Sosyal politika dendiğinde aklımıza gelen ilk şey devletin, sosyal adaleti sağlayarak toplumda ki tüm insanların sınıf ayırımı gözetmeden ihtiyaç duyduğu çeşitli ihtiyaçları karşılamaya yönelik yapmış olduğu faaliyetler bütünü gelir. Esas itibari ile hükümet eden tarafından devlet politikalarının belirlendiğini göz önüne aldığımızda, aslında hükümetler ile birlikte öncelikler ve politikaların değişkenlik gösterebileceğini söylemek gerekmektedir. Ülkemizde bu konuda yapılan uygulamalar nedeniyle çok sayıda tartışmada çıkmıştır.

Örneğin her dönemde bir eğitim politikası oturtamadığımızdan şikâyet edilir. Eğitim sistemimizin bir türlü oturtulamadığı, çocuklarımızın ve gençlerimizin doğru ve yeterli eğitim alamadığı yönündeki şikayetler her dönemde varlığını korumuş, kimi zaman artmış kimi zaman ise normal seyrinde devam etmiş fakat hiçbir zaman Türkiye de bir eğitim sisteminin varlığından gerçek manada söz etmek ne yazık ki mümkün olamamıştır.

Makaleye böyle başlamamızın sebebi, sosyal politikaların hayata geçirileceği alanların tespitleri ve uygulanacak politikalar noktasında karar vericilerin siyasal kanadın temsilcileri olmaları ve onlar değiştikçe değişen politikalar nedeniyle ülkemizde birçok alanda sürdürülebilir sosyal politikaların şekillenemeyişidir. Eğitim politikası örneği bunun en somut örneği olduğu için burada bahsettik. Eğitim devlet tarafından yerine getirilmesi gereken temel ödevlerden biridir. Nasıl ki vatandaşların vatandaşlık ödevleri varsa devletinde vatandaşlara karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu ödevler vardır. Sosyal politikaların üretilmesi ve toplumun ihtiyaçların bu politikalarla karşılanması, refah düzeyinin artırılması, kamuoyunun vicdanlarında tahribat oluşturabilecek olayların yaşanmaması gibi birçok etmenin yerli yerine oturması için doğru sosyal politikaların devlet eli ile yapılması şarttır.

Makalenin başında belirttiğimiz gibi üretilen sosyal politikaların temel şartı sürdürülebilir olmasıdır. Yakalanan başarı sürdürülerek çıta daha ileri seviyelere taşınmazsa bir müddet sonra dejenerasyon ile birlikte çöküş başlar. Her işte olduğu gibi sosyal politika süreçlerinde de çağın dinamiklerini yakalamak elzemdir.

Dolayısıyla devlet tarafından dikte edilen ve tek taraflı olarak mevcut hükümetlerin istikametleri doğrultusunda tasarlanarak hayata geçirilen sosyal politikaların başarılı ve sürdürülebilir olma şansları az olduğuna göre burada yapılması gereken çağın dinamiklerine uygun bir şekilde toplumun ve ilgililerin fikri alınarak sosyal politikaların üretilmesidir.

Dünya da ve ülkemizde çocuklar ve yaşlıların içerisinde bulunduklarını sosyal riskin asgari seviyelere çekilmesi ile alakalı birçok çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmaların önemli bir bölümünün yüklenicisi ve finansörü devletlerdir. Ancak özellikle ülkemizde bulunan vakıflar ve Sivil Toplum Örgütleri toplumda ki dayanışmayı ve yardımlaşmayı artırmak ve ihtiyaç sahibi bulunanlara yönelik önemli çalışmalar yapmaktadırlar. Yapılan çalışmalar ve projeler son derece sevindirici olsa da mevzu bahis olan çalışma ve projelerin münferit bir şekilde ilerlediğini belirtmekte fayda vardır. Dolayısıyla top yekûn bir sosyal politikadan bahsetmek ne yazık ki mümkün değildir.

Özellikle çocukların ekonomik hayata katılımları ile alakalı ciddi bir politika boşluğunun Türkiye de var olduğu gerçeğini ifade etmek gerekir. Çocuk işçilerin okullarından uzak kalmaları ile birlikte eğitim hayatları da sekteye uğramakta yani hem bugünlerini kaybetmekte hem de eğitim hayatından uzak kaldıkları için geleceklerini de tehlikeye atmaktadırlar.

Ülkemizde üretilecek sosyal politikaların tümünde devlet, sivil toplum, özel sektör, uzmanlar ve ebeveynler bir araya gelmeli ve ortaya çıkacak politikanın ortak akıl ile üretilmesi sağlanmalıdır. Sürdürülebilir bir sosyal politika için sosyal risk gruplarının görüşleri alınmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.