Demokrasinin en çok bilinen tanımıdır, “Demokrasi Halkın Halk için Halk tarafından yönetimidir”. Bu tanım cümlesi, demokrasinin özüne ait pek çok ilkeyi barındırıyor. Evvela yönetenin asli olarak halk olduğunu belirtirken yönetim aygıtının yani devletin halk için, halkın refahı ve salahı için bir araç olduğunu da vurgular. Ayrıca bu tanımda yöneten ve yönetilen tek bir “halk” kavramında birleştirilerek hizmet edilecek olanın herhangi bir ayrıcalıklı grup değil “Eşit haklara sahip vatandaşlar” olacağı vurgulanmaktadır.

Ancak çoğu zaman devlet yönetimi yukarıdan aşağıya doğru kurulup kurgulandığından demokrasi de yani bireyin sahip olduğu “Yönetime katılma hakkı”  da devletin vatandaşlarına dağıttığı bir ulufe olmaktan öteye gidememiştir. Bu demokrasi anlayışı yurttaşlarından dört yılda bir seçimlerde oy kullanarak kendi adına siyasal gücü kimin kullanacağını belirlemesini ister. Açıktır ki bu anlayışın öngördüğü yurttaş pasif bir role sahiptir. Pasif yurttaş, haklarının ona sağladığı olanakların çoğu zaman farkında da olmayan devlet tarafından himaye edildiğini düşünen bir tür “Yarı Zamanlı Vatandaş” konumundadır. Kuşkusuz vatandaşların temsilcilerini seçerek seçimler vasıtasıyla tercih belirtmesi de demokrasidir. Fakat beraberinde getirdiği “Temsilin yetersizliği”, “Çoğunluğun sulta kurması” gibi sorunlar nedeniyle tabir caizse “Demokrasinin demokratikleştirilmesi” sorunu ortaya çıkmıştır. Bugün Dünyada “Katılımcı Demokrasi” henüz tam olarak olgunlaşmamış olsa bile “Temsili demokrasi”nin sorunları karşısında çözüm olarak uygulanmaya çalışılıyor.

Katılımcı demokrasinin işlev görebilmesi için İlhan Tekeli’nin tabiriyle “temsili demokrasinin ancak dört-beş yılda bir kendini vatandaş hisseden ‘yarı- zamanlı’ vatandaşından, yine sivil ağlar ve örgütler yoluyla kendi sorunlarına her daim sahip çıkabilmenin kanallarını arayan ve açan ‘tam zamanlı’ vatandaşına” geçişin sağlanması gerekir. Tamzamanlı vatandaşın özelliklerinden bahsederken Tekeli Hoca şöyle diyor: “Katılımcı demokrasinin varsaydığı kendi yaşamına bir proje olarak bakabilen bireyler himayeciliğe razı olmayacaklardır. Onların yurttaşlığı tanımı gereği aktif bir yurttaşlık olmaktadır. Kendi yaşam projelerini ancak kendileri gerçekleştirebilirler. Bu işi onlar adına bir başkası gerçekleştiremez. Aktif yurttaşlık bilinçle elde edilebilen, kaynağını kendine bakıştan alan, yaratıcılık, başarı ve öğrenme ile geliştirilebilen bir anlayıştır. Bireyler her bulundukları yerin olanaklarının ve sorunlarının farkında olarak, yenilikçi çözümler ürettikçe, yurttaşların kendilerine güvenleri artacak, yaşamlarında bölüşülen yeni heyecanlar doğacak ve edilgin bir konumdan çıkarak aktif bir hale gelmekte yol alacaklardır.”

“Tamzamanlı Vatandaş” kavramı, zorunlu olarak kendi yaşam tarzını oluşturan ve savunan bireyler ile benzer istek ve projeleri olan bireylerin örgütleyecekleri yeni toplumsal aktörler olan Sivil Toplum Kuruluşlarını gerektirmektedir. Bireylere yaşam tarzlarına uygun yaşam alanları açacak STK’lar bireye herhangi bir siyasi partiye girmeden de yönetime katılma olanağı sağlayabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.