08 Ekim 2017 Pazar 10:34
Milliler 'Yeter artık!' dedirtti

Rusya'da düzenlenecek 2018 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri'nde I Grubu'nda mücadele eden A Milli Futbol Takımımız, grupta sondan bir önceki maçında evinde karşılaştığı İzlanda'ya 3-0 gibi farklı bir skorla yenilirek Rusya'ya veda etti. Alınan 'hezimet' niteliğindeki sonucun yanı sıra, sırtlarında ay-yıldızlı formayla sahaya çıkan futbolcuların sanki halı saha yeleği taşıyormuşçasına hırstan ve mücadeleden uzak bir görüntü sergilemeleri ay-yıldıza gönül verenlerin tepkisini çekti. Yaşanan hüsran sonrası milli takımın bu duruma gelmesinde etken olan kaoslar da yeniden sorgulanmaya başlandı. Milli Takım'ın başarılarıyla gururlanan ve mutlu olan Türk halkı, ay-yıldızlılardan büyük başarılar beklerken gerek EURO 2016 öncesinde yaşanan ancak sonradan gün yüzüne çıkan prim kavgaları, büyük umutlar bağlanan Arda Turan’ın gazeteciye saldırısı fitilin ucunu ateşledi. Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim'in Arda özelinde oyuncularla yaşadığı gerginlikle ve bu da yetmezmiş gibi Çeşme'de bir restoran sahibiyle yaşadığı fiziki müdahaleye kadar giden tartışmalar, Rusya yolundaki konsantrasyonu neredeyse sıfıra indirdi. Terim'in yerine göreve getirilen Rumen teknik adam Mircea Lucescu'nun ise tartışılan ve futbol otoriteleri tarafından anlam verilemeyen kadro tercihleri sonrası Dünya Kupası'nı evimizden izler hale geldik. Dünya Kupası hasretimiz ise bu yüzden 20 seneye çıktı.

SORUNLAR BİTMEK BİLMİYOR

Bütün bunların ötesinde daha da acı olanı Milli Takım'ın şu anda sergilediği futbol ikliminin ilerisi adına umut vermekten çok uzakta olması. Şu an için tespit edilen sorunlar sıralamakla bitecek gibi durmuyor. Bireysel olarak son derece yetenekli ve Avrupa'nın önde gelen kulüplerinde oynayan yıldız futbolcularımız olsa da yeteri kadar yararlanılamıyor. Kadroya dahil edilenler ise çalışmaktan, disiplinden ve kendilerini geliştirmekten uzak duruyor. Deneyimiyle takıma katkı sağlaması beklenen oyuncuların, “Ben artık oldum” anlayışıyla yerlerinde saymaları ise bir başka önemli sorun olarak öne çıkıyor. Görev alan teknik adamların ise tabir yerindeyse günü kurtarma derdi içinde olmaları, belki de Milli Takım'ı, kulüp takımlarına geçmek için bir basamak olarak değerlendirmeleri de yaşanan disiplinsizliğin en önemli nedenleri arasında gösteriliyor.

TFF ACİL TEDBİRLER ALMALI

Bu noktada en büyük sorumluluğun futbolun başındaki Türkiye Futbol Federasyonu'na ait olduğu görüşü ağırlık kazanıyor. Yapılan değerlendirmelerde üretemeyen, yetiştiremeyen, yetiştirse de geliştiremeyen futbol düzeninin baştan aşağı yenilenmesi gerekliliği üzerinde duruluyor.

Gelinen son noktada Türkiye'nin, İzlanda gibi bir ülke karşısında özellikle sahada hiçbir varlık gösteremeden, reaksiyon sergileyemeden yenilmesinin mazaretinin olamayacağı şu anda hakim olan görüş konumunda.

Türk futbolunun, yönetsel, hukuksal ve mali sorunları içerisinde sahadaki verimin de düştüğü belirtilirken, futbolun Avrupa'da ve dünyada her yönüyle değişmesine rağmen ülke futbolunun yerinde saymasının yönetim anlayışının ve işleyiş tarzının revize edilmesi gerekliliği vurgulanıyor.

