İbn-i Mesud “İlim çok bilmek değil, Allah’a karşı esas duruşunu bozmamaktır.” der.

Her şeyin çok konuşulduğu, geçmişin beğenilmediği, niyetlerin bile sorgulandığı bir dönemin içinde olan bizler esas duruşumuza sahip çıkmalıyız.

Esas duruşun ilimle direk alakası olmakla beraber, kafalara atılan binlerce sorgulayıcı sorular vardır.

Halbuki asıl olan sorgulamak değil, soru sorarak kalplerin mutmain olması olmalıdır.

Allah Nebi’sinin duasına kulak vermek gerekir;

“Ya Rab!

İlmimi, anlayışımı, imanımı arttır. Ayağımı kalbimi dinin üzere sabit kıl. Beni takva sahiplerine önder eyle. Canımı Müslüman olarak al.”

Esas duruşun kaynağı ve imanın nasıl olduğunu bize ve uymakla mükellef olan Nebi’ye sunan, kitabında ne yapın yapın Müslüman olarak ölün buyurmaktadır.

Bunun için elbette öncelikle iyilerden olmak gerekir. İyilere önder olmak da daha fazla çalışmanın uzantıdır.

Önder olmak ayrıca büyük bir imtihandır. Şeytan ve şeytanmış insanlarla, makam şan şöhretle nefis el birliği yapacaktır.

Bundan dolayıdır ki her an dikkat üzere olunmalıdır. Pergelin bir ucu merkezde iken diğer ucu çok uzaklara gitmemelidir.

Ayak, kalp Kur’an’ı Kerim’de ve Allah Resullerinin örnekliğinde kalırken, kalp mutmain olsun diye soru sormalıdır.

Soru sormak Allah’a güvenin artması ve bu güvenle gönülden teslim olmak için olmalıdır. Aksi takdirde  sorgulayacak, nefse uymayanları da akla göre yorumlanacaktır.

Bilim çağının içinde olan bizlere düşünür Ernest Renan: bilimin de din olduğu, bundan sonra amentüyü bilimin yazacağını söylemiştir.

Ahlaki ve edebi meseleleri bilimin çözeceğini de eklemiştir.

Böylelikle hayranı olduğumuz batı vahye karşı savaş açmış, şirkin ve zulmün yayılmasına sebep olmuştur. 

İlmin yerine bilim aldığından beri de sevgi, saygı, ilgi, merhamet, muhabbet kaybolmuştur.

Anlayışların yanlış olması da yanlış algılara sebep olmuştur.

Algılara yanlış giren her söylem, insanı ya terk etmeye ya da her ne pahasına olursa olsun olduğu gibi kabul etmeye itmişti.

Soru sormak insanlığımızın ve özgürlüğümüzün önünü açan en büyük eylemdir.

Cehalet ve kötülükler hayatımızı zorlaştırırken doğru bilgi de kolaylaştıracaktır.

Doğru bilgi özgürlüğün diğer adıdır.

Ne kadar bilgi varsa, o kadar da özgürlük vardır.

Yaşanarak elde edilen bilgiler, taş üzerine yontulmuş yazılara benzerler.

İnsan ne kadar okursa okusun, bilgisine yaraşır şekilde yaşamazsa, Allah’u Teâlâ bu kişileri kitap yüklü merkeplere benzetir.

Amaçlarını, hedeflerini bilenler bilgi bineğine binerler ve hedeflerine ulaşırlar.

Doğru bilgi ne kadar çoksa, yol o kadar çabuk alınır.

Bilgi; geleceğini cenneti mutluluk yapmak isteyenlere cennet, umudunu yitirenlere umut, yolda karanlıkta kalanlara ışık, haddini aşanlara ise ikazdır.

Ne geliyorsa başımıza, haddimizi bilmediğimizden gelmektedir.

Haddini aşanlar, doğru bilgiyi nefsine uyarak algılayanlardır ki, bu cehaletten daha tehlikelidir. Kişi bilmediğinin farkında bile değildir.

Nefislerini putlaştırmışlar, ilmin kaynağında uzaklaşmışlar, kendilerine ve çevrelerine zulüm yapmışlardır.

Bilginin ve ilmin tek kaynağı vahye sarılanlar, kopmaz bir ipe tutunmuşlardır.

İnsanoğlunun da meleklerin de bilgisi Allah Teâlâ’nın öğrettikleridir.

Değişmez ve yanılmaz tek bir bilgi kaynağı vardır, o da vahiydir.

İnsanlığın babası olan Hz. Âdem (a.s.)’e eşyaların ismini öğreten Rabbim, nebilerine de vah yetmiştir.

Hz. Muhammed (a.s.)’in en büyük mucizesi olan Kur’an-ı Kerim, bilginin en sağlam kaynağıdır.

Alemlerin Rabbi tarafından korunmuştur.

Bundan dolayıdır ki, insan merakını bilgiyle beslemelidir.

Soru sormak yaşamak için önemlidir.

Sorgulamak için çok soru soran bir kavmin soruları imanlarının değil, inkarlarının artmasına sebep olmuştur.(Maide 101-102)

Gözlerin kör olması, kulakların sağır, kalplerin gaflette olması, insanın ilim yolundan çıkmasıdır.

 Unutulmamalıdır ki; vücut göze tabi, ameller de ilme tabidir.

Göz neyi görüyorsa yada görmek istiyorsa o doğrultuda niyetleri olacaktır.

Bilinmelidir ki; bilgi ve sevgi; istek ve güven ortamında dokunan bir kumaş misali sabır işidir.

Ne mutlu, sorularını soğulamadan soranlara!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
necla 2017-11-30 23:22:33

Sorgulama konusunu cok iyi irdelemisdiniz
donup donup okunacak bir yazi tebrik eder