“Amerikalı değilim, hiç olmayacağım.” Bu sözü cümlelerimizin başına koyarak başladığımız tüm eylemlerde ne kadar haklı olduğumuz aşikârdır. Amerikalı olmak, ruhuyla kendini Amerika’ya teslim etmek, kendi toprağının yabancısı yapıyor insanı.

Yabancı olmak her türlü ihanete açık olmaktır, kendi toprağını üzerinden silkeleyip Amerika’nın, Batı’nın kostümüyle yaşamak demektir. Kimliğinde yabancı yazmayan ama yaşadığı topraklara yabancı olandan gelecek ihanete artık daha hazırlıklıyız.

Dıştaki düşmandan bîhaber değiliz. Amerika hep Amerika’dır. Pyd’ye silah yardımı yaparken de Pyd’ye artık yardım yok derken de Amerika bildiğimiz Amerika’dır.

Kaldırdığımız her taşın altından çıkan kirli elleri biliyoruz.

O kirli elleri tutan sözüm ona yerli(!) ellerin de farkındayız.

Zalimi, haini, ülkemizin altını oyanları alkışlayan karanlık zihniyetleri de artık çok iyi tanıdık.

Kendi ülkesine tüm zalim güçler elbirliği ile saldırırken gizliden değil açıktan açığa alkış tutan kim varsa alçaktan daha alçaktır, bunu da biliyoruz.

Hüküm net; "Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın."

“Bilmeyerek bir topluluğa zarar verip pişman olmamak için” diyor Kuran. Şimdi yaşadıklarımıza, şahit olduklarımıza bakınca bütün yapılanlar bile bile, gözümüzün içine baka baka yapılıyor. Kendi ülkesinin bekasını değil Amerika’nın gülen yüzünü, batının gülen yüzünü hoşnut etmek için bir güruh durmadan çalışmaya devam ediyor. Hem de ellerine tutuşturulan metinlerle ekranlarda arz-ı endam ederek.

Durum böyleyken ya iman etmeyle ilgili bir sıkıntı var ya da vatansızlık denen müzmin hastalığa tutulmuş olanlar bekayı başka yerlerde aramak istiyorlar.

Yaşadığın toprağı aziz bileceksin. Yaşadığın topraklara savaşta ve barışta vatan toprağı gözüyle bakacaksın.

Amerika’nın hiçbir zaman Türkiye’nin yanında durmadığını bilmiyor değiliz. Her zaman elinin altında tuttuğu Türkiye’nin büyük bir hızla büyüyüp önce Ortadoğu’ya daha sonra tüm dünyaya nizam getireceğini gören Amerika elindeki bütün kozları oynuyor. Bunu gören, bilen herkesin safını belli etmesi gerekirken bir bakıyorsunuz lisanı Türkçe zihniyeti Amerikalı olanlar köşe başlarından ellerini ovuşturarak çıkmaya başlıyorlar.

Bugün yaşananları savaş, kavga ya da tartışma olarak düşünün. Bir tarafta Amerika var diğer tarafta Türkiye. Mesele ne olursa olsun Türkiye’nin yanında olunması gerekirken kendi siyasi çıkarlarının, uyduruk hesaplarının peşine düşenler Amerika güzellemesi yapmaya devam ediyor.

Hedef açıktan açığa Türkiye. Onlar Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider görmek istemiyorlar Türkiye’nin başında. Beyaz Saray’ın kapısında bekleyen, karşılarında el pençe divan duran liderlere alıştıkları için dik duruş onların işine gelmiyor.

Sosyal medyada, dost sohbetlerinde, meydanlarda, yazıda, şiirde, sözde duruşunu sağlamlaştıran söz sahiplerine en çok ihtiyaç duyulan zamanlardayız. “Kenarda durayım da her şey olup bittikten sonra işime gelen safa geçerim.” diyen ortam adamlarından olmamak için tarafımızı açıkça seçelim. Tarafımız Türkiye’nin yanında olsun.

Bir balçık gibi elimize, yüzümüze yapışmaya çalıştıkça Amerika, biz dik durarak kurtulacağız bu yüzyıllık kirden, pastan. Onlar güçlü Türkiye istemedikçe daha da güçlü olmak için el ele vermenin tam da zamanı. Amasız, fakatsız kim varsa Amerika’nın yanında olan; çıkarın gitsin hayatınızdan. Hainliğin bahanesi olamaz.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.