Üzerinde en çok tartışma olan alanlardandır tarih. Geçmiş zaman bir sır perdesi gibidir çoğu zaman. Durum böyle olunca da tartışmalar biteceğe benzemiyor.

İnsanlar geçmişte ne olup bittiği hakkında sürekli bir merak içinde olduklarından tarihi olaylar canlılığını her zaman korumaya devam ediyor. Söylenen her söz ya kabul görüyor ya da gündemi meşgul etmeye yetiyor.

Tarihi tarihçiler konuşmalı gibi bir genellemeye girmem. Çünkü önemli olan kendini yetiştirmektir kıstası benim için daha değerlidir. Herkes kendi alanında konuşmalı dersek o zaman Mehmet Âkif Ersoy’un edebiyatla ilgilenmemesi gerekirdi. Biliyoruz ki Mehmet Âkif bir veteriner olmasına rağmen Darulfünun’da edebiyat hocalığı yapacak kadar kendini yetiştirmiş bir kişiydi.

Hayati İnanç bir avukat olmasına rağmen günümüzde Divan Edebiyatı dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biridir.

Mustafa Armağan edebiyat mezunu ama tarih alanındaki çalışmaları günümüzde en yoğun takip edilen bir araştırmacı.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. İnsanların ilgi duydukları alanda fikir beyan etmelerini çok da yadırgamamak gerek. Buradaki hassas nokta, art niyet olup olmadığıdır. İnsan kendini geliştirebilir. Kendi alanı dışında çalışmalar yaparak bir fikir hakkında söz sahibi isim olabilir.

Benim sözüm Celal Şengör gibilere. Akademik alanı şudur budur önemli değil. Söylediği söze bakmak gerek. “Fatih Sultan Mehmet’in Müslümanlığı bile tartışılır.” diyerek başladığı cümlelerin hiçbirinin ne tutarlılığı var ne de ciddiye alınır bir tarafı.

Bu tarz insanların amacı, millet nazarında değerli olan kim varsa onlara çamur atarak kendi çevrelerinde pirim yapmaktır. Şengör’ün sarf ettiği sözlere bakıldığında duyumdan öte hiçbir geçerlilik yanı olan ifadeler değil hiçbiri.

Duyumlarla ne tarihi olaylar izah edilebilir ne de devlet yönetilebilir. Birilerinin çıkıp da “Şöyle bir duyum aldık.”diyerek kafaları karıştırmaya çalışmalarının hiçbir mantıklı açıklaması olamaz. Tarihin kaydettiği ifadelerdir bunlar. Gün gelir altında kalır söz sahibi kişi. Varsa bir belge, kanıt çıkıp söylemek varken “duyum” ile gündem olmaya çalışmak ancak günübirlik gündem olmasını sağlar kişinin, o kadar.

Aynı sıkıntıyı geçen hafta da yaşadık millet olarak. Kendini bilmez BAE Dışişleri Bakanı’nın Fahrettin Paşa için kullandığı ifadeler konuşuldu, konuşulmaya da devam ediyor. Bizim yönümüzden işin vahim tarafı Fahrettin Paşa’nın adını ne yazık ki birçok kişi bu ABD beslemesi bakandan duydu.

Tarihin sayfalarında mutlak öğrenilecekler listesinin ilk sıralarında yer alması gereken bir isimdir Fahrettin Paşa. Çöl Kaplanı sıfatını sonuna kadar hak eden, Medine Müdafaası ile gönüllerde taht kuran, bugün görmekten mutluluk ve huzur duyduğumuz birçok kutsal emaneti yurda getiren paşayı yediden yetmişe herkesin tanıması gerekir. Dayanmak, mücadele etmek nasıl olur diye özellikle genç nesillere anlatırken kişisel gelişim masalları yerine Fahrettin Paşa’yı anlatmak hem bir görevdir hem de gençlere yapılacak en iyi hizmettir. Tarih ancak tarihi yazanları tanıyarak doğru öğrenilir.

Türkiye, var olduğu günden bu yana tarih yazmaya devam ediyor. Bugün hem içeride hem de dışarıda ülkemiz dünyaya nizam vermek için mücadele ediyor. Küfür tek ses olmuş, ülkemiz üzerine yeni senaryolar üretiyor. Kişisel ve siyasi hırsları bir kenara bırakıp tek yürek olmamız gereken zamanlarda dış seslerlerden aldıkları sözde güçle konuşanların bırakın tarihe kalmayı birkaç sene sonrasını bile görmeleri mümkün görünmüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624