Tek dayanağımız Erdoğan

Batıyı besleyen, yemini veren Arap âleminin Batı’dan korktuğunu ve Suriyeli mazlumları ölüme terk ettiğini ifade eden Aktivist Nedya Cuma, “Suriyeliler olarak tek tutanağımız Erdoğan. Başka dayanağımız yok. Allah onun ömrünü uzun etsin” dedi.

Tek dayanağımız Erdoğan
Tarih: 05.12.2016 10:24:16

SÖYLEŞİ: Özlem DOĞAN

Suriye yıllardır kan ağlıyor, Halep ise artık can çekişiyor. Zalim Esed rejimi kendi insanlarının üzerine ölüm yağdırmaya devam ediyor. Suriye'de küçücük çocuklar paramparça oluyor, kadınlar tecavüze uğruyor. İnsanlar en temel ihtimal maddelerinden bile yoksun; yiyecek ve içecek yok. Charlie Hebdo saldırısı yüzünden dünyayı ayağa kaldıran Batı, Suriye'de süren vahşette ölenler Müslüman olduğu için yine her zamanki gibi suskun ve kör. DAEŞ ve PYD gibi terör örgütlerinin yanı sıra birçok ülkenin istihbarat ajanlarının cirit attığı Suriye tıpkı bir cehennem gibi. Savaştan kaçan mazlumlara kapılarını açan ülke Türkiye, Suriyelilerin çektiği acıları dillendiren, AB'ye ‘Dünya beşten büyük' diyen tek lider ise Recep Tayyip Erdoğan.  Türkiye yaklaşık üç milyon Suriyeliye ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz Perşembe günü Müslüman kadınların çektiği sıkıntıları konuşmak üzere Konya Meram Belediyesi'nin ev sahipliğinde gerçekleşen Meclis-i Nisa programında konuşan, 2013'te savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan Aktivist Nedya Cuma'yla Suriye'de yaşananları konuştuk.

Savaştan önce Suriye'de Esed rejimi yüzünden ne tür sıkıntılar yaşıyordunuz?

1993'te okumak için ayrıldığım Suriye'ye 2007'de dönüş yaptım. Çünkü Baas partisinden olmadığım için istediğim bölümü okumama fırsat vermiyorlardı. Ben de Kazakistan'da okudum. Vatanıma döndüm diye seviniyordum. Eczanemi açtım. Halep'te evim vardı.

 

Okulda başımızı açtırıyorlardı

Suriye'de eğitiminize devam edemediğinizi söylediniz. Baasçı olmayanlar devlet kurumlarında çalışabiliyor muydu?

Devlet kurumlarında kesinlikle iş verilmiyordu. Ben Suriye okullarında eczacılık okuyabileceğim halde babamın ve benim Baasçı olmadığımı bildikleri için en düşük puanı verdiler. Lisedeyken askeriye dersi vardı. Bu dersi veren askerler kapıda durup başımızı açtırırlardı. Mezun olabilmek için sınıfa girerken başımızı açar, ders bittikten sonra tekrar örterdik. Milli bayramlarda da baş örtmek yasaktı.

 

Baas rejimi yanlısı olmadığınız için size baskı yapıyorlar mıydı?

Nöbetçi eczane olma sırası bana gediği zaman, gece yarısı iki araba içinde muhaberat askerleri eczaneme girip bakar ve kontrol ederlerdi.  Milleti susturmuşlardı. Korkudan kimse konuşamıyordu. Uzun bir kuyrukta beklediğimiz fırın kuyruğuna en son gelen biri, en öne geçip alacağını alıyordu ve bunu sorgulayamıyorduk bile. Zira o Baasçıydı, her şeye en önce hakkı vardı ve sitem eden anında yok ediliyordu, çünkü etraftaki herkes ajandı.

Suriye'de şu an İtalyan bile var

Suriye'de savaş sürerken ve sizin orada bulunduğunuz dönemde en çok dikkatinizi çeken nen oldu?

