Geçtiğimiz hafta basınımızda da geniş yankı uyandıran bir kongre yapıldı. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp kongresi. Meseleye vakıf olan ve olmayan yüzlerce hekim meraklı oldukları alanlarla ilgili seminerlere katılarak bilgisini görgüsünü geliştirdi.

Hafta boyu televizyonlarımızda, tamamlayıcı tıp dalları ile ilgili programlar yapılarak halkımız bilinçlendirildi. Sosyal medyada enine boyuna tartışmalara sebep oldu. Özellikle hacamat sülük uygulamaları ile ilgili ilginç tartışmalar bana konu ile ilgili bazı meslektaşlarımızın cahilliğinin boyutunu gösterdi.

Hacamat tedavisinin başlangıç tarihini Peygamber Efendimiz ’in zamanı ile ilintileyip  dini referans ile zenginleştirenler  yanında, bu tedavilerin  milattan önceki 3000 li yıllardaki kayıtlarda olduğunu Babil, Mısır, Çin tıbbında önemli bir tedavi protokolü olarak  kullanıldığını bilmeyen hekimlerimizin olduğunu gözlemledim.

Hekimlik sanatında hastalara bütüncül yaklaşım şarttır. Bilimsel yaftaların dar kalıplarına sıkışarak icrayı sanat eylemek, sağlıkta bugünkü çıkmaz sokağa bizleri taşıdı. Hastalıkları tedavi etmede başarıları yüksek olan meslektaşlarımız, hastaları tedavi etmede çuvalladıkları için hekim dışı arayışlar engellenemiyor. Bu gidişle engellemek mümkün gözükmüyor.

Tıp fakültelerine başladığımız ilk günlerde hocalarımızın hep bir ağızdan adeta beyinlerimizi yıkarcasına söyledikleri  “ tıpta hastalık yok hasta var” algısı mesleğe atıldığımız gün ile birlikte unutularak hastalıkları tedavi peşine koşmamız birçok meslektaşımızı yormuş ve meslekten soğutmuştur.

Şu bir gerçeklik olarak kulaklara küpe yapılmalı. Her hasta bir kitaptır ve iyice okunup anlaşıldıktan sonra tedavisi düzenlenmelidir. Tıp kitaplarında çarşaf, çarşaf yazılı hastalıkları bu mantıkla süzgeçten geçirerek her hastaya özgü tedavi protokolü geliştirmeliyiz.

Yurt içi dışı bilimsel ve tamamlayıcı tıp toplantılarına katılırım. Doğudaki ülkeler şifayı ararken batı tıbbından medet umar oldukları gibi, batıdaki ülkelerde şifayı ararken doğu tıbbından medet umar olmuşlar. Buradan da anlaşılıyor ki, insanlık tarihi ile aynı yaşta olan hekimlik sanatı şifayı arama ve bulma üzerine kurgulanmalı. Arının bal yapmada kullandığı vahiy yolu şifacıların ve şifayı arayanların da yolu olmalı. Bunu başaramadığımız her durumda fırsatçı şarlatanların ağlarına düşüp hem maddi hem manevi olarak kaybeden oluruz. Bu gerçeklik birçok insanın malumu ancak hatırlatmakta yarar var.

Her zaman söylediğim ve tekrar etmekten de sakınmadığım bir gerçeklikle makalemi sonlandırmak istiyorum. Öncelikli vazifemiz sağlığımızı korumamız olmalı. Özellikle yediklerimizin bir kısmının bizleri  hasta edebileceğine inanarak seçici olmalı, mide torbasını çöplük gibi kullanmaktan sakınmalıyız. Uyku sağlığı çok önemlidir. Manevi cephelerimizi güçlendirerek ufak tefek yakınmalarda acillerin kapısını aşındırmamalıyız. Sağlık ve mutluluk dileklerimle.

Düzeltme

Geçtiğimiz hafta tarafıma gelen bir telefonla her hastalığa deva bitkisel bir karışım pazarlanırken Saraçoğlunun isminin telaffuz edilmesi üzerine” Yakışmadı Saraçoğlu” başlıklı makale yayınlamıştım. Kadir Büyükbingöl tarafından gazetemize ve şahsıma gönderilen mail de bu tür satışların kendileri tarafından yapılmadığını ve sahte sağlık satıcıları ile kendilerinin de mücadele ettiğini ve hatta kamuoyuna duyuru olarak ilanlarının olduğunu bildirdi.

Düzeltir sağlık tüccarları ile mücadele etmeleri dolayısı ile de teşekkür ederim.

  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Asım 2018-04-28 09:26:21

Hocam sağlık ticareti yapanları deşifre etmeye devam edin. Korkmayın Hocam