İç siyasi gelişmelere daldık. Çevremizde olup bitenler konusunda biraz uzak kaldık. Türkiye seçim atmosferine girdiğinden seçime niye gittiğimizi de siyasi tartışmalardan dolayı unuttuk. Önce neden seçime gittiğimizi unutmamak gerek.

Türkiye seçime önümüzde ki dönemlerde dünya da ve Ortadoğu’da yaşanacak bugünkünden daha çetrefilli ve daha karmaşık kaosa içerisinde siyasi çekişmeler ve siyasi belirsizlikle yakalanmamak, iç siyasi istikrarı sağlamış, önünde 5 yıl süresi olan bir iktidar karşılamak için gidiyor. Öncelikle bu bilinmelidir. Oysa dünyayı ve Ortadoğu’yu daha da büyük kargaşaya sürüklemeyi planlayan, ABD, İngiltere ve Avrupa gibi ülkeler Türkiye’nin uzun süreli seçim atmosferine girerek hem dünyadaki hem de Ortadoğu’daki gelişmelere müdahil olmasın, bir taraftan da kendi iç meseleleri ile oyalansın, hatta Güneydoğu Anadolu bölgesi konusunda tavizler vermesi planları yapıyorlardı. Buna NATO’da dâhil. Böylelikle 90’lı yıllarda yaşanan siyasi dağınıklık hesapları yapılıyordu. 26 Ağustos ve sonrası erken seçim veya zamanında seçim süreçlerine bu nedenle müdahil olunması yapılan hesaplar arasındaydı. Türkiye bu oyunu erken çözdü. İktidarı ve muhalefeti ile oyun çok acil bir seçim kararı ile bozuldu.

Türkiye’nin Afrin başarısı ile şaşkına dönen ABD ve Batı’nın Türkiye’ye yönelik kaos planları seçim sürecine yönelik yeni planları devreye koyarak telafi etmeye çabaladı. Fakat Türkiye’nin erken seçim yerine ‘Acil seçim’ kararı ile bütün beklentilerini ve planlarını rafa kaldırmalarına neden oldu. Şimdi ellerindeki acil kaos planları ve piyonları ile seçim sonrasına hazırlanıyorlar. Seçime kadarda algı üstüne algı operasyonları yapacaklar. En etkili yol ise ekonomi ile ciddi oynayacaklar. Dövizde dalgalanma ve iniş çıkışlar devam edecek. Uluslar arası boyutta İran’ı önümüze koyuyorlar. Petrol fiyatlarını patlatacaklar.

Türkiye’nin tüm bunlara ne kadar hazırlıklı olduğunu bilmiyorum. Fakat çok ciddi bir telaş görmediğimden hazırlıklı olduğunu hissediyorum. Bugünlerde oynanan iki önemli argüman var zaten biri döviz kurları diğeri finans sektörü. Türkiye’nin çok ciddi bir reel ekonomi yapısı bulunuyor. Tıkır tıkır işleyen bu yapının sarsılmaması için çaba harcanmalıdır. Sonuçta asıl gerçek olan reel ekonomidir. Yollarda izlerde kamyonlar, tırlar, konteynırlar azalırsa işte o zaman tehlike çanları başlar.

Tüm bunları neden yazıyorum? Türkiye bir seçime gidiyor. Seçimler değişimin anahtarıdır. Millet her şeyi daha iyi görüyor. Seçime giren hangi parti olursa olsun iktidar namzedidir. O ruh haline bürünmezse seçim kampanyası yapamaz. Çalışmaları sürdüremez. Umut ışığı siyasetçi için her zaman yanar. O nedenle siyasi mücadeleler devam edecek, herkes rakip gördüğünü eleştirecek ve yüklenecek. Zaten rakiplerin yüklenmelerine ve eleştirilerine dayanamayan siyaset yapamaz, başarılı olamaz. Bu bugünde geçerlidir.

24 Haziran’da iki sandık konulacak önümüze. Birinde Cumhurbaşkanı için. İkincisinde Milletvekili için. Tercihleri yapacağız.

Bu süreçte özellikle Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda AK Parti –MHP-BBP tavrını aylar öncesinden koydu. Recep Tayyip Erdoğan ortak aday. Muhalefet ise ikinci tur hayalleri kurdu uzun süre. Bu nedenle ikinci tura kalmasının tek bir gerçeği vardır. O da AK Parti içinden oy devşirmek. Bunun için muhalefet her yolu denedi. Abdullah Gül’ü gündeme getirdi. AK Parti’den oy alabilecek tek isim oydu çünkü. Fakat CHP özellikle beklenmedik bir olay yaşadı. AK Parti’den oy ayartmaya çalışırken Abdullah Gül ile kendi oylarını kaçırıyordu. Meral oyunu ise tutmadı. 15 Milletvekilini Meral hanıma gönderdiler. Fakat bu tam tersi etki yaparak bombaya dönüştü. Meral hanım kucağına düşen bombayı son anda fark etti. Geri gönderdi. Şimdi herkes kendi adayları ile ortaya çıkıyor.

Öyle görülüyor ki bugünlerde sosyal medyada ve normal medyada muhalefetin sesinin çok çıkmasına rağmen aslında işleyen süreci çok kötü yönettikleri görülüyor. Bu aşamada sağladıkları sadece oy düşüşlerini engellemeye yönelik SP-DP-İYİ Parti-CHP ittifakını kurmak. Bu ittifak kurmak kimin işine yarayacak onu seçim sonucunda göreceğiz.

Fakat şu bir gerçek Cumhurbaşkanı Adayı belirlemede büyük bir başarısızlığa uğrayan muhalefet cephesinin ilk turda Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesine engel olacaklarını beklemek imkânsızdır.

Dostum TANAR A.Ş.’nin kurucusu ve Genel Müdürü yılların araştırmacısı İbrahim Kalemci ile görüştüm. Sahadan da meslektaşımız. Onun önemli bir tespiti var;“Şu an Muhalefetin çıkardığı sesler boş teneke sesleri. Süreci başarı ile yönetemeyenler ellerine gözlerine bulaştıranlar hangi yöntemle seçimi kazanacaklar? Önemli olan şu an sessiz çoğunluğun kararı. O da belli.” Bu tespit benimde saha gözlemlerinden elde ettiğim verileri doğruluyor. Siyasi tablolar bir günde, bir ayda değişmez. Eldeki son bir yıllık verilerin trendleri gösteriyor ki 1 Kasım 2015’e göre AK Parti’nin oy kaybı yok. Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na oy verecek seçmen tabanı 1 Kasım 2015 seçimlerinin oy tabanının en az 4-5 puan üzerinde. Farklı değişim şimdilik zor gözüküyor.

Cuma’nın hayrı üzerinize olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-05-11 00:51:04

Yazarımızın kalemine ve gönlüne sağlık kendisine tamamen katılıyorum Allah'ım ülkemize milletimize ve ümmetin davasına kim hizmet ediyorsa yar ve yardımcısı olsun Allah'ın bu beceriksiz sufle ile yönetilen muhalefete Bu mübarek cuma günü akıl fikir versin Hayırlı cumalar