En geniş anlamda bir siyasal parti nedir? Müşterek bir düşünceler toplamının, bir ideolojinin vulgarize edilmiş, basitleştirilmiş, halka indirgenmiş ve iktidar olduğunda da artık sahip olduğu ideolojiden nispeten uzaklaşmış, gücü doğrudan kullanma yöntemidir. Bir siyasal parti aynı zamanda bir şey söylemenin, ama söylenecek olan şeyin söylenme sürecinde karikatüre dönüşmesi riskini göze almanın, dolayısıyla da söylemin eyleme dönüşme sürecindeki kekemeliğinin pratik yollarından biridir.

Ahmet Haşim, şiirde anlam için ‘etinden dolayı sesinden feragat edilen kuş’ benzetmesi yapar. Bir siyasal parti de bir ideoloji için aynı şeyi ifade eder: Bir ideoloji siyasal partiye dönüştüğü andan itibaren artık kuş olma vasfını yitirmiş, kendisinden sadece fayda umulan, sesi etine feda edilmiş hoş bir görüntüden başka bir şey değildir. Bu, biraz da her siyasal partinin neyi temsil ettiğinden ziyade neye karşı olduğunu belirgin biçimde öne çıkarma anlayışından kaynaklanır ki ayakta durmak için çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyan her hareket buna mahkumdur.

Bir siyasal parti, konjonktüre göre hareket etmek zorunda kalan, maruz kalmaya açık ve bir bakıma da konjonktüre ayak uydurmaya çalışan kurumsal bir yapıdır. Bu sebeptendir ki bir davaya inanmış, sırtını bir öğretiye dayamış partilerin neredeyse hepsi, iktidar olur olmaz, kendilerini oluşturan, zirveye taşıyan çekirdek kadroları, onların çevrelerindeki ikinci derecede inanmış entelektüelleri –çok küçük istisnalarla- adım adım çevrelerinden uzaklaştırır. Böylece gönüllü yahut gönülsüz, söz konusu entelektüel kadroların yerini gücü kullanmaya ayarlı, kaşarlanmış entelektüelimsi yapılara bırakmak zorunda kalır. Burada da siyasetin kendine özgü kısır döngüsü bir kez daha devreye girer: Böylece bir taraftan çekirdek kadroyla yola devam etmek, bürokratik ve teknokratik uyumun yanı sıra konjonktüre ayak uyduramama riskini taşırken, diğer taraftan da onları büsbütün devre dışı bırakmak partinin başlangıç çizgisinde sahip olduğu diriliği, tazelik ve enerjiyi atalete tahvil eder. Zaten, uzun da kısa da yaşasa her partinin bir gün mutlaka siyaset sahnesinden çekilmek zorunda kalışının değişmeyen kaderini de burada aramak gerekir.

Ne kadar ideolojik olursa olsun gücü kullanma adayı hiçbir siyasal parti, her durumda sahip olduğu ideolojiyi taviz vermeksizin muktedir kılamaz. İktidara gelme sürecinde ideolojiden, iktidar olduktan sonra da o ideolojinin dayattığı derin yapılardan kendini yalıtmak, sahip olduğu art zamanlılığı eş süremlilikle sentezlemek zorunda kalır. Bu da zaman içinde partinin sulanması demektir ki partilerde ideolojik derinlik aranmasının da bir partiyi bir ideolojiyle eşleştirmenin de beyhudeliği buradan kaynaklanır.

Hakikat, virgülden sonrasıyla bile ilgilenir. Her insanın o büyük terazide zerre miskal iyilik ve kötülüğünün karşılığını görecek olması tam da buna işarettir. Siyasal partiler ise mutlak hakikat taşıyıcıları değildir. Her biri hakikatin ancak bir parçasını temsil ederler; kimi biraz daha büyük, kimi biraz daha küçük parçasını… Bu sebeptendir ki bir siyasal parti, bir idealoji için uzaklaşma; bir ideoloji için bulanık temsil; ideolojik biri için hakikat; hakikat için gerçeği temsillerden sadece biri; mensup aydın için eleştirilebilir; muhalif aydın için gerekli; muhalif cahil için düşman; sağlamcı için sığınak, menfaatçi içinse amaca götüren binekten başka hiçbir anlama gelmez.

Her insanın farklı bir iç dünyası bulunduğuna, ideoloji düşüncenin indirgenmesini gerektirdiğine göre bir siyasal parti ne kadar düzgün davranmaya çalışırsa çalışsın her durumda berraklığına karışacak bulanık bir tarafı kalacaktır. Bütün bunlardan dolayıdır ki bir siyasal parti kendisine yakın bütün ideolojiler için aynı zamanda bir ehveni şerdir. Hiçbir zaman aslının aynısının sözcülüğünü yapmayacak ve yapamayacak olan, iktidar olsa bile, her durumda temsil ettiği zihniyetin burukça bir sevinç yaşayacağı ‘durumu kurtarma’ aygıtıdır. Yola çıkarken ve yol esnasında yanına derin kültürel birikimi, maddi ve manevi miraslarını, toplumun ortak değerlerini temsil eden cemaatleri, sivil toplum örgütlerini ve bireysel aydın görüşlerini almayan iktidarların kısa sürede tersyüz olmalarının sebebi budur.

Elbette her parti bir gün ölümü tadacaktır. Ama öldükten sonra bile yaşayan partiler; bir ideolojiyi temsil etseler bile temsil ettikleri ideolojinin gömleğini çıkarmayan fakat aynı zamanda kölesi de olmayanlardır, değil mi?..


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.