Sivil toplum konusunda tartışmalara girişildiğinde, zihni bir gerilim kendisini gösterir. Gerilimin temeli; sivil toplum kavramının, Batı’da ortaya çıkması ve temeli itibarıyla kökü Greklere kadar giden bir ayrıma dayanması sebebiyledir. Bazı yaklaşımlar salt bu sebeple sivil toplum kavramına rezervli durmaktadırlar. Nihayetinde sivil toplum kavramına rezervli olsak bile, bir sorun halledilmeden yolumuza devam etmiş oluyoruz. O da politik alan karşısında onu dengeleyecek bir sivil alanın varlığının nasıl korunacağıdır. Bu bağlamda ben bunu “sivillik” olarak kavramsallaştırmanın işlevsel olacağını düşünmekteyim.

Öncelikle bu konudaki temel tezimizi ifade ederek başlayalım: Bir devletin genel anlamdaki gücünün çoğunlukla politik alanın güçlülüğünden geçtiğini düşünenler karşısında, biz sivilliğin güçlü olması halinde devletin daha güçlü dinamiklere sahip olacağı tezini dillendirmekteyiz. İkinci tezimiz ise, İslam düşüncesinin toplum kurgusunun sivilliklere dayalı olduğudur. Şimdi bu tezlerin kısa bir tartışmasını yapmaya çalışalım.

İşlevsel olarak politik ve sivil alandan bahsetmiş olduk. Hz. Peygamber’in (SAV) kurduğu devletin birinci öncelikle sivillikler üzerine kurulu olduğunu belirtmeliyiz. Bunun temel göstergesi, devletin kurumsal yapısını önceleyen bir sözleşmenin varlığı. İkincisi de, devletin gücünün sivil dinamikler üzerine yaslanmasıdır. Bunun anlamı; devletin salt güç üzerinden kendisini kurmamasıdır.

İslam düşüncesinin toplum kurgusu da sivilliğin ağır bastığı bir yapıdır. Devletin var olduğu, bütün kültürel, düşünsel, ekonomik vb. dinamiklerin sivil olarak üretildiği bu yapıda devlet küçülmüştür. Üstelik dinsel tartışmaların da bütün çeşitliliği ile sivil alanda sürdüğünü söyleyebiliriz. Bu bağlamda ictihadlar, görüş farklılıkları ve dolayısıyla dinsel yorumlar sivil alanın içinde kendisine yer bulurlar. Devlet farklı yorumlardan herhangi birisini resmi bir doktrin haline getirmez ve görüşlerden birinden taraf olmaz. Sivil alanın bu anlamdaki baş aktörü ulemadır. Ulema, devlet ile halk ya da politik ile sivil alan arasında bir denge unsuru olarak ve aslında sivilliklerin koruyucusu olarak vardır.

Günümüze gelince, global ölçekte bu sivilliklerin ciddi anlamda zafiyet geçirdiğini görmekteyiz. Peki sivil alan nasıl bir işlev görmektedir? Sivil alanın kanaatimizce iki önemli işlevinin olduğunu kabaca söyleyebiliriz? Birincisi, kültürel, ekonomik, sosyal vb. tüm dinamikler sivil alan tarafından üretilir ki, bunlar bir toplumun kendisini var kıldığı unsurlardır. Toplumda yaşayanların hayatında politik alan çok güçlü bir şekilde belirleyici ise, bu durumda politik alanın sivil alanı temellükünden bahsedebiliriz. Bu durum iki önemli sorun doğuracaktır. Birincisi, artık toplum dinamik üretmek bir yana varolan dinamiklerin de bir müddet sonra zayıfladığını görebilirsiz. İkincisi de, politik alanın belirleyici olduğu bir toplumda, yeterli düzeyde kamusal alan tartışmalarının yapılması da mümkün değildir.

Bazan politik alanda varolan güçlülük, kısa vadede toplumda bir güç merkezinin oluşmasını sağlar ve bu bağlamda sağlam dinamikler üretiliyormuş gibi görünür. Ancak politik alanın zayıflaması durumunda, sivil alan yeterince dinamik üretmemişse ve güçlü değilse hızlı bir zayıflama birden beliriverir. İlmi, kültürel, ekonomik vb. alanlarda güçlü sivillikler üretmiş toplumlarda ise, politik alan sürekli beslenerek onun aksamaları tolere edilir. Aslına bakılırsa sağlıklı ilişkiler de sivil alanın politik alanı beslemesi şeklinde işleyendir. Buradan da anlaşılmış olmaktadır ki, devletin güçlü olmasının ve devlet-halk ilişkisinin sağlıklı kurulması da sivilliğin güçlendirilmesinden geçmektedir.

Tarihimizde Ahilik gibi güçlü sivil kuruluşlar, toplumda çok boyutlu dinamikler üretmişler ve hatta ileri düzeyde bugün devletin gördüğü bir çok işlevleri bile görüşlerdir. Bugün de gerçekten sivil olan yapılara ihtiyacımız bulunmaktadır. Güçlü bir devlet, önce sivilliklerin gelişmesi ve ardından farklı görüşlerin kamusal alanda ciddi tartışılmasıyla gerçekleşecektir. Aksi halde, sivil görünümlü kuruluşların sadece onaylanmış düşüncelere  vokal yaptığı süreç, kendi egemenliğini kurmaya devam edecektir.    

 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.