Adım adım dibe

  • 2000 yılında Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı müzesine götürmesi, Türk futbolunun dünyada söz sahibi olması, 1. sınıf futbol ülkesi haline gelmesi adına atılan büyük bir hamleydi. A Milli Takım’ın o dönemde 2000 Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek final oynaması, doğru yolda olunduğunun en büyük göstergesiydi. Yukarı doğru seyir gösteren bu ivme, 2004 yılına kadar sürdü. 2000’li yıllarda Dünya sıralamasında 30. sıralarda olan A Milli Takım, 2002 Dünya Kupası’nda aldığı üçüncülük sonrası 7. sıraları dahi gördü. Milliler, Şenol Güneş yönetiminde tarihinin en iyi başarısına imza attı. 2004 Avrupa Şampiyonası Elemeleri Play-Off’unda Letonya faciası yaşayan Milliler, 15. sıralara gerilerken 2006 Dünya Kupası Elemeleri Play-Off’unda da İsviçre karşısında yaşanan hezimet, Milli Takım’ı Dünya klasmanında 26. sıralara kadar taşıdı. 2008 Avrupa Şampiyonası’nda da Fatih Terim yönetiminde Milli Takım, yarı final oynayarak dünya klasmanında yine ilk 10 içerisine girdi. Ardından 6 yıl içerisinde Türkiye, tepetaklak bir düşüş yaşadı. 2010 Dünya Kupası, 2012 Avrupa Şampiyonası ve 2014 Dünya Kupası’nda üst üste boy gösteremeyen milliler, 2016’da Fransa’da düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılarak 8 yıllık süreçteki düşüşe son verdi. Türkiye son olarak Rusya’da düzenlenecek Dünya Kupası finallerine ise grup aşamasında veda ederek büyük bir hayal kırıklığı yaşattı.

Sonsuz alkışlar

A Milli Futbol Takımımız'ın, önceki gece Finlandiya'ya 3-0 yenildiği karşılaşmada futbol adına göğsümüzü kabartan tek şey Eskişehir taraftarı oldu. Stadı tıklım tıklım dolduran Eskişehirliler, geriye düşülmesine karşın 90 dakika boyunca susmadan, fair-play çerçevesinde takımı ateşlemek adına elinden geleni yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Eskişehir seyircisini unutmadı. AK Parti'nin Afyonkarahisar'daki kampında konuşan Erdoğan, bir paragraf da Eskişehirli futbolseverlere ayırarak, “Milli takımımız, dün akşam (önceki akşam) mağlup oldu. Üzüntülüyüz. Ama 3-0'a rağmen Eskişehir seyircisinin sonuna kadar milli takımımıza sahip çıkmasını sonuna kadar alkışlıyorum” dedi.

TFF DE TEŞEKKÜR ETTİ

Türkiye Futbol Federasyonu da, Eskişehir taraftarlarına teşekkür ederken, “Yenilgiye rağmen karşılaşmanın başından sonuna kadar ay-yıldızlılara destek olan 35 bin futbolsevere teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı.

Kadro dışı bırakıldılar

2018 FIFA Dünya Kupası Elemeleri'nde yarın deplasmanda Finlandiya ile karşılaşacak A Milli Takımımız'da Arda Turan, Burak Yılmaz, Nuri Şahin sakatlıkları nedeniyle, Caner Erkin ise Finlandiya maçında sarı kart cezalısı olmasından dolayı aday kadrodan çıkarıldı. Nuri Şahin'in belinde zorlanma sonucu ağrı oluştuğu, karşılaşma sonrasında ise Arda Turan'ın sol ayak 5. tarak kemiğinde, Burak Yılmaz'ın da her iki kasığında ağrı ortaya çıktığı belirtildi.


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.