikkate alınmalıdır… Türkiye’nin 2016’da yıllık nüfus artış hızı, binde 13,5 olarak gerçekleşti ve 1,3 milyon bebek doğdu. Bu bebekler 4-5 yıl sonra okula başlamaktadır… Bu 1 milyonluk artan nüfusumuz (hamdolsun) için mevcut eğitim imkânları kısa sürede yetersiz hale gelmektedir…

ELEME VE YÖNLENDİRME YETERLİ DEĞİL

TÜİK verilerine göre 2015-2016 döneminde ilkokulda 5,4, ortaokulda 5,2 ve lisede ise 5,8 milyon öğrenci bulunmaktadır. Bu verilere göre eğitimde “eleme ve yönlendirme” olmadan bir üst eğitim kademesine öğrencilerin devam ettiği söylenebilir.

Yönlendirme yapılabilirmi? Lisede eğitim-öğretim gören 5,5-6,0 milyon kadar öğrencininyaklaşık 3 milyonu genel ve 2 milyonu mesleki ve teknik bulunmaktadır. Bu rakamlara dikkate alınsa bile öğrencinin en az %50’inin sınav yapmadan mesleki eğitime yönlendirilmesin mümkündür. Yönlendirilecek öğrenci sayısının daha yüksek olduğunu düşünüyorum… İşte alttan gelen çok sayıda öğrencinin varlığı ve yönlendirmenin yapıl(a)maması geçişlerde sınavları zorunlu kılmaktadır.

LİSELERE GEÇİŞ

İlkokuldan ortaokula geçiş sınavsız; ortaokuldan liseye geçiş ise sınavla yapılmaktadır. .Bu durum da çelişkili!

Ortaokulda 5,0-5,5 milyon öğrencinin basit bir hesaplama ile 1,3-1,4 milyonu son sınıftadır.  Bu öğrencilerinbüyük kısmı kaliteli liselere gitmek istemektedir…

2016-2017’de 1 milyon 192 bin 660 öğrenciden 1 milyon 19 bin 577 kişi tercih yapmıştır. Kaliteli liselere (buna Anadolu ve bazı liseler dâhil) gitme yönünde yoğun bir talep vardır/olacaktır.Kaliteli liselerin (Fen ve Sosyal) kontenjanı ise 35.000 civarındadır. Bu arz ve talebe göre sınavsız bu seçimi adaletli/eşit bir şekilde yapmak zordur. Talebi karşılamak için 2.434 Anadolu lisesinin bir kısmının da kaliteli lise sınıfına dahil edilmesi gerekir…

MERKEZİ SINAV

Eğitim kademeleri arasında sınavın tamamen kaldırılmaması doğru bir yaklaşımdır. Fen/sosyal ve Anadolu liseleri (üniversitelerde benzer) öğrenci kabulünde talep eden öğrenci sayısının kontenjanlarından daha yüksek olduğu dikkate alındığında sınav bir ihtiyaçtır.  Eğitim kurumlarının (Üniversite, Fen lisesi vs) öğrencisini kendisi direk seçen (kabul eden) bir sistem benimsenmediğine göre adalet ve eşitliği sağlamak için merkezi sınav uygulamalarına devam edilmesi yerinde bir karardır.

Yeni düzenleme ile bazı okulların/öğrencilerinbaşarısız olarak etkilenmekten kurtulacak olması, öğrencilerin sadece bir kısmının sınavla yerleştirilecek olması ve sınavın isteğe bağlı olması sınav stresini azaltması yönüyle olumlu karşılanabilir...

Yeni sistemin başarısı “bölgeler ve okullar arası farklılığın” dikkate alınmasına bağlıdır. Türkiye’de en yüksek ortalama puana fen okuryazarlığı ve okuma becerilerinde Batı Marmara; matematik okuryazarlığında ise Ege Bölgesi sahiptir. Bu üç alanlar en düşük ve en yüksek bölge arasındaki puan farkı sırasıyla 66, 74 ve 72’dir.  En düşük bölgeye göre en yüksek bölgelerde %20 daha yüksek başarı ortaya çıkmıştır.

Okul türleri arasındaki puan farklılığı önemli bir konudur. Örneğin, fen okuryazarlığı puanlarındaki okullar arası değişimin oranı ise % 37,1’dir. Bu anlamda fen, sosyal ve Anadolu liseleri arasında bile fark vardır. Bunlara “öğretmen farklılığını” da eklemek gerekir…

Merkezi sınav için öngörülen 60 soru az olup sınavın geçerliliği (güvenilirliğini) tezyif edecektir. Bundan dolayı soru sayısı artırılmalıdır. Sınav konularını halen 8. sınıfta bulunan öğrencilerin durumu dikkate alınarak 8. sınıf konularıyla sınırlandırılmalıdır.

SINAVSIZ…

Sınavsız yerleşecek öğrencilerin yerleştirilmesinin deplanlanması gerekir. İkametlerine en yakın okula yerleştirilmelerde hangi muhitte hangi okul türüne ne kadar talep olduğu tahmini zordur. Okul türüne talep büyük ölçekli şehirlerde sorun teşkil edebilecektir. Bu okullarda kontenjan (arz diye okuyun) öğrenci talebinden az/fazla olabilir. Bu konuda tedbir alınması gerekir.

Son söz: Bölge, okul ve öğretmen farklılığının olduğu yerde sizce kim neyi tercih eder?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
öğretmen M.Alim Yaprak 2017-11-16 01:07:29

Merkezi sınavın tamamen kaldırılmaması yerinde bir karardır. Yılların öğretmeni olarak yönlendirme yapılmamasını sistemin zayıf noktası olduğu doğrudur. Bu çocukların bir kısmının akademik bir yeteneğinin olmadığı belli olup, erken dönemde sanata yönlendirilmesi gerekir. Farkındalık doğuran bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.

Avatar
arzu karatas 2017-11-16 18:14:10

Benim bir gun tum universiteler sinavsiz olacak diye bir ongorum vardi hocam. Isteyen istedigi fakulteye gidip derslere girecek yasayarak tecrube, ederek o meslegin kendine uygun olup olmadığını deneyimleyecek. Basarili olamayanlar asla sinif gecemeyecek cunku bir ust sinifa gecmek merkezi sinavlarla olacak.Boyle bir sistem hayalim vardi. Bir gun olacak. ilk bir yildan sonra ogrenciler ilgili konuda calismaya baslayacak. Yarim gun is yarim gun egitim. Bir gun bunun olacigini dusunuyorum. Sinav secilecek mealegi degil, basari durumunu belirlemeli. Guzel bir yazi olmus hocam.

Avatar
Garip Aziz Kiraz 2017-11-16 14:04:34

Elbette aklı başında olanlar çocuklarını iyi okul, sınıf ve öğretmene vermek ister. Burada yetkililere önemli görevler düşüyor. Zengin, üst yöneticiler bir şekilde bu sorunu çözüyor. Olan Garibana oluyor. Kim ne derse desin, olan garibana oluyor.