Sosyal bilimleri kendi yerelimizde yeniden kurmadığımız takdirde kısa bir süre sonra toplumda umulmadık bir zihniyet dönüşümüne sebep olacağını öngörebiliyoruz. Çünkü sosyal bilimlerin doğa bilimleri gibi standart ve değişmeyen bir yöntemi, kuramı ve kavramsal çerçevesi olmadığını büyük oranda Aydınlanma ideolojisinin ürünü olan ve bu ideolojileştirilmiş bilim anlayışının dogmatik bir şekilde akademi tarafından ithal edilip uygulanmasının bir süre sonra varlık, bilgi, sanat ve toplum anlayışımızı dönüştüreceği kesindir. İnsan bilimleri denilen sosyal bilimlerin laboratuvar bilimleri gibi kabul edilmesi beraberinde bir zihniyet dayatmasına yol açar. Bu bilimlerin olduğu gibi ithal edilmesi beden ölçülerine bakmaksızın gömlek ithal etmeye benzediğini söyleyebiliriz. Üstelik bu durum sadece Türkiye için değil bütün bir Asya medeniyetleri ve toplumları için riskler içermektedir.

Aile politikalarından eğitime, edebiyattan felsefeye ve dini araştırmalara kadar bütün kültürel yaşam alanı toplumların kendi dünya görüşü doğrultusunda şekillenir. Bu gerçekliğe rağmen bütün bu anlam dünyasını birer nesne veya olgu gibi standart, dondurulmuş ve dogmatik kavramlarla ve kuramlarla anlamaya çalışmak bilim değil bilimciliktir, bilimin ideolojileştirilmesidir.

Batı’dan Doğu’ya gelen öğrenciler Doğu’yu çalışıyor, Doğu’dan Batı’ya gidenler yine Doğu’yu çalışır.

Batılı ülkelere sosyal bilimler alanında gönderilen öğrencilerin büyük çoğunluğu tekrar kendi ülkelerine çalışmak üzere ödevlendirilmekte, toplumun dokusuna ait rafine veriler ve bir oryantalistin asla nüfuz edemeyeceği spesifik konular, seçilmiş öğrenciler tarafından, özenle hazırlanmakta, Batılı ülkelere ve veri merkezlerine rapor edilmektedir. Batılıların eskiden Oryantalist faaliyet çerçevesinde yaptıkları çalışmaları biz seçilmiş başarılı ve zeki öğrenciler göndererek onlara gönüllü veri kaynağı oluşturmalarını sağlamaktayız. Batı’dan Doğu’ya gelenler Doğuyu çalışıyor, Doğu’dan Batıya gidenler yine Doğu’yu çalışıyor. Batılı ülkelerden çağırdığımız öğrenciler neyi çalışacağını bilir, konusunu kendisi seçer ve bizim kültürümüzü çalışır. Batıya kendi paramızla gönderdiğimiz öğrenciler çalışacağı konuyu oradan alır ve yine bizi çalışır. Ve bütün bu süreci biz kendi ulusal bütçemizle fonlamaktayız. Bundan daha vahimi başarılı gençlerimizi kendimize ait değer ve kültür alanımızı “seküler Batı” ideolojisinin kalıpları içinde ifade etmenin dışında bir anlama ve yorumlama faaliyetinin bilimsel olamayacağını düşünen bireylere dönüşmesini kendi elimizle planlamış oluyoruz. Öyle sanılıyor ki bilim son birkaç yüzyılın Avrupası ile başladı ve Doğu toplumlarında hiçbir zaman bilim yapılmadı. Öyle ki mesela okul öncesi eğitim literatürüne bile baktığımızda kavramlarından yöntemine kadar bütün bir alanın tamamen “seküler Batı” ideolojisinin ürünü olduğunu görürüz. Çocuk nasıl yetiştirilir, aile içi sorunlar nasıl çözülür, değer eğitimi nasıl verilir diye bir araştırma yapınız karşınıza çıkacak akademik çalışmaların neredeyse tamamının bu zihniyetin ürünü olduğunu görmeniz işten değildir.

Bugün sosyal bilimlerde hangi konuyu araştırırsanız kendinizi “ilkel insanskolastiğinin içinde bulursunuz. İster dil araştırması yapın, ister din, ister antropoloji veya herhangi başka bir insan bilim araştırması yapın bütün insanlık mirasının evrimsel olarak oluşturulduğuna dair bir varsayımın dayatmasını hissedersiniz. Bu metodolojik dayatma sosyal ve beşeri bilimlerin temel skolastiğidir. Genel anlamda Doğu dünyası, özelde ise Müslüman toplumlar ve Türkiye son 2-3 yüz yılın zihninin ürünü olan bu dayatmacı ve ideolojik sosyal bilim anlayışının farkına varmalıyız. Ve buna karşı kuramsal yapısı, kavramsal çerçevesi ve metodolojik özgünlüğü olan ve kendi varoluşsal gerçekliğimize uygun bir sosyal bilim anlayışının yeniden kurulması ve insana ait olanın yeniden okunması gerekmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.