Toplumsal değişme eşler arası ilişkileri olumsuz etkiliyor. Araştırmalara göre ülkemizde her üç kadından birisi erkeklerin duygusal, sözel veya fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Sağlıksız iletişim kültürünün dışa vurumu olarak kadına yönelik şiddetin yaygınlaştığını görüyoruz.

Her türlü önleme ve koruma çabalarına rağmen kadınlar, kocalarının cinayetlerine kurban oluyor.

Röportajımızın son bölümünde tüm boyutları ile şiddet konusunu ele alıyoruz.

Fatih bey, sizin aile içi şiddet ile ilgili çalışmalarınız var. Özellikle şiddet derken, Türkiye’de kadına yönelik şiddet, kadına yönelik şiddetin de özellikle fizyolojik boyutu ön plana çıkıyor. Fakat belki de şiddetin psikolojik boyutu daha da önemlidir. Bu hem kadına hem erkeğe hem de çocuklara yönelik olabilir. Aile içerisindeki psikolojik şiddet ve bunun üzerine çalışma çok fazla göremiyoruz. Ne yazılı anlamda ne de görsel anlamda ne de herhangi bir kurumun çözüm önerileri getirmesi anlamında çok fazla bir çalışma yok. Aile içerisindeki; ailenin kadına, erkeğe, çocuğa uyguladığı o psikolojik şiddetle ilgili ne söylersiniz?

Şiddet; sözel şiddet var, duygusal şiddet var, cinsel şiddet var ve fiziksel şiddet var. Şiddetin en ağırı neticede insanın hayatına son veren, son zamanlarda gündemde olan kadın cinayetleriyle bir şekilde cana kastetmek ama şiddet bir döngü, şiddet döngüsü önce duygusal düzeyde ihmal ile başlıyor. Örneğin kadın kocası tarafından veya çocuk annesi ya da babası tarafından (sadece kadına şiddet yok, çocuğa yönelik şiddet aile içinde çok önemli) şiddet görmesi şeklindedir.

Zaten şiddet öğrenilen bir davranış; şiddet gören şiddet gösteriyor. Şiddeti gündeme alırken vurgulanması gereken husus çocuğa yönelik şiddet, ihmal ve istismar konusu; bir kadına yönelik şiddet kadar gündemde tutulmalı ve toplumda farkındalık oluşturulması gereken bir konudur. Duygusal şiddet ihmal ile başlıyor, aşağılama, küçümseme, suçlama, sürekli eleştirme ve bunların sistematik ve devamlı olması fiziksel şiddete yol açıyor. Bir evde sürekli eleştiren, suçlanan bir çocuk duygusal şiddete uğruyor diyebiliriz. Veya kocası tarafından sevilmeyen, değer verilmeyen, sürekli negatif baskıcı yaklaşımlar, kadına yönelik duygusal şiddet tabii olarak duygusal şiddet de sözel ve fiziksel şiddete dönüşüyor. İlişkide duygusal şiddet görülüyorsa bu ilişki bir döngü şeklinde sözel şiddet ve fiziksel şiddete neden oluyor.

Şiddetin durdurulmasında, güven duygusunun gelişimi çok önemli, eğer çocuk ya da kadın ihmal ediliyorsa, istismar ediliyorsa, küçümseniyorsa buna dur diyebilmek, kendi sınırlarını net olarak belirleyebilmek karşısındaki ile nasıl bir ilişki kurabileceği becerisi kazandırılması gerekiyor. Ama bakıyoruz şiddete maruz kalan kadınlarda bu noktada kendini ifade etmede, karşısındaki kişiyi yönlendirmede, sınırları belirlemede hem güvensiz hem de bilgisiz.

Kadını güvesizliği, sağlıksız ailede yetiştirilmenin bir sonucudur.

Şiddetin önlenmesinde temel yaklaşım, ailenin eğitim yoluyla desteklenmesinden geçiyor. Ailedeki eğitimi sürekli ve sürdürülebilir hale getirebilmesi annenin ve babanın çocuk yetiştirilme konusunda bilinçlenmesini sağlıyor. Aile bir arada ve birlikte zamanını kaliteli değerlendirme becerisi kazanıyor. Anne, baba ve çocuğun belirlediği bir saati, aile saati olarak birlikte o zamanı verimli bir şekilde geçirerek her bir üye birbirini destekliyor ve hayatın birçok zorlukları karşısında nasıl başarabileceği noktasında bir yöntem belirliyor. Çocukların güven ortamında gelişimi destekleyerek geleceğin sağlıklı yetişkinleri olarak hayata hazırlıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.