ABD, Avrupa, NATO ; Türkiye'ye yönelik krizlerin,darbelerin planlayıcısı / uygulayıcısı.

Papaz'ın, Papazcıların yargılanmasını istemiyorlar. Türkiye'nin egemenlik haklarını tanımıyorlar.

İstedikleri şu: " Mahkemeleri kapat, hapishaneleri boşalt."

ABD ve stratejik düşmanlar, Dede Korkut hikâyelerinde Salahane Kayası'nda yaşayan, halkın çocuklarını ve servetini yiyen, kendisine ok işlemeyen, hiçbir ahlakî , insanî hukukî kural tanımayan, alnının ortasında tek gözü olan Tepegöz'ün çağdaş versiyonudurlar. Ne uluslararası kuralları, anlaşmaları tanımaktalar ne de ahlakî kurallara saygı duymaktalar. Gittikleri yeri kan ve göz yaşıyla boğmaktalar. Zorbalar. Siyonist politikaların uygulayıcısı ve İsrail'in sömürgesi durumundalar.

Kendine ram olmuş uşakları ( devşirmeler ) eliyle, darbelerle, içsavaşlarla dolar ve avroyla ülkeleri sömürmekteler.

ABD, yıllardır 'bizim çocuklar' dediği devşirmeleri sevk ve idare ederek bu coğrafyanın, bu ülkenin zihinlerini igfale çalıştı. Belirli aralıklarla açık-gizli müdahalelerle ekonomik ve kültürel katliamlara girişti. ABD uşaklığını kendine paye edinmiş alçaklar edindi, kendini 'çağdaş' ve 'insancıl' olarak tanıttı. Gönüllü köleler de Türkiye'nin egemen ve bağımsız politikalarını 'eksen kayması' olarak yansıttılar.

Türkiye, içte ve dışta terör örgütlerini ve 'cemaat' görünümünde dinî, millî ve insanî değerleri ifsat edici oluşumları bertaraf ettikçe terör koridoru planını bozdukça ABD'nin nevri dönmekte, Papaz'ı, bahane edip saldırmakta. Papaz ekonmosi kurup döviz üzerinden Türkiye'yi siyasi ve ekonomik krize sokmaya çalışmakta. Döviz kurunu kitle imha silahı gibi kullanmakta.

Bu saldırıya Geziciler, FETÖ'cüler, terörseverler, siyasi uzantılar ve şeflik artıkları hemen katıldılar. Zaten hazırkıta bekleşmekteydiler.

Ancak onlar için artık vakit çok geç. Millet, kendi kanı ve canıyla 15 Temmuz'da 'surda açtığı gedikten' 16 Nisan 2017'de halk oylamasıyla, 24 Haziran 2018'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle hakimiyetini sağlam bir kaide üzerine inşaya başladı. Bundan dolayı, döviz kurları üzerinden oluşturulmak istenen krizler, yeni yönetim sistemini daha da sağlamlaştıracaktır. Çünkü artık zayıf koalisyonlar dönemi tarihe karıştı. Ayak oyunlarıyla, milletvekili transferleriyle / paketlemeleriyle, Güneş Motel benzeri pazarlıklarla, ' abidik kubidik işler'le, gazete ilanlarıyla hükümetler yıkıp hükümetler kuramayacaklar. Bunlar eski Türkiye kaldı.

24 Haziran genel ve cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili olarak 4 Mayıs 2018'de imzalanan Cumhur İttifakı Protokolü ile millî uyanış, diriliş ve zihnî dönüşüm kayıt altına alındı.

İşte o ifadeler:

"...Yenikapı’daki mili diriliş ruhu ile harekete geçmiş, devleti ve millet iradesini tahkim eden bir Anayasa değişikliği neticesinde güçlü bir yönetim sistemi getirmiştir. Böylelikle Türkiye yeni bir siyasi sürece girmiştir ve bundan geriye dönüş olmayacaktır.

Cumhur İttifakı, Türkiye’yi hedef alan saldırılar karşısında parti çıkarları ve günlük siyaset hesapları yapmaksızın ortak bir duruş ortaya koymaya ve Türkiye’yi zayıflatarak uluslararası operasyonlara açık hale getirmeye yönelik her türlü faaliyetin karşısında yer almaya kararlıdır. Bu kararlılık ve işbirliği ile ittifakımız Türkiye’yi bölgesel güç ve lider ülke yapacak 2023 hedeflerini gerçekleştirmenin yanı sıra, İ’la-yı Kelimetullah uğruna asırlarca dünya barışının ve adaletinin teminatı, İslam aleminin ve bütün mazlum milletlerin yegane ümidi olan Türkiye’yi küresel bir güç haline getirecek, 2053 ve 2071 vizyonun alt yapısını adım adım inşa edecektir."

Hükümet, 100 Günlük Eylem Planı içinde eğitimle ilgili teşkilat yapısı, müfredat değişim ve dönüşümünü Cumhur İttifakı Protokolü ekseninde uygulamalıdır.

MEB, 'İ’la-yı Kelimetullah'ı, Kızılelmayı kendine şiar edinmelidir.

Stratejik düşmanlara karşı en etkili mücadele yolu budur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.