İnsanoğlunun uzun sopaların ucuna bağlanan sivri taşlar ile başlayan savaş tekniği ve teknolojisini geliştirme serüveni halen baş döndürücü hızla devam ediyor.

Kılıç ile kama arasında bir büyüklükte olan keskin aleti sopanın ucuna bağlaması ile insanlık, savaş sanatında devrimi yaşamıştır. Çünkü, avlanma sırasında kısa mesafeli aletler, insandan daha güçlü olan vahşi hayvanlara karşı zayıf kalıyordu çoğu kez.

İnsanlar, en eski fakat mükemmel sonuç veren bu yöntemi halen kullanmaktadır. Tabi bu yöntem, içerik olarak bazı eklemelerle her dönem işlevselliğini devam etmiştir.

İlk başlarda güçlü ve dayanıklı sopaların başına sadece iki kenarı ve ucu keskin hale getirilmiş metal kullanılırken, günümüzde insanlar da bu amaç doğrultusunda kullanılıyor.

ABD Başkanı Trump’ın Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni açıkladığı güne kadar islediği politikalar maalesef bu tanımlamaya çok uyuyor.

Trump yönetimi başta Asya-Pasifik olmak üzere, dünyanın öbür ucu olan Kuzey Avrupa’ya kadar dokunduğu her yeri ateş topuna; kriz bölgesine çeviriyor. Sopanın ucundaki bıçak tanımı bu kadar bir politikacıya yakışabilirdi ancak.

Trump, seçim propagandasında sorunlu bölgelerde örgütler ve türevleri ile değil direk devletlerle ilişki kuracağın ve dünyada var olan kaosun durdurulmasına yardımcı olacağını vadetmişti. Üstelik Trump, var olan kaosun kaynağının da kendinden önceki ABD başkanı Obama’nın olduğunu da birçok kere dile getirmişti. Hatta DAEŞ terör örgütünün Obama yönetimi tarafından kurulduğunu da dünyaya deklare etmişti.

ABD Başkanı Trump’ın sopanın ucundaki bıçak misali dokunduğu veya yöneldiği her yeri yara bere içerisinde bırakması, doğrusunu isterseniz biz gazeteciler ve siyasi analistler tarafından bireysel eylem olarak görüyorduk. Yani Trump’ın kişisel politikası olup, Amerikan devleti ile ilgili olmadığı yönünde yorumlar yapıyorduk.

Ne var ki Birleşik Devletler Başkanı Trump’ın geçtiğimiz günlerde yayımlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde, bizzat kendi hükümetinin ve Birleşik Devletlerinin sopanın ucundaki bıçak olduğu ortaya konmuş durumda.

Trump’ın açıkladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin bana göre en dikkat çekici cümlesi şuydu:

“Ulusal Güvenlik Stratejisi, kabinemin tamamının onayını taşıyor.” Yani ABD hükumeti ve devlet aklı el ele vererek dünyadaki kaosu tetikleyen politikaların savunucusu ve uygulayıcısı olacaktır.

Bu açıdan değerlendirdiğimizde şu sonuca rahatlıkla ulaşabiliriz. ABD’nin Ulusal güvenlik sorunu öncelikle kendi içindedir. Bu anlayış, Birleşik Devletleri sert bir duvara çarptıracaktır.

Çünkü hiçbir ülkede böylesine devlet ve hükümet ortaklığı ile topyekûn dünyaya cephe açmak tasarlanmamıştır. Nazi Almanya’sında bile birçok siyasi ve bilim adamı Adolf Hitlere karşı çıkmıştır. Hatta günümüzde bile benzer bir hükumete doğru evirilen Avusturya’da bile devlet ve bürokrasi, aşırı sağcı koalisyonun politikalarını reddediyor.

Örneğin, Avusturya devlet aklı, yeni Başbakan ve günümüz Neo Nazisi Sebastian Kurz’un AB politikaları ile ilgili açıklamalarına bir çok ekleme yaparak, Batı dünyasından ayrılmayacağı mesajını verdi. Avusturya devlet aklı, yani bürokrasisinin, Kurz’un aşırı milliyetçi, ötekileştirici politikalarını mümkün olduğunca törpülediklerini görüyoruz.

Ne var ki Birleşik Devletlerde böylesine bir bürokrasiye rastlamıyoruz. CIA’dan ABD Adalet Bakanlığı’na, Savunma Bakanlığı’ndan NSA’ye, Kongre’ye kadar Amerikan devlet aklı, Trump’ın bu güvenlik stratejisini destekliyor. Hatta bazı devlet kurumları, Trump’ı bile geride bırakacak boyutta bir aşırılığa kaçtıklarını bütün dünya müşahede ediyor.

Oysa bugüne kadar alışageldiğimiz Amerika Birleşik Devletleri’nde Kongre, Senato, bürokratlar ve Beyaz Saray, hep birbirini dengeleyen, dünyanın terazisini fazla bozmayan politikalar üretirdi. Yani kendi çıkarlarını step by step korumaya alırlardı. Böylesine agresif ve hırçın politika gütmezlerdi.

Yani her kurum, bir diğerinin aşırılıklarını törpüleyen politikalar geliştirir ve dünya barışının devamına katkıda bulunmaya çalışırdı.

Bugün Birleşik Devletlerin temel kurumları olan hükumet, Kongre, Senato, bürokrasi ve Beyaz Saray’ı kim dünyanın huzurunu böylesine kaçıracak bir program etrafında toplamıştır?

ABD’nin açıkladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin o felaket dolu içeriğinden önce, “Kimin, ya da hangi güç odağının tüm Amerikan devlet kurum ve sistemini sopanın ucundaki bıçak yapmıştır?” sorusuna cevap bulmamız gerekmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.