Ali Koç, '50 yaşındayım, hayatım boyunca bu kadar ayrışmayı görmedim' dedi.

Doğru!

Şimdiye kadar sadece “siz” vardınız, tek parçaydık.

Artık  “biz” de varız.

“Siz” ve “Biz” olarak iki parça olduk!

“Siz”i iki parça olmak değil, “Biz”in varlığı rahatsız ediyor.


Bu “Siz” için çok üzücü!

İktidarı ve gücü paylaşmak elbette kolay değil, hazmı zordur.

Ama, alışacaksınız!

Şunu da unutmayın:

 “Türkiye'nin düşmanları”, “Siz” ve “Biz”e; “Onlar” diyorlar!

***

Fahrettin Paşa tasfiye edildi

Osmanlı Paşa’sı “Çöl  Kalanı” Fahrettin Paşa, Medine’de, askerlerine hitaben; “Ey bütün tarihi eşsiz kahramanlıklar, şan ve şereflerle dolu olan Osmanlı Ordusunun yiğit zabitleri!

Ey her cenkte cihanı tir tir titreten, namus ve din borcunu kanıyla ödemiş Arslan Mehmetçiklerim!

 Allah’ın ve işte karşısında huşu ve vecd içinde gözyaşları döktüğümüz Yüce Peygamber’in huzurunda hep beraber, aynı yemini tekrar edelim” demişti.

O’na “Çöl  Kaplanı” ismini İngiliz ajan Lawrence vermişti.

“Mehmetçik” ismini bize Fahrettin Paşa kazandırdı.

O günlerde İngiliz’e, bu günlerde ABD’ye “fino” olanlar, şimdi “Kaplan” çemkiriyorlar.

 “Medine Kahramanı” Fahrettin Paşa, efsane bir direniş sergiledi.

İstanbul’un emriyle teslim oldu.

İngilizler esir aldılar, önce Mısır’a, sonra Malta’ya sürüldü.

Mısır’da asker tayınına bağlandı.

Malta’dan sonra ve büyük heyecanla, Rusya üzerinden Ankara’ya kavuştu.

Milli mücadeleye büyük bir şevkle katıldı.

Asker firarilerinin idam kararını kendim vereceğim diyordu.

Takdir edilmedi.

Tasfiye edildi.

Ne yazık ki, o zaman bir köy olan Kabil’e sefir yaptılar.

Kabil o zamanlar bir köy idi.

Afganistan sefiri olarak tasfiye ettiler.

“Çöl Kaplanı” iken, “Köy Aslanı” oldu!

Adı, sanı silindi.

***

Birleşik Arap Emirliği-İsrail

Dubai'de muhteşem gökdelenleri gördüğümde, bir İsrail bombası ile dakikada yok olacak “bu muazzam binaların İsrail'e karşı güvenliğini nasıl sağlıyorlar”  ya da “Filistin akıbetinden korkmuyorlar mı?” diye düşünmüştüm.

Meğer, güvenlikleri tammış.

Dubai’yi İsrail’e teslim etmiş, güvenliklerini garantiye almışlar!

İsrail, Dubai’ye hulûl etmiş.

Başarı buna denir!

Düşman, her zaman silahla teslim alınmaz!

İçerden teslim alınır.

Gerçi, Dubai ve BAE, İsrail için  düşman bile değiller.

Beyinlerini teslim etmişler!

Ali Şeriati’ nin tabiri ile İsrail onları “Aline” etmiş, beyinlerine yerleşmiş...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-24 11:57:45

Selahaddin E.Cakirgilin bugünkü yazısından alıntıdır;. Lailahe ilâheillAllah- Muhammed’un Resulullah’ ibaresi etrafında, her ırk, renk, kavim veya sosyal sınıf ve coğrafyadan insanların bir inanç toplumu halinde oluşturdukları ‘İslam Milleti’ni parçalamak için, ‘Ulus-Devlet’ oluşturmak gerekliydi. Bunun için en etkili silahlardan birisi de etnik farklılıkları ayrılık ve düşmanlıklara dönüştürmekti. Nitekim, 150 yıl öncelerde Müslümanları lime lime edip birbiriyle uğraşır hâle getirmek için kullanılan silahların başında, Müslümanlar arasındaki etnik farklılıkları kaşımak geliyordu.

***

Halbuki, Kur’an biz müslümanlara, insanlar arasındaki tek ayrımın Allah’ın dinine tâbi olmak ve taqvâ ve fazilet değerlerine tutunmak olduğunu; Hz. Peygamber de ‘Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır..’ diyerek, maddî açıdan aynı hamur ve çamurdan olduğumuzu, bunu dışındaki bütün ayrımların İslam açısından geçersiz ve haram olduğunu bildiriyordu.

Gerçi, farklılıkları ayrılıklara dönüştürmek isteyen eğilimler İslam’ın ilk asrında da vardı. Nitekim, Habeşli Hz. Bilâl’i sırf ‘siyah derili’ olduğu için aşağılamaya kalkışan sahabeden bir zâtı, Resul-i Ekrem(S)’in ‘Ey… filan, sende hâlâ Câhiliyye kalıntıları görüyorum, kendini bunlardan temizle..’ meâlindeki hadis rivayetiyle ikaz ettiği rivayet olunmaktadır.

Kezâ, Hz. Ömer zamanında da, arap kavminden olmayan bazı grupların Müslüman olmaları karşısında, bazı Müslümanlar Hz. Ömer’e, ‘Bu kişilerin Müslümanlığını kabul etmeyelim.. Onlar cizye vermekten kurtulmak için Müslüman olmak istiyorlar.‘ dediklerinde Hz. Ömer’in onlara cevabı net ve düşündürücüdür. -Meâlen-‘Bizim hedefimiz Beyt-ul’Mal’in zenginleşmesini sağlamak değil, insanlara Allah’ın dininin mesajının ulaştırmaktır.’

Yani, konuyu illâ da, emperyalistlerin oyununa bağlamak gerekmiyor. Her insanın ve toplumun içinde pusuda bekleyen şeytanî tuzaklar her zaman olabilir. Kaldı ki, düşmanın tuzak kurmasına kızmaya gerek yok, kendimizi bu tuzaklardan koruyamayışımızdır, asıl kızılması gereken..

Ama son asırlarda, etnik farklılıklara dayalı ‘ulus-devlet’ler oluşturma fikri Müslüman toplumları da derinden vurdu.