Enis Batur bundan 6 yıl önce katıldığı bir televizyon programında şöyle bir şey anlattı:

Nobel ödülü almış bir fizikçiyi dinliyordum televizyonda bir söyleşi programında.

Söyleşiyi yöneten hanım ona sordu: Ne üzerinde çalışıyorsunuz bu sıralar?

Nobel ödüllü fizikçi; Biz iki yıldır büyük bir ekip, ördek tüyleri üzerinde çalışıyoruz. Nasıl oluyor da su tüyün üstünde kalıyor, içeri geçmiyor.

Hanım haklı olarak sordu: Bu ne için, ne sağlayacak bu bize?

Valla dedi adam, biz bunu düşünmeden işimizi yaparız. Sonra sağlayacağını biliriz, bilmez değiliz. Örneğin araba lastiklerinin frene basıldığında yağmurlu havada çok rahat durdurulabilmelerini sağlayan malzeme bizim bu çalışmalarımızdan sonra ortaya çıkmıştır. Bu uçak tekerlekleri için de geçerlidir ve buna benzer pek çok alanda…

Bunu anlattıktan sonra Enis Batur şöyle der: Aslında ördek tüyü üstünde çalışmak önemli, birilerinin ördek tüyü üzerinde çalışması lazım. Onun neden su geçirmediğini çıkarması lazım. Eğer bir toplumun bütün ögeleri, bütün bireyleri son hücrelerine kadar aktüalitenin gündemin siyasetin içinde kalırlarsa o toplum güdük kalır.

*

24 Haziran seçimlerine az bir zaman kala sadece adayların ya da partilerin değil siyaset dışı aktörlerin de performanslarını yakından gözlemliyoruz.

Yarışa katılan adayların ve siyasi partilerin motivasyonları belli.

Ne var ki varoluşuna ilişkin siyaset dışı gerekçeleri olan kimi kuruluşların seçimlere birkaç hafta kala hangi adayı ve partiyi destekleyeceklerini gazetelere ilan vererek kamuoyuna duyurmaları, 24 Haziran seçimlerinin bize yaşattığı ilklerden birisi kuşkusuz.

Bugüne kadar herkes filanca cemaatin, derneğin, sendikanın hangi siyasi eğilime yakın olduğunu bilirdi. Ama hiçbirimiz bugüne kadar ilanlarla, duyurularla aday ve parti tercihini haykıran siyaset dışı aktörlerin varlığına şahit olmamıştık.

Ziya Paşa’nın dediği gibi; evvel yok idi işbu rivayet yeni çıktı…

*

Dikkat edelim lütfen!

Burada mesele kimin kimi desteklediği meselesi değil!

Mesele bu tür bir ilişki biçimine rıza gösterip göstermemek.

Bunu bir tercih olarak değerlendirenler çıkabilir.

Ne var ki bu tercihin hem tercihte bulunanlar hem de toplum için bir maliyetinin olacağı da bilinmelidir o zaman.

Varoluş gerekçesi eğitim, dini hayatın canlanması, mimarlık ya da çevre olsun, bir sivil kuruluş kendi sahasında bir şey üretmek yerine açıktan siyasal alana angaje oluyor ve bunu da destek olmak adına yaptığını söylüyorsa bu iddianın ciddi sorunlar içerdiği görülmeli.

Kendi hükmü şahsiyetini iptal etmek bir yana böyle bir desteğin desteklenen kişiye de bir hayrı olmayacaktır.

Çünkü kamusal şovlar değil kamusal sorumluluklar en büyük destektir.

Neye, kime inanıyorsak inanalım…

Mesela “Benim varoluşumun gayesi eğitim”,  diyen bir yapı eğitim hakkında iki satır söz söylemeyip, ben filanca adayı destekliyorum diyerek vaziyeti kurtaracağını sanıp sorumluluklarından kaçıyorsa, hem kendine hem de destelediğini iddia ettiği kişilere kötülük içindedir.

*

Toplumun kamusal alana kendi gündemini, sözünü ve duyarlılıklarını taşıyacağı orada kendisini temsil eden Sivil Toplum Kuruluşları (STK) var.

Kimi eğitim alanında, kimi çevre ve yardımlaşma ile ilgili…

Kimi büyük kimi küçük…

Kamusal alanda tek belirleyicinin devlet olduğu bizim gibi toplumlar için sivil toplum alanının genişlemesi ve niteliğinin artması yaşamsal önemde. Toplumun kendini savunma mekanizmaları burada çünkü.

Burası hasar görürse toplumun sıhhati bozulur.

Bağışıklık sistemi vücut için neyse sivil toplumun varlığı da bir ülke için odur.

Ya da Enis Batur gibi söylersek;

Aslında ördek tüyü üstünde çalışmak önemli, birilerinin ördek tüyü üzerinde çalışması lazım. Onun neden su geçirmediğini çıkarması lazım. Eğer bir toplumun bütün ögeleri, bütün bireyleri son hücrelerine kadar aktüalitenin, gündemin, siyasetin içinde kalırlarsa o toplum güdük kalır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.