Geçmişten günümüze zaman zaman bürokrasiden hep şikâyet edilmiştir. Kısa süre önce Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen AK Parti kampına katılan milletvekillerinin “bürokratlardan” yakındıkları haberi basında yer aldı. Bu haberin bir kısmı şu şekildeydi: “Vesayeti ortadan kaldırdığımızı söylüyoruz ama ‘bürokratik oligarşi’ hâlâ sürüyor. Telefonlara çıkmayan, işleri savsaklayan bürokratlar var. Bürokratlar kibirleriyle kendisini siyasetin üzerinde görüyor. İşlerimize çözüm bulması gereken bürokratlara çoğu zaman ulaşamıyoruz. İcraatta başarısız kalıyorlar.”

Bir bürokrat milletin temsilcisi olan milletvekilinin telefonunu niçin, neden çıkmaz? Üstelik ülkemizdeki siyaset kültürü dikkate alındığında iktidar partisinin milletvekillerinin telefonuna çıkılmaması önemsenmesi gereken bir konudur.

BÜROKRASİ

Bürokrasi, bir toplumda tabandan yukarıya doğru çıktıkça daralan bir yapı içinde örgütlenmiş olan ‘atanmış görevliler’ topluluğudur. Bürokrat ise devlet kurumlarında çalışan üst düzey yöneticiler topluluğu olarak tanımlanmaktadır. Unvanı ve yetkileri değişse de sonuçta kamu görevlilerin tamamı bürokrat ve bürokrasinin bir parçası olan memurlardır…

Her devlette böyle bir görevliler topluluğunun bulunması bir zorunluluktur. Elbette işlerini hakkıyla yapan bürokratlar vardır. Zaten şikâyetlere konu olanda bürokratların varlığı değildir. Önemli bir sorun olarak bazı bürokratların kibirleriyle kendisini siyasetin üzerinde görmesidir. Kibir; büyüklenme veya başkalarından kendini üstün tutmaktır. Bir bürokrat niçin böyle bir davranış içerisine girer?

Max Weber’e göre; “Bürokrasi toplumda uzlaşma meydana getiren, fakat aynı zamanda bütünlemeyi bozan en esaslı kaynaktır.”

Ülkemizde bürokrasi uzlaşmayı sağlama yönünden çok zaman zaman bütünleşmeyi bozan bir unsur olarak ortaya çıkmıştır… “Atanmış bazı görevlilerin” 1960, 1980, 28 Şubat, 17/25 Aralık, 15 Temmuz vs. örneklerinden hatırlanacağı gibi düzeni ve bütünleşmeyi hangi boyutlarda bozabileceği “olgu” seviyesinde bilinmektedir…

Elbette tek tek bakıldığında beşeri sermaye olarak bürokratlar değerli ve sorun değildir. Zaten sorun olan engelleyici kurumsal bürokrasidir. Bürokrasi; devlet kurumlarında bahaneler (kırtasiye işlerini denilmekte) öne sürerek işlemleri zorlaştırmaktır. Bu zorlukların “telefonlara çıkmama” noktasına ulaşması alarm durumudur…

Max Weber; siyasetçinin karşılaştığı en önemli sorun olarak uygulanacak otoritenin fiilen bürokrasinin elinde olmasını görmektedir. Siyasetçi ne kadar çaba ile işe başlarsa başlasın başarısı bürokrasinin otoriteyi kullanış tarzına bağlıdır (ayrıntı için bk. Sulhi Dönmezer, Toplumbilim)… 2019’a doğru başarı planlaması yapan partiler ‘bürokrasideki metal yorgunluğunu’ mutlaka önemsenmelidir…

“SİYASETÇİLER KÖTÜ İNSANLAR DEĞİL”

Psikolog Sayın Doğan Cüceloğlu kendisi ile yapılan bir röportajda “Değerlerle siyasetin ilişkisi nasıldır?” sorusuna verdiği cevap şu şekildedir: “Siyasetçiler kötü insanlar değil. Onlar da bildikleri kadar davranıyorlar.”

Siyasetçiler bu toplumun içinde çıkan insanlardır. Hatta bazı özellikleri ile onlardan da farklıdırlar. Örneğin milletvekillerinin eğitim seviyesi toplumun eğitim seviyesinden daha yüksektir. Milletvekilleri arasında üniversite mezunu oldukça fazladır. Toplumumuzun ortalama eğitim seviyesinin 6-7 yıl kadar olduğu hatırlanmalıdır. Siyasetçinin birikimlerinin şehri ve ülkeyi ileriye taşıyacak kadar olup olmadığı ise tartışılabilir…

Ülkemizde siyaset yasama çalışmaları yanında halkla ilişkiler tarzında yürütülmektedir. Siyasetçi meşru zeminde olan talepleri ilgili kurumlara taşıması “siyaset pratiği” açısından normal bir durumdur.

Türkiye çok uzun yıllar, başta güvenlik, yargı ve eğitim alanları olmak üzere bürokrasiden çok çekmiş bir ülkedir. Bundan dindar/muhafazakâr çevreler fazlası ile payını almıştır. Mevcut iktidarın başarı öyküsünde bürokrasi (Yargı ve güvenlik) ile yaptığı mücadelenin payı yüksektir. Son dönemlerde bürokrasiden artan şikâyetlere kulak verilmelidir. Özellikle bazı bürokratların/vesayetçi zihniyetin, Sünni grupların tamamını hedef alan uygulamaları iyi irdelenmelidir…

Son söz: Siyasetçiler ve bürokratlar hakkında genellemeler yapılmamalı, ancak devletin bürokratik devleşmesine ise asla izin verilmemelidir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Yaprak 2017-10-19 03:33:12

“devletin bürokratik devleşmesi”… bu çözülmesi gereken en önemli sorundur… Hangi bürokratik kuruma bağlı Holding var? Bunlar niçin çözülmez… Siyasetçilere niçin bu yapı ile yeterince mücadele etmediği sorulabilir?

Avatar
Prof.hamdi Karğuz 2017-10-19 13:48:30

Demokrasi ile bürokrasi denge içinde olmazsa önemli sorunlar olacağı siyaset bilimi literatürüne girmiştir. Ülkemiz bu sorunu maalesef çözememiştir. Batı standartlarında bir kamu personel reformu yapılmadan da zor çözüleceğe benziyor. Gündemde tutulmasında fayda var. Tebrik ediyorum.