Ülkemizde hızlı toplumsal değişim yaşanıyor. Halen az gelişmiş bölgelerden gelişmiş bölgeler yoğun göç almaya devam ediyor. Üretim ve kitle iletişim araçlarında meydana gelen değişimle birlikte aile yapısı, ebeveynlerin çocuklarıyla iletişimi geçmişten günümüze hızlı bir değişim yaşanıyor. Aile kurumunu tüm boyutlarıyla ele aldığımız, Vavelif Dergisinde yayınlanan röportajımıza devam edelim.

Anne ve baba çocuğunu geleceğe ve hayata hazırlarken bu rol ve sorumlulukları nasıl yerine getirir? Öncelikle model ilişkisi vardır. Bir ailede anne ve baba çocuğuna örnek olur. Sağlıklı rol olur. Değer aktarımında da bu çok önemlidir. Ailede kültür, değer, inanç aktarımı gerçekleşir. Bir çocuğun İslami gelişiminde biz çocuğumuzu nasıl eğitiriz, nasıl destekleriz? Bir anne-baba çocuğuna değer, kültür, inanç aktarımını öncelikle sağlıklı rol ve model uygulayarak gösterebilir, söylemek yerine göstermelidir.

Bir anne-baba kendi aralarındaki ilişki biçimlerini, iletişim biçimlerini hatta birbirlerine karşı kullandıkları kelimeler, çevresiyle ilişkileri, komşularıyla ilişkileri, geniş aile ile ilişkileri, teyzeleri, amcaları, dayılarıyla ilişkileri, buradaki tutumları her ne şekilde olursa olsun çocuk üzerinde etkiler oluşturacaktır. Çünkü çocuk taklit yoluyla öğrenir. Çocuğun doğduğu andan itibaren gelişim evresine baktığımızda çocuk annesini ve babasını taklit eder. Anne ve baba ne yapıyorsa, nasıl konuşuyorsa, bir meseleyi nasıl ele alıyorsa, nasıl değerlendiriyorsa çocuk aynı bir kamera gibi kayıt altına alır. Annenin davrandığı gibi davranır, annenin- babanın konuştuğu gibi konuşur. Hatta düşünme biçimleri, değerlendirme biçimlerini çocuk bir kamera gibi kayıt altına alır ve kendi kişiliğini ve bir şekilde geleceğini oluşturur.

İşte sağlıklı nesil yetiştirmede, değer aktarımında bizim çocuklarımıza karşı rol ve model olduğumuzun bilincinde olmalıyız. Hem eşler arası, anne ve baba kendi aralarındaki ilişkilerde mutlaka çocukları tarafından taklit edildiklerini, izlendiklerini, takip edildiklerini, gözlemlendiklerini dikkate alarak özenle hareket etmelidirler.

Bu noktada sağlıklı aile konusuna da temas edecek olursak neler söyleyebiliriz?

İngiltere’de mutlu aileler ve mutsuz aileler üzerine bir araştırma yapılmış. Mutlu ailelerde yapılan araştırmalarda şu özellikleri tespit etmişler; eşler birbirleriyle sevgi içeren, saygı içeren, birbirlerini takdir eden onay kelime ve cümlelerini kullandıklarını. Hakaret içeren, aşağılayan, küçümseyen, olumsuz tutumlar yerine bilakis birbirlerine değerli ve önemli olduklarını hissettiren kelimeleri, cümleleri ve tutumları birbirlerine sergilediklerini tespit etmişler. Mutlu ailenin özelliklerinde anne-baba ve çocuğun birlikte daha fazla zaman geçirdiklerini tespit etmişler. Anne ayrı, baba ayrı, çocuklar ayrı ya da baba saatlerce ve gün boyu işyerinde değil belli bir saat diliminde belli bir zamanda mutlaka akşam yemeğinde veya akşam yemeği sonrasında birlikte bir arada zaman geçirilmelidir. Bunlar bir ailede çocuğun sağlıklı yetiştirilmesi, çocuğa kültür, inanç ve değerlerin aktarılması için önemlidir.

Burada vurgulamak istediğim şu; insan biyolojik, psikolojik, sosyal bir varlıktır. İnsanla ilişkilerimizde insanın mutlaka biyolojik ihtiyaçları; yeme, içme, su, hava gibi temel ihtiyaçlarını sağlıklı ve düzenli karşılamamız gerekiyor. Ama insan aynı zamanda psikolojik bir varlıktır. Bu psikolojik ihtiyaçları nasıl karşılanır? Buna duygusal ihtiyaçlar diyebiliriz. Sevilme, sayılma, değer verilme, önemsenme bir şekilde onaylanma özellikle çocukların yetiştirilmesinde takdir edilme olumlu davranışlarını onaylayarak bunu pekiştiririz. Mutlaka ailede çocuğun bu psikolojik ihtiyaçlarını karşılamamız lazım. Aynı zamanda insan sosyal bir varlıktır. Sağlıklı bir ailede o insanın sosyal ihtiyaçlarını karşılamamız gerekir. İnsan kendi dışındaki annesiyle, babasıyla, çocuklarıyla ilişki kurmak ister. Akranlarıyla bir arada vakit geçirmek ister. Oyun oynamak ister. Aynı şekilde akrabalarını ziyaret etmek ister. Akrabalarıyla birlikte olmak ister ve böylece insan kendi dışındaki diğer insanlarla ilişki kurar, iletişim kurar, bir araya gelir, birlikte faaliyetler yapar ve sosyal gelişimi destekler. İşte sağlıklı bir ailenin en temel işlevi, biyolojik bireyin, çocuğun, kadının, babanın biyolojik ihtiyaçlarını karşılayan, psikolojik ihtiyaçlarını karşılayan ve o ailedeki her bir üyenin sosyalleşmesini, toplumsallaşmasını destekleme ve geliştirme işlevi vardır. Bu işlevi bir bütün olarak düzenli bir şekilde sürdüren ailelerde çocuklar sağlıklı gelişir. Geleceğe sağlıklı bir birey olarak, bir kişi olarak, anne olarak, baba olarak ya da iş adamı olarak hazırlanırlar.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sıtkı Cansiz 2017-11-25 08:09:30

Güzel bir yazi. Atasözü " Küçük kalkar büyüğe bakar"