Arap Baharı Tunus ve Libya'da iyi sonuçlar verse de, Mısır ve Suriye'de felaketle sonuçlandı.  Suriye'deki çatışma ve kargaşanın İsrail'e faydası var. Şu an Suriye'de yetmiş üç uyruktan insan var. Halep'teki köyüme savaşmak için gelenlerin ben Arapça konuşacaklarını sandım, kimi Almanca konuşuyordu, kimisi İtalyanca. Bunların Suriye'de ne işi var, soruyorum.

Savaşın patlak vermesinde dönüm noktası olduğunu düşündüğünüz bir olay var mı?

Dera'da duvara ‘Baas gitsin' yazan küçücük çocuğun tırnaklarını söktü rejim.  Rejim askerleri aşiret reislerine ‘hanımlarınızı getirin iyi çocuk nasıl yapılır öğretelim' diye hakaret ettiler. Bu olaylar kıvılcımlar çıkardı ve fitili ateşledi.

 

Halep'teki evinizi bırakıp kaçmak zorunda kaldığınız savaşın acımasız yüzüyle ilk olarak nasıl karşılaştınız?

Halep'teki köyümüzde Haydariye'de sabah evde ailecek uykudayken yer sarsıntısıyla uyandık. Pencereyi açtım, insanların kaçıştığını gördüm. O anda bir bomba düştü ve patlamanın şiddetiyle odanın diğer tarafına savruldum.

 

Geri dönebileceğimizi sanıyordum

O anda aklınızdan neler geçti?

Korku içinde hemen çocuklarımı uykudan uyandırdım, arabaya bindik. Oysa sokaklarda kaçışan çoğu insanın arabası yoktu. Ben kaçabildim ama bombadan kaçamayan çok kişi oldu. Çoluk çocuk, kadın erkek nereye gittiklerini bilmeden şaşkınlık içinde sağa sola koşturuyorlardı. Bir tek çocuklarımın pijamalarını alıp çıktım. Çünkü ben geri döneceğimizi sanıyordum. O evi biz alın terimizle yaptık.

 

Savaş karşıtı askerleri yaktılar

 İlk etapta bombalardan korumak amacıyla nereye sığındınız?

Kimi tek erkek çocuğunu kaybetti, kimi tüm evlatlarını kimi de bütün ailesini. Aslında bu direni biterdi ama Batı müsaade etmedi.  Şeyh Maksut şehrine gidip savaşın bitmesini bekledik ama bitmedi. Asker içinde ‘Biz halka kurşun sıkmayız' diyen subaylar oldu. Bu subayları arabasıyla eviyle birlikte cayır cayır yaktılar.

 

Peki Şeyh Maksut'ta durum neydi ve Türkiye'ye sığınmaya nasıl karar verdiniz?

Bulunduğumuz köy yüksekte olduğu için uçakların şehri nasıl bombaladığını görürdük. Saldırılar hep gece başlıyordu. Bir yere kadar orada durabildik zira iş güç yoktu. Türkiye'ye gitmeye karar verdim. Savaş 2011'de başladı biz 2013'te Türkiye'ye geldik. Bize ‘Siz kaçıp ülkenizi bıraktınız' diyenler oluyor. Elimizde silah yok, bombalar çocuklarımızı gözlerimizin önünde paramparça ediyor. Ne yapabilirdik ki?

Türkiye'de neler yapıyorsunuz şu an?

Biz Gaziantep'e yerleştik. İş aradık ama eşime ve bana yaşımız büyük olduğu için iş vermediler. Eczacılar odasına gittik ama vatandaş olmadığımız ve diplomamız Türkiye'den olmadığı için bir şey yapılamayacağını söylediler. İki yıl sonra TÖMER'e başvurarak Suriyeli çocuklara Türkçe ders veren geçici öğretmenler olduk.

Dünya medyasının umurunda değil

Dünya medyasının Suriye'de yaşananları tam anlamıyla yansıttığını düşünüyor musunuz? Sizce insanlık yeteri derecede olanlardan habersiz olmadığı için mi bu kadar tepkisiz?

Medya Suriye'de yaşanan vahşetin yüzde beşini bile yayınlamıyor. Suriye yakılıp yıkılıyor, insanları katlediliyor, tarihi eserleri yok ediliyor. Fakat herkes kör olmuş gibi görmüyor, sağır olmuş gibi duymuyor.

Arap âlemi tek kelimeyle ‘kansız'

Arap dünyası neden bu kadar sessiz sizce? Sonuçta Suriye'de ölenler onlarla aynı ırktan ama Arap âleminden doğru düzgün bir tepki göremiyoruz…

Arap âlemi sessiz. Batıyı besleyen, yemini veren onlar ama Batı'dan kokuyorlar çünkü kansızlar. Suriyeli mazlumlar ve medya başta ‘Ey Araplar neredesiniz' diyorlardı. Ama artık ne olduğunu anladılar ve sustular. Şimdi tek tutanağımız Recep Tayyip Erdoğan. Başka dayanağımız yok.

Diğer İslam ülkelerindeki sığınmacıların durumu nasıl?

Bizzat şahit olduklarımı anlatayım. Oralardaki kamplarda kadın pazarı var. Açlıktan baba kızını satıyor. Oturdukları yer rutubet içinde. Caddede yürüyemez oldular. Lübnan'da Lübnanlı Arap ve Müslüman baba, çocuğunun eline sopa veriyor ve  ‘Bu çocuğu döv' diye Suriyeli çocuğun üzerine saldırtıyor. Zavallı sığınmacı çocuk da korkuyla elini yüzünü kapatıyor.

Sabaha kadar dua ettik, sokağa çıktık

Türkiye 15 Temmuz gibi tarihi bir gece yaşadı. O gece neler hissettiniz?

Darbe oluyor haberlerini görünce şok oldum. Evde derin bir sessizlik oldu. Türkiye için çok korktum, endişe ettim.  ‘Buraya da bir şey olsa biz ne yaparız' diye düşündük. Sürekli dua ettik. Cumhurbaşkanı Erdoğan da halkı dışarıya davet eder etmez biz de dışarı çıktık.

Bazı sığınmacılar Avrupa'ya gitmek istiyor. Batı, Suriyeli mültecileri istemediğini her fırsatta dile getirdiği halde neden bu ısrar?

Batı eğitimliler de dâhil olmak üzere Suriyelileri topraklarında istemiyor çünkü Müslümanları, İslam'ı istemiyorlar. Avrupa'ya giden mültecilere çok üzülüyorum. İstesem ben de gidebilirim ama çocuklarımın Avrupa'da yetişmesini istemiyorum. Türkiye vatandaşı olup burada yaşamak tek isteğim.

Suriye'de durum vahim

Suriye'de kalan ve başka ülkeye gidemeyen Suriyelilerin başına gelen ve şahit olduğunuz ya da duyduğunuz en korkunç hadise nedir?

Rejim askerleri evlere girip anneyle çocuklarını birbirine bağladıktan sonra gazı açıp çıkıyor ve böylece aile zehirlenerek ölüyor. Kadının yanından kızını alıp götürüyorlar. On beş yirmi dakika genç kız tecavüze uğramış halde geri dönüyor ve çoğu bu yüzden intihar etti.

Allah Erdoğan'a uzun ömür versin

Sizce Suriye eski günlerine dönebilecek mi?

Suriye'nin eski günlerine kavuşması çok zor. Batı kendi çıkarları için Suriye'yi mahvetti.  Yanımızda sadece Türkiye var. Allah Türkiye'yi korusun. Erdoğan'ın ömrünü uzun etsin. Dış düşmanların oyunlarından, fesadından bu güzel ülkeyi koruyup kollasın diye sürekli dua ediyoruz.


Etiketler: suriye, esed, aktivist, nedya cuma