Köroğlu'nun “silah çıktı, mertlik bozuldu” deyişi gibi bizler de rahatlıkla “sosyal medya çıktı, kimlik bozuldu” diyebiliriz.

Sosyal medyanın algı yönetimi, dezenformasyon merkezine dönüştürülmesi sorunu bir tarafa kişisel kullanımdaki yanlışlar, usul-adap bilmememe de en fazla bu mecrada görünür oldu.

Modern insanın en büyük problemi olan “hadsizlik” sosyal medyanın kimlik örtücü etkisi, sahte hesaplarla var olmaya imkân tanıması gibi sebeplerden dolayı zirveye tırmandı.

Eli her klavyeye uzanan, telefon tuşuna dokunabilenin istediği formatta oluşturabildiği fake kimlikler üzerinden piyasada yer alabilmesi, en büyük sorunlardan…

Sahte profil arkasına saklanan kimileri büyük hesaplaşmaların, kumpasların figüranlığı rolünü ifa ediyor.

Kimi ünlüler de hakiki hesaplarından söyleyemediklerini böyle profiller üzerinden yazarken hem belli bir amaca hizmet etmiş hem de kendilerine düşünsel zemin, malzeme sağlayabilecek ortamı hazırlıyorlar.

Gerçi bu hesapların bazıları kullandıkları teknik, dil üzerinden gerçek kimlikleri ile benzeştirilerek şaibe altında kalsa da bazıları deşifre olmadan istedikleri algıyı yürütmeyi başarıyor.

Sosyal medyayı cinsel avlanma mekânı olarak görenler de ayrı bir kategori oluşturur. Kimileri şöhretleri, cazibeleri üzerinden bir hinterland oluştururken kimileri de sahte ama idealize edilmiş profillerle sosyal medya âlemine akmaya çalışır!

Sosyal medyadaki; sözün sihri, görüntünün müphemliği üzerine oluşturulan kurgusal ilişkilerin mutlu sonla bitenine henüz rastlamadık. Bu yolla ortaya çıkan mağdurların çokluğundan bahsetmeye gerek bile yok!

Dünyayı küçülten, daha düne kadar sadece ekranlardan, gazete/dergi sayfaları arasından bilinen ünlülerin bir tuş dokunuşuyla hayata taşınması modern zamanın en büyük sihri olsa gerek! Gerçek hayatta hiçbir şekilde bir araya gelemeyecek kişileri sanal bir dünyada buluşturması, birbirlerinin yaşamına dokunabilmesi de hakeza…

Kişinin, muhatabına yüz yüze iken söylemeye cesaret edemeyeceklerini büyük bir pervasızlıkla peş peşe dizebilmesi, karşısındakini tahkir edebilmek, üzebilmek için elinden gelen tüm gayreti kullanması da acayip zamanların bir laneti olmalı!

Farklı ideolojilere sahip insanlara yöneltilen acımasızlıkların sınırı dahi yok. Aynı cenahın çocuklarının da görünür-görünmez bir ortamdaki cesaretlerinin ölçülebilir olmaktan uzaklığı tesadüf değil.

Abartı mı bilmem ama bazen sosyal medyayı sırf birilerine laf çakarak kendini iyi hissetmek amacıyla kullananlar olduğu vehmine kapıldığımı inkâr etmeyeceğim!

Başkasının itibarına, kimliğine, fiziğine, kıyafetine, düşüncesine taarruz ederek kendini iyi hissetme durumu sahte kahramanlık duygusunun peyda ettiği bir patolojik durum olabilir mi?

Kıskançlık, tahammülsüzlük, hazımsızlık duygularının eleştiri adı altında masumiyet ve meşruiyet kazandırılarak kişisel tatmin aracısına dönüştürülmesi nedir?

Kişisel komplekslerini, bunalımlarını aforizma, kritik vs vs bir yığın tumturaklı kelimeler arkasına gizleyerek sosyal medya şöhretini kazanan/kazanmak için yarışan tiplerin birer iyilik abidesi algısıyla eş anılmaları da görebilenler için azap verici!

Reklamların, zihin boyama senaryolarının muamelata dönüşmüş hallerini ibretle takip etmek için buralar bulunmaz ortamlar. Tabii tüm bunları görebilmek için öncelikle açık bir dimağ, gösterilenin ardındaki manzarayı keşfetme isteği zorunlu. Yeter ki görmek isteyin, ne kadar çok malzeme olduğuna sizler bile hayret edeceksiniz!

Twitter.com/sabihadogann

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
A. KÜÇÜK 2018-01-23 12:22:57

söz karacaoğlan'a ait değil yalnız...