“Sorumluluk almaktan çekinen, imza atmaktan imtina eden, yeni projeler üretmekte yetersiz kalan hiçbir bürokrat bulunduğu makamı fuzuli yere işgal etmesin. Bunun affı yok. İstemiyorsa istifa etsin. Bizim işimiz gücümüz var. Kimsenin yokluğu bu ülkede herhangi bir boşluğu ve eksiği ortaya çıkarmaz.”

Yukarıdaki sözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait.

Erdoğan, bu sözleri geçtiğimiz günlerde yapılan AK Parti Trabzon İl Kongresinde söyledi.

İfadeler oldukça ağır…

Ve bir o kadar da haklı…

Bu ülkede uzunca bir süre “bürokratik oligarşiden” söz edildi. Bürokrasinin “Siyaset kurumunu esir aldığı ve bir vesayet düzeni kurduğu” söylendi.

Bürokratların milleti karşısına alıp devleti ya da kişisel çıkarları öncelemesinden şikâyet edildi.

Bu şikâyetler sadece AK Parti iktidarından önce değil, bizzat AK Parti iktidarı varken de yapıldı.

Fakat bir farkla…

AK Parti’den önce herkes şikâyet etti ama hiç kimse gereğini yapmadı.

AK Parti’den önce kimse “bürokratik vesayetin bitirilmesi” için mücadele etmedi.

Kimse devletin kılcal damarlarına kadar yerleşmiş ve siyaset kurumunu esir almış bürokratik oligarşinin temizlenmesi için ter dökmedi. Her siyasi iktidar sadece şikâyet etti. Hatta çoğu zaman iktidarlar bürokratik vesayete hizmet etti.

AK Parti, 2002’de iktidara geldikten sonra periyodik olarak bürokrasiyi değiştirip dönüştürmeye çalıştı. Milletin hizmetinde olan, halkın talepleri doğrultusunda iş yapan bir devlet bürokrasisi modelini inşa etmek için çetin mücadeleler verdi. Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen bu mücadele zaman zaman sert kayalara çarptı. Devletin karanlık dehlizlerinde gizlenen odaklara dokunuldukça itirazlar yükseldi. Fakat tüm bunlara rağmen bürokrasiyi kök saldığı “özerk alandan” söküp “milletin emrine” vermeye çalışan iradenin mücadelesi hep devam etti.

Bugün gelinen noktayı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trabzon’da bürokratlara yaptığı uyarıyı bu mücadelenin bir devamı olarak okumak gerekiyor.

Vatandaş odaklı siyaset yapan AK Parti hükümetinin uygulamak istediği projelerin bürokratik oligarklar tarafından yavaşlatılması ya da türlü bahanelerle engellenmesi kabul edilemez.

Gücünü askeri kışlalardan ya da ecnebi başkentlerden değil, bizzat milletten alan bir iktidarın milletin istekleri doğrultusunda politika gerçekleştirmesinden daha doğal bir şey olamaz.

Kaldı ki, halka hesap veren de siyasi iktidarlardır!

Bürokratlar değil!

Herhangi bir işin yavaş yürütülmesi ya da yürütülmemesinin bedelini bir bürokrat vermez!

Bunun bedelini siyasi iktidar verir.

Bürokratların bu bilinçle hareket etmesi gerekir!

Risk almak istemeyen, bulunduğu makamın hakkını vermeyen, inisiyatif almayan, proje üretemeyen hiç kimse bulunduğu makamı işgal etmemeli.

Türkiye, büyümeye çalışan bir ülke!

Türkiye, gelişmekte olan bir ülke!

Potansiyeli ve genç nüfusu olan bir ülke!

Tüm bunları bir sinerjiye çevirip rakip ülkelerle mücadele ederek Türkiye’yi büyütmeye çalışan bir iktidar var şuan iş başında.

Bürokratlara düşen bu sivil iktidara ayak uydurmaktır.

Ayak diremek değil!

BİMER ve CİMER’e gelen şikâyetlerin birçoğunun bürokratlar ile ilgili olduğu söyleniyor.

Ortak nokta “bürokratların iş yapmadığı” ile ilgili.

Bazılarının randevu taleplerine cevap vermediği ya da kapalı devre çalıştığı ifade ediliyor.

Bazı bürokratların ise sadece “yukarıya skor göstermek” işiyle meşgul olduğu, bunun dışında hiçbir iş yapmadığı ya da “yapıyormuş gibi” göründüğü söyleniyor.

Tabi, gerçekten işini layıkıyla yapan ve oturduğu makamın hakkını veren bürokratlar da yok değil. 

Millete hizmet etmek için ter döken ve siyasi iktidar ile çok uyumlu çalışan bürokratlar da var.

Bunların bir birinden ayrılması lazım.

Siyasi iktidara ayak uyduramayan bürokratların Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uyarılarını dikkate almasında fayda var.

Zira önümüzdeki yıl tarihi önemde seçimler var.

Türkiye, fiilen Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçecek.

Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde üretemeyen bürokrata yer yok!

Ya Cumhurbaşkanının performansına ve hızına ayak uyduracaksınız!

Ya da çekip gideceksiniz!

Karar sizin…

Bunu sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan değil, halk da istiyor.

Halk; çalışan, koşan, terleyen ve kendisine büyük bir aşkla hizmet eden bürokrat istiyor.

Yan gelip yatan bürokrat değil!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2018-03-29 12:30:12

Maalesef haber kanalları ve gazetelerinde ekseriyetle siyasi haberler hakkında yazılıp çizilmektedir ekranlarda çoğunlukla aynı yüzler kanal Kanal gezmektedir Halbuki ekonomik konularda da gerekli çalışmalar nasıl yapılır bu konuları konuşulmalı uzmanları tarafından değerlendirilmeli eksiklerde tespit edilmeli özellikle Maliye Bakanlığı bürokratları yetersiz çalışmaktadır Ayrıca Türkiye varlık fonu iyi yönetilememektedir özellikle katılım bankaları kendilerini geliştirmeli söylemlerini değil İcraatlarını geliştirmelidir gazetelerde akademisyenlere öncelik öncelik verilmeli yök yeniden yapılandırılmalı üniversitelerimizin aktif hayatı katılmaları sağlanmalı ders anlatmakla görev bitmez özellikle Teknik üniversitelerimiz projeler bazında daha aktif olmalıdır İstanbul Borsası yeniden yapılandırılarak özellikle düzenli kar eden şirketlerin temettü vermeleri zorunlu olmalı insanlarımız Böylece bu şirketlere yatırım yapabilir Hatta devletimizin önemli projeleri halka arz yoluyla yapılmalı Böylece insanlarımız bankalara değil devletimizin yatırımlarını yatırım yapmış olur ve düzenli temettü ödeme garantisi verilmeli yani kar ettiğin sürece karını paylaşacaksın