Olaya girmeden önce bir analiz yapalım. Dünyada özelde ülkemizde şiddet olayları öteden beri sürüyor. Terör hadiseleri ülkemizin kaynaklarını tüketiyor. Ülkemizin fidan gibi gençleri toprağa düşüyor. Nice ocaklar sönüyor, analar-bacılar ağlıyor, umutlar bitiyor.

Bu terör ve şiddet dünyasında yaşarken hepimiz bundan nasibimizi alıyoruz. Medyayı izlerken ebeveynlerin yüreği hopluyor. Ebeveynler çocuğunu sağlıklı yetiştirmek ve geleceğini düşünmek istiyor. Bunun için çocuğunu okula ve spora gönderiyor. Spora ilgisi az olmasına rağmen sporun her çeşidini özellikle futbolu endişe ederek izliyor.

bize göre spor dalı değildir. Futbol gösteriye dayanan sportif bir etkinliktir. Sosyal yönü dolayısı ile futbol spordan anlayamayanların ilgi alanına girmiştir. Parası olan ve olmayan kişiler, futbol geçmişi olmayanlar kulüp yönetimine talip olmuşlardır. Diğer yandan kötü niyetli kişiler spor vadilerini hedef olarak seçmişlerdir.

Problemli kişiler sorunları ile baş edemiyorlar. Sorunlarına çözüm bulabilmek için bazıları maddeye başvuruyorlar, bazıları da futbolu hedef seçiyorlar. Futbol arenasında seyirciler ve yöneticiler ana aktör durumundadır. Oyuncular ise ikincil konumdadır. Sivri dilli bir demeç veriliyor, seyircilerden birisi de durumdan vazife çıkarıyor. Oyuncular kurban seçiliyor.

Kaosa müsait ortam anarşiye ve kumpasa davetiye çıkarıyor. Kritik ve önemli günlerden geçiyoruz. Kalabalıkların olduğu yerlerde her türlü kışkırtmalar ortaya çıkabilir. Hele hele tetikçi bir de alkol veya madde kullanıyorsa ortaya istenmeyen tablolar çıkabilir. Şenol Güneş vak’asını bu çerçevede ele almak lazımdır.

Önce her türlü şiddet olayını, saldırganlığı, cani hareketi kınamak gerekir. Şenol Güneş gibi dünya çapındaki antrenöre yapılan saldırıyı en şiddetli biçimde kınıyoruz. Bu saldırının gerekçesi olamaz. Bilmeliyiz ki saldırı, şiddete davetiye çıkartır. O zaman şiddeti kaynağında kurutmalıyız.

Olayı şiddetli biçimde kınadık. Daha sonra takımları kötülemeden, yerin dibine sokmadan sağlıklı biçimde olayları ele almalıyız. Soğukkanlı biçimde olayı ele alırsak isabetli hareket etmiş oluruz. Kulüplerimiz sporun her alanında faaliyet gösteriyorlar, Türk gençlerini eğitiyorlar. Dolayısı ile kulüplerimiz şer odaklarının hedefi durumuna gelmiştir.

Kumpas olabilir mi? Elbette olabilir. Bulunduğumuz ortam ve coğrafya buna müsaittir. Dış şer odaklarının çabalarını ve arayışlarını göz ardı etmeyelim. Tetikçi de bulunursa eylemi gerçekleştirme şansını yakalar. Maalesef Şenol Güneş olayını bu çerçevede ele almak gerekiyor. Üstelik bu olaydan ders çıkarmak lazımdır.

Çözüm uzun vadede eğitimdir. Kısa vadede:

1. Tel örgüler sökülmemelidir.

2. Cezalar caydırıcı olmalıdır.

3. Tetikçilerde bağımlılık araştırması yapılmalıdır ve bağımlı kişiye tedaviye alınmalıdır.

Statlarda ve salonlarda Devlet güvenliği sağlamalıdır.

5. Futbol geçmişi olanlar futbolu yönetmelidir.

6. Rakip takımın taraftarları statlara alınmamalıdır.

Sonuç: Şenol Güneş’e “geçmiş olsun ve onu hedef göstermeyelim” diyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.