Popüler kültürde bir kural vardır. Gördüğüne inanır insan. Algıladığı şeyi arzular ya da ondan uzaklaşır. Göz en önemli duyudur. Örneğin bir cihazı görür, kullanır ve bir süre sonra hoşlanabilir. Haz aldığı şeye alışır ve bağlanmaya başlar. İçinde yaşadığı kültürden etkilenir, faydacı bir yaklaşım gösterir. Fayda bulmadığı şeyden uzaklaşır.

Görmek en önemli özelliğe dönüşür. Görmediğine şüphe ile bakar. Öyle ki insana dair her sır ifşa edilir. Bilim buna öncülük eder. Örneğin beyin nöronları görüntülenir. İnsan beynin mikro odacıklarında ruhu ve huzuru aramaya başlar. Zeka yetisiyle ve gözüyle, gördüğü her şeye bir değer biçer.

İnsan, dünden bugüne gözüyle dünyayı içselleştirme hüneri geliştirmişti. Fakat çağın insanı, teknolojinin görsel büyüsüyle bambaşka bir etki altına girdi. Kendini ekrana taşıyarak büyülü etkiyi gerçekleştirdi. Bu güne kadar, modern insan beyaz perdede ve TV ekranında boy gösterenlere öykünmüştü. Sıra kendisine gelmişti şimdi. Bilgisayar ekranında insan kendini görebilecekti. Resimlerini, videolarını ve ifadelerini ekranda izleyebilecekti. Görünür olan kendisiydi ve gözüyle kendini yeniden keşfedecekti.

İnsanlar arasında öne çıkma arzusu kişide hep var olagelmiştir. Kendini beğenmek, sevmek ve tanrısal güçlere gözlerini dikmeyi arzulamıştır. Şeytan bu konuda önemli bir modeldir. Adem’e yani insana secde etmeyerek isyan etmiştir. Onun isyan sebebi ‘ben’ iddiasıdır. ‘Ben üstünüm’ duygusuna kapılması, yaratılış tarihinin ilk ve en önemli sapmasıdır.

‘Ben’ duygusu, nefs aygıtının en önemli ünitesidir. Emek ya da bedel ödeyerek elde edeceğiniz mutluluğu, kendinizi severek, kendinizi özel ve üstün görerek sağlama yolu vardır. Kalıcı olmasa bile bir süre mutluluğa benzer bir duygu sağlar. Mutlak üstün olan Allah’tan uzaklaştırmanın en kolay yolu ‘ben’ ayartmasıydır. Şeytanın, her kulağa fısıldadığı şey ‘ben’ değeridir. Bu sese kulak veren bir çok insan var. Birçok kral ben sarhoşluğunda öncüler oldular. Güç, para, güzellik ve imkan bulan her kişi ‘ben’ hazzı yaşıyordu. Sonra gelişmeler oldu. Modern çağda yeni ‘ben’ modelleri ortaya çıktı. Örneğin film yıldızları, büyük patronlar ve sporcular, ekranlar vasıtasıyla şöhretle tanıştılar. Şeytanın ben ayartmasının kurbanı oldular.

Bugüne geldiğimizde ise yeni gelişmeler var. Görüntü ile ‘ ben’ arasında ilişki zirveye çıktı. Önemli kişiler, yöneticiler ve aktörler dışında kalan her kişi, dilediği biçimde kendini ekrana taşıyabiliyor. Sanal ekranlarda görünmek mutlu ediyor. Ekranda görünen kişinin ta kendisisiniz. Fiyakalı kıyafetlerle, tanınmış kişilerle ve önemli mekânlarda fotoğraflar yayınlama imkanı var. Ekranın büyüsü, ‘ben’ hazzıyla birleşti.

Son on yılda, sosyal ağlarda dünyanın dörtte biri kendisini ekranda izlemeye başladı. Arkadaş sayısı, paylaşımlara gelen beğeniler ve dahası; ağa takılanlar buna bayılıyor. Geçmiş toplumların, buna benzer ‘ben’ sergileme imkanı elde etmeleri zordu. Marifet gayrete tabi olduğu için öne çıkmaktan mahrum kalmışlardı. Hayat onlara kendi gerçekliğinde yaşamayı öğretmişti. Donkişot’luk yapanlar bir süre sonra kendi merkezlerine çekiliyordu. Halbuki bugün mahalle baskısı olmadan sanal alanda kendinizi nasıl istiyorsanız, öyle gösterebilirsiniz. Kural değişti şimdi; göründüğün gibi olabilme fırsatı çıktı. Şimdilik böyle gidiyor; ekranlarda yarına dair bir veri yok.

Grof ‘ların deyimiyle "normal insan için, "yaşıyor" yerine "yaşayıp gidiyor" demek yersiz olmayacaktır. Zira o, hayatı olduğu gibi benimser, hayatın anlamını, değerini ya da amacını sorgulamaz. Kendini kişisel arzuların tatminine adamıştır; duyulardan gelen zevklerin, duygusal hazların, maddi güvencenin ya da bireysel hırsların peşinde gitmektedir.’

Ankebut Suresi’nde; “şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiştir” buyruluyor. Bu ayetle bir kez daha sosyal ağlara takılan insana bakalım. Ağların ipeksi dokusunda şimdilik yaşayıp gidiyor. Örümceğin evinden ibret almadan…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624