Geçenlerde bir haber sitesinde 28 Şubat mağdurları için bir özel haber yayınlanmıştı. Bu fakirin de şahsen daha evvel bu köşede dile getirdiği gibi çocuk yaşlarda 28 Şubat sürecinde hapse girmiş ve halen içeride bulunan insanlar var. Sadece çocuk yaşta girenler değil yetişkinlerden de bu durumda olanlar var.

Sanırım 99 yılındaydı. Ecevit’in inisiyatifiyle bir genel afla hırsızı, katili kim varsa dışarıya salınmış ama 28 Şubat mağdurları bu aftan yararlanamamıştı. Sonrasında da bu çok mümkün olmadı. 15 Temmuz’la hesaplaştığımız bu kritik zaman diliminde özel yasayla mı olur, yeniden yargılamayla mı olur, Cumhurbaşkanı affıyla mı olur, ne yapılıp ne edilip bu insanların bir an evvel cezaevinden çıkarılmaları gerekiyor. İmam-Hatip Liseleri önünde çalınan-gasp edilen haklarını geri almak için gösteri yapmaktan başka suçu olmayan bu insanlar hırsızlardan katillerden daha mı az değerliler, yoksa daha büyük mü bir suç işlediler? Sıradan insanların ne günahı vardı? Bu insanlar içerideyken elini kolunu sallayarak dışarıda gezen büyük cürüm sahiplerini ne yapmayı düşünüyorsunuz? Bu noktada bütün devlet görevlileri sorumludurlar. Hele de inançlı, muhafazakar olduğunu bildiğimiz, en basitinden 28 Şubat’ı yaşamış ve bir şekilde mağdur olmuş siyasetçilerden adım atmalarını bekliyoruz.

Lütfen bırakın şunu bunu da bu insanlara sahip çıkın! Adaletin tesisinde yaşanan her gecikme kamuoyu vicdanını yaralar ve adalete, hukuka olan güveni kökünden sarsar. O çok önemli devlet görevlerimiz nasıl olsa bir şekilde yerine getirilir. Bu insanlara sahip çıkmak da bir vicdan ve kardeşlik görevidir, her şeyden önemlisi hukuki bir ödevdir. Sadece 28 Şubat mağdurları değil benzer şekilde mağdur olmuş, hakkı yenmiş kim varsa hakkı iade edilmeli, belki bunun için özel bir komisyon kurulmalıdır. Dağda silah bırakan eşkıyaya genişlik sağlayan devlet elbette meşru protesto hakkını kullanmaktan başka suçu olmayan mazluma da el uzatır diye düşünüyoruz.

***

Kudüs Meselesi

Kudüs krizi çıktığından bu yana yani birkaç haftalık zaman dilimi içerisinde olayların gelişiminden şöyle bir intiba edindim. Bu iş sadece İsrail’in terörist ve yayılmacı anlayışıyla açıklanacak bir şey değil. Öte yandan hırçın emperyalist ABD’nin de çılgınca girişiminden daha fazla bir şeyler var sanki işin içinde. Anladık, Trumph da bir kukla. Ona bu açıklamayı yaptıran lobi ya da güç elbette büyük hesaplar peşinde.

İsrail’in kadim umutları da hala Kudüs üzerinde beklemede duruyor. Belki daha fazlası: Nil Fırat Havzası…. Ama bölgesel başka hedefler için Kudüs üzerinden yeni bir girişimde bulunulduğunun kokularını alıyorum. Bu defa muhtemelen Kudüs ve Filistin üzerinden çıkarılacak bir krizle bölgede safların sıklaşması sağlanacak herkes tarafını seçtikten sonra düşük yoğunluklu yeni bir savaş çıkarılacak. Bence ABD ve İsrail bölgede diz çöktüremediği ülkeleri bu süreci fırsat bilerek fena şekilde cezalandırmanın yeni planlarını yapıyor.

Türkiye hala direniyor, baş kaldırıyor, itiraz ediyor. Arap ülkelerinin çoğu susturulmuş vaziyette. İran ve Türkiye bundan henüz nasibini almadı. Belki Türkiye ve benzeri ülkeler için bir yönetim değişikliği planı da yapıyor olabilirler. Üretilecek yeni kaoslarla kademeli olarak Türkiye’yi yıpratarak bir ateş çemberinin içine çekmek istiyor olabilirler. Ama bu kez uykuda değil, teyakkuzdayız. Siyasal ve kültürel olarak dinç ve uyanık vaziyetteyiz. Devlet adamlarımız çok dirayetli durmalı ve her gelişmeyi inceden inceye analiz etmeliler.

***

İktidar Seçkinleri

Wright Mills isimli yabancı bir bilim adamı/yazar var. 1962’de, Amerika’da öldüğünde Columbia Üniversitesinde Sosyoloji profesörüydü. Mills’in Türkiye’de en çok bilinen kitabı İktidar Seçkinleri’dir. Bu kitap Amerika’daki iktidar elitlerini anlatmakla birlikte genel geçer çıkarımların da yapılabileceği ve belki pek çok ülkede siyasal elitlerin nasıl oluştuğuna ışık tutabilecek bir formatta. Epey zamandır piyasada baskısı bulunmuyor ancak sahaflardan ya da internetten eski baskılarını bulabiliyordunuz. Şimdi İnkılap Yayınları esere sahip çıkmış ve yeniden basmış. Siyaset Bilimiyle ve sosyoloji ile ilgilenenlerin muhakkak okumaları gereken bir eser. Bu tip konulara ilgi duyanlar için de epey kuvvetli bir içeriğe sahip. Buna benzer pek çok eser var Türkiye’de yenide basılmayı bekleyen ve baskısı bulunmayan. Özellikle akademik çevrelerde çok aranıyor bu türde eserler. Okumanızı tavsiye ederim.

***

Alın Size Bir İş Fırsatı

Wright Mİlls’in baskısı tükenen kitabından söz açılmışken aklıma bir iş fikri geldi. İlgilisi için buraya yazayım. İktidar Seçkinleri ve benzeri pek çok kitap yeniden basılmayı bekliyor. İnternette Kitapyurdu gibi kitap satış sitelerine girdiğinizde baskısı tükenmiş ama okuyucusu, meraklısı için popülaritesi devam eden bir sürü eser var. Telif işini nasıl çözersiniz bilmiyorum ama, bu tip nadir eserleri yeniden okuyucuya kazandırmak için bir yayınevi kurulabilir. Yüzlerce eser var böyle. Belki kimisinin telif problemi dahi olmayabilir. Belki alıcısı 5000, 3000, 1000 filandır ama…. Üniversite çevreleri, entelektüeller, meraklılar bu tip kitapları internette eski kitap satan sayfalarda arıyorlar. Tabi bulabilirlerse. Bu tipte az bulunan eserleri iyi araştırıp yeniden basılıp basılmadığına bakarak ve tabii ki telif durumunu iyice araştırarak yeniden basımları sağlanabilir. Biraz yayıncılıktan anlayan birisi için iyi bir iş fırsatı olabilir, duyurulur.

***

Mahalle Baskısıymış!

karşılaşmasında protokol tribününde bir şahıs tutmuş Konyaspor’lu yöneticilere “yobazlar, camiye gidip namaz kılın” gibi yakışıksız sataşmalarda bulunmuşlar. Konyaspor da resmi sayfasından açıklama yapmış. İzmir’de bu tip olaylar yeni değil. 15 Temmuz’da da bir karı koca cami müezzinini darp etmişler sözlü saldırı yanında fiili şiddete de başvurmuşlardı. Şimdi birileri kalkıyor diyor ki Türkiye’de mahalle baskısı var. Hadi oradan! Kimin kime baskı yaptığı ortada. Şundan eminiz ki laikçi yobazların, saldırganların, dindarlara yaptığı baskı kat be kat artarak devam ediyor. Türkiye’de dindarlar en saygılı ve en hoşgörülü kesimi oluşturuyor. Sorun laikçi yobazlarda! Ama bu tip şeyler hiç hoş değil, şık da değil. Bu tip vahim çıkışlar başka büyük provakasyonlara sebebiyet verebilir. Bunu birileri malzeme olarak kullanabilir, toplumsal barışa kast edebilir. “Yapmayın bunu (bazı) İzmirliler!”, “Gevur İzmir” lafının altının boş olduğunu ispatlayın! İzmir’i de “gevurların” değil “Müslümanların” düşman işgalinden kurtardığını ve bugünleri onlara borçlu olduğunuzu hatırınızdan çıkarmayın!

***

Bilal’in Hikayesi!

www.internethaber.com yazarı Osman Diyadin bir yetimin samimi duasını ve peşinden gelişen olayları yazmış. Yazıyı okuduğumda neredeyse oturup ağlayacaktım. Bu yazıyı kamu yöneticisi ve siyasetçilerin de muhakkak okuması lazım. İnternete girin yazıyı muhakkak okuyun. Yer kısıtından dolayı olayı burada aktaramıyorum, linkini veriyorum: http://www.internethaber.com/bilalin-hikayesi-1831889y.htm

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-20 00:21:57

28 Şubat mağdurlarini haklarını savunan ve yazan stargazetesi yazarı Yakup Köse bu konuyu sürekli gündemde tutmaya gayret ediyor, Milat Gazetesi Ankara temsilcisi Bayram Zilan bu konu hakkında bir çalışma yapabilir kendisi AK Parti de görev yapmış birisi olarak bu konuyu AK Parti genel.merkezinde gündeme getirerek köşesinde bizleride bilgilendirebilir.

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-20 00:33:44

Yazıyı okudum vesile olandan ALLAH razı olsun Allah ım bizleride Bilal gibi imanı sağlam olanlardan eylesin.

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-20 15:52:08

28 Şubat sürecini yaşamış çocukluk yaşında cezaevine atılmış Stargazetesi yazarı Sayın Yakup Köse nın bugünkü yazısından alintidir; Görüşmelerimde 28 Şubat hukuksuzluğunu anlattığım muhatapların lâkayt hallerini görünce onlara bir gün kendilerinin de hapse girebileceğini hatırlatıyorum! Bir anda hava değişiyor, hasbelkader neticesini bir makam koltuğuna oturtmuş şahıs yayıldığı koltuktan kendine bir çeki düzen veriyor ve “Haklısın üstad, hukuksuzluklara karşı bir şeyler yapmalıyız” diyebiliyor. Diğergamlık ne güzel bir haslet!..

“Bir gün siz de cezaevine girebilirsiniz” diye karşımdaki söylerken onun adına benim yüzüm kızarıyor onu ise cezaevi korkusundan ter basıyor! Oysa ki, insan olmanın asgari bir tavrı vardır. İşkenceye, hukuksuzluğa, bir gün başıma gelir diye değil insan olmanın gereği karşı olunmalıdır.

“Mazlumun dini, ırkı sorulmaz” diye buyuran bir Peygamber’in ümmetinin fertlerini işkenceye, hukuksuzluğa karşı harekete geçirmeye çalışıyoruz lâkin kimsenin kımıldamaya niyeti yok. Olsun, biz “haksