Devletimizin kararlı duruşu sayesinde, terörle mücadelede tarih yazıyoruz. Şehitlerimiz de oluyor maalesef ama yolun sonuna çok yakınız. O cihetle Devletin kılcal damarlarına nüfuz eden kriptolar temizlendikçe, bu noktaya ulaşıldığı kesinlikle yadsınmamalı. Diğer faktörleri ise; Savunma Sanayinin MİLLİLEŞTİRİLMESİ ve terörün finans kaynaklarının kurutulması şeklinde özetlemek mümkün.

Fakat terörün; artık İNSAN KAYNAĞI bulacak bir ortamı bulamaması, en can alıcı hususlar arasında başat konumda. Öyle ki Devletimizin gerçekleştirdiği demokratik atılımlar, muhatapları nezdinde bir aidiyet duygusu kazandırmıştı. Bunun emarelerini de, PKK’nın çukur eylemlerine destek vermeyen doğu illerinde, açıkça görmüştük malumunuz.

Şimdilerde ise bu konu üzerinden, farklı oyunların kurgulanmakta olduğuna şahitlik ediyoruz. Yani K.Irak yönetiminin sözde referandumu sebebiyle, yine ETNİK BİR AYRIŞTIRMA peşindeler. Demokrat Shumer ve Cumhuriyetçi Franks’ın; ABD kongresini, Kürdistan’ın bağımsızlığını tanımaya çağırması, aynı perspektifte okunabilir mesela. Özellikle İsrail başta olmak üzere, Avrupa’daki BAZI KESİMLERİN desteği ise oldukça manidar…

Benzer bir durum K.Suriye içinde mevzu bahis. Arap ve Türkmenleri göçe zorlamak şöyle dursun, Kürt yerleşimciler dahi, türlü tehdit ve baskılara maruz kalmaktaydı. Nitekim oluşturdukları atmosferde; çaktırmadan “ilk komin seçimleri” geçen hafta gerçekleştirdiler bile. Bu minvalde düşünüldüğünde, tüm olup bitenin ardında; birilerinin Arzı Mevud saplantısının yattığını söyleyebiliriz. Yoksa K.Irak ve K.Suriye’de, bu tarz bir oluşuma müsaade ederler miydi sanıyorsunuz? Elbette ki hayır…

Böylece; İpek Yolu engelleneceği kadar, kendi hâkimiyetlerinde bir ekonomik koridorun peyda olması da söz konusu… Dolayısıyla Çin’e darbe indirmek, Türkiye, Irak, İran ve Rusya’yı bölgede izole etmek yada parçalamak… En çokta bu planın önünde sımsıkı duran, Sn. Cumhurbaşkanımız ve Türk Devleti asıl hedefleri.

O nedenle ABD Başkan Yardımcısı Tillerson’un; “referandumu tanımıyoruz” ifadesine ihtiyatlı yaklaşılmalıdır. Bölge ülkelerinin reaksiyonu sebebiyle, zaman kazanacak başka çareleri kalmadı çünkü. Ne var ki yaptıkları “iki ileri-bir geri” açıklamalar, fazlasıyla eyyam kokuyor.

***

Anlayacağınız günümüzde sosyal medya vasıtasıyla yayılan aşırı uç söylemlerin, AYNI MERKEZDEN kontrol edildiğini kavramak güç değil. Birilerinin içeride başlattığı eş zamanlı ve sinsi çalışma, bunun yansımasıydı kısaca. Yani bazı odakların, Devletimizin gösterdiği tepkiyi malzeme etmeye çalıştıkları ortada. Zira Devletimizin; kurguladıkları oyuna karşı tutumunu, kamuoyuna sanki “Kürt düşmanlığı” şeklinde servis etmeleri hiçte normal sayılmaz.

Oysa asıl realite tabi ki bu değildi. Yani Devletimizin bu süreçte sesini yükseltmesi, ilk etapta emperyalist figüranların güvenliğimizi tehdit etmesinden ibaretti. Ve buralardan sınırlarımıza devamlı saldırılar yapıldığı gibi içerideki uzantılarına da lojistik sağlanıyordu. Hal böyle olunca, toprak bütünlüğümüz tehlike altına girdiği için bize de müdafaa hakkı doğuyordu özetle. Hadiseyi bu çerçevede ele alırsak; bir takım kriptoların uydurduğu “Kürt düşmanlığı” retoriği; Devletimizin bölgeye müdahale etmesi adına, BİR ÖN ALMA ÇABASI olarak da okunabilir.

Hülasa; dünyadaki tüm mazlum ve mağdurlara kucak açan bir medeniyetin, belli bir ırkı hedef aldığı YALANI katiyen tutmayacaktır/tutmamalı da. Yoksa Türk, Kürt, Arap, Laz… tüm kimlikleriyle, et ve tırnak gibi olmadığımızı kim iddia edebilir? Netice yüzümüzün ve gözlerimizin rengi farklıyı belki, ama gözyaşlarımız hep aynı akıyordu. Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Sarıkamış’ta… şehit olan bedenler ise bu vatan için kol kola yatıyordu.

Belli ki bu oyunu bozacağımızı bildiklerinden, her şeyi deneyecekler. 2019 seçimlerinde Sn. Erdoğan’ı ve Hükümeti zor durumda bırakma arzuları ise bugün artık sır değil. O cihetle, ileride olabilecek diğer algısal operasyonlara kapılmamak elzem. Zira konu vatansa şayet; MTV, ÖTV, KDV… sadece bir teferruat hükmünde.

Vesselam…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
B.Caner Alpay 2017-10-05 10:49:14

Kalemine sağlık sayın hocam

Misafir Avatar
Cihad ARTAN 2017-10-05 14:00:47 @B.Caner Alpay

Rica ederim...

Beğenmedim! (0)