Birkaç gündür İran’da bir şeyler oluyor. Ülkenin iki şehri hariç neredeyse tamamında sokaklar yangın yeri. Göstericiler savaş alanına çevirdi şehirleri. Dün itibariyle ölü sayısı 23’e yükseldi. İsyanların arkasında dış güçlerin parmaklarının olduğu iddia ediliyor.

Güçlü bir devlet geleneğine sahip İran’da sokak isyanlarının bu derece hızlı yayılması gizli eller tarafından yapıldığı düşüncesine götürüyor. Özellikle İsrail Başbakanı Netanyahu ve ABD Başkanı Trump’ın ajite edici açıklamaları bu algıyı güçlendiriyor.

Ekonomik gerekçelerle başladığı iddia edilen İran’da ki sokak gösterilerinin bir anda rejim aleyhtarlığına dönmesi bizdeki GEZİ PARKI çapulcularını ve onların arkasındaki dış güçleri hatırlatıyor. Eğer Türkiye Gezi çapulcularına gereken dersi vermeyip, önlem almasaydı, önü alınmaz dış müdahalelerin devamı gelecekti. Nitekim arkasından gelen 15 Temmuz da ülkemizi parçalamak için giriştikleri son hamleydi. Bu yüzden İran her ne yaparsa yapsın, dış müdahalelere fırsat vermeden bu sorunu kendi içinde çözmeli, kıvılcımın büyümesine fırsat vermemelidir.

İran’ın iç dinamiklerini iyi bilenler, 1979 İran devrimini hangi gerekçelerle yaptılarsa, şimdiki ayaklanmaları da benzer gerekçelerle yapmak istiyorlar. Asıl hedef Batı’nın İran’da gerçekleştirmek istediği projelerin bir türlü zemin bulamaması olabilir. Bizim Coğrafyamızda yaşanan olayları göz önünde bulundurursak dış müdahalenin olmadığı neredeyse hiçbir olay yok.

İran’daki gelişmeleri sadece medyanın bize duyurduğu kadar bilebiliyoruz. Hiç düşünmeden, analiz bile yapmadan meseleyi Şiilik, Sünniliğe indirgeyerek taraf oluyor, hafif meşrep insanlar durumuna bile düşenlerimiz olabiliyor. Başlıyoruz medyanın kirli yalanlarını dillendirmeye...

Türkiye toplumu olarak Coğrafyamızda gelişen olaylara duygusal yaklaşamayız. Bilinmelidir ki mesele ne Şiilik ne de Sünniliktir. Gelişmelerin ve oynanmakta olan oyunların hakikatine vakıf olmak için ekranlardan uzaklaşıp ferasetle hareket etmemiz gerekir. Coğrafyamızın farklı yerlerinde oynanan oyunlar şimdi de İran’da oynanmak isteniyor...

Aktörler rollerini çok güzel belirlemişler. Seyirciler de oynanan oyunlar üzerinden hakikati görmeye çalışıyor. Oysa oyun sadece düzmece bir senaryodan ibaret. Daha önce benzer senaryolar bizde de oynandı.

Bölgemizde yaşanan dış güçlerin oyununu İran ve Rusya ile bozan Türkiye’ye verilmek istenen bir ders de olabilir. İran’ı sarsıp bölgeyi yeniden bataklığın içine çekmek istiyorlar. Batı dünyası gizli taşeron örgütlerle yapamadığını şimdi de İran’ı kendi içinden vurarak yapmak istiyor.

Ekran nereyi gösteriyor, malum gazeteler kimleri işaret ediyorsa bilinmelidir ki düşmanın hedefi bellidir...

Bizim Coğrafyamızda birileri sürekli operasyon yapıyor ve bu yapılan operasyonları yapanlar üzerinden düşmanı görmemiz gerekirken, maalesef sürekli oyuna geliyor ve perdenin arkasını görmeyi düşünme zahmetine bile girmek istemiyoruz.

Bu arada, İran’ın Coğrafyamızda yaptığı yanlışları da görmezden gelecek değiliz. Fars yayılmacılığını, Yemen’de yaptığı yıkımları, Suriye’de katil Eset’in yanında yer almasını unutmuş değiliz. Ama şu anda İran’da yaşananlar sadece İran’ın meselesi değildir. Yanlışa yanlış ile karşılık verilmez. İran’ın yanması, 560 km’lik komşu ülke bizi de yakar.

İran meselesinin hakikatini yeniden hatırlamak için Mahmud Erol Kılıç hocaya gönderme yapmak istiyorum. Mahmud hocanın oluşturulmak istenen Sünni ve Şii düşmanlığı üzerine çok anlamlı bir yazısını okumuştum. O yazısında batılı oyuncuların nasıl Sünnileri Şiilere, Şiileri de Sünnilere düşman edebilmek için Osmanlı zamanında oynadıkları sinsi oyunu gerçek bir hikaye ile çok güzel anlatmıştı.

Öncelikle Coğrafyamızda gelişen olayları anlamak için Mahmud hoca şöyle demişti: “Ortadoğu'da olup bitenleri anlamak için her şeyden evvel çok yüksek ölçekten bir harita çıkarıp sonra derece derece inerek daha dar ölçekli haritalar üzerinde çalışma yapmak gerekir.”

Sonra da Sünniler ve Şiiler arasına ekilen fitne tohumlarının ipuçlarını Ayetullah Munteziri'nin Hatıratını naklederek vermişti. İsteyen o hatıratı Mahmud hocadan dinleyebilir. Aramızda farklılıklar olsa da hepimiz bu Coğrafyanın insanlarıyız. Farklılıklarımızın olması çok normaldir.

Irak’tan, Suriye’den sonra sıranın İran’a gelmemesi sadece İran için değil bütün bölge için çok önemlidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.