Allah Resûlü’nün en büyük endişesi, Mekkeli müşriklerin, Müslümanları yok etmek için, ticari kervanlardan elde ettikleri kazançlarından belli bir miktarını askeri hazırlıklara ayırmaları idi. Bu endişe Efendimizi, Kureyş’ten Şam’a kadar yapılan tüm ticari faaliyetlerin takibe almasını emretmesine sebep olmuştu. Çünkü kervanlarla yapılan o faaliyetlerin, Müslümanların aleyhine silah ve harp malzemeleri olarak geri dönme ihtimali vardı.

Hicretin yedinci ayıydı. Peygamberimiz amcası Hz. Hamza’nın emrine 300 asker vererek, bir askeri keşif birliği kurdu. Amaçları, o günlerde Şam’dan gelip Mekke’ye gideceği söylenen ticaret kervanını izlemeye almaktı.Kureyş kervanının başında, müşriklerin lideri Ebu Cehil, bizzat yer almıştı.

Kureyş kervanı Seyfül-bahir denen sahil şeridine varınca, Kureyşliler, Hz. Hamza’nın komutanlığını yaptığı askeri birliğin farkına vardılar. Artık çarpışma kaçınılmaz olmuştu.

Seyfü’l-bahir denen yer, Cüheni kabilesinin toprakları içinde yer alıyordu. Cüheni kabilesinin reisi Mecdi bin Amr idi. Mecdi’nin hem Peygamberimizle hem de Kureyş ile dostluğu ve ittifakı vardı.

Mecdi, iki askeri gücün Seyfül-bahir’de karşı karşıya geldiği haberini alır almaz, hızla o bölgeye intikal etti. Taraflarla ayrı ayrı görüşme yaptı. Onları çarpışmaktan vazgeçirdi. Yapılan uzlaşma sonucu, Ebu Cehil, kervan ile birlikte Mekke’ye yönelirken; Hz. Hamza da birliğini alarak Medine’ye döndü.

Mecdi bin Amr, o günlerde İslam’a girmiş değildi.

Müslümanlar, ona, arabuluculuk gibi bir teklifte bulunmadıkları halde, O, kendiliğinden Mekkelilerle Medineliler arasında arabuluculuğa kalkışmıştı. Muhtemel bir çarpışmayı da önlemeyi başarmıştı. Mecdi’nin bu olaydaki barışçı ve uzlaştırıcı davranışları, Allah Resûlü’ne anlatıldı. Bu çabalar, Efendimizin hoşuna gitti.

-Tebrik ederim kendisini. İyi ve doğru bir davranış sergilemiş, buyurdu.

Bu olaydan sonra, Mecdi bin Amr ile kabilesi, Allah Resûlü’nden hep iltifat ve saygı gördüler. Allah Resûlü, onların sözlerine ve isteklerine değer verdi. Allah Resûlü’nün, Mecdi’ye karşı takındığı takdirkâr tavır, bizlere barış ve uzlaşmanın önemini göstermektedir.

Diğer taraftan, Efendimiz, bu olayla, İslam’a uygun doğru ve güzel bir işi Müslüman olmayan bir kimse bile yapsa, onu saygıyla ve memnuniyetle karşılamak gerektiği dersini de vermektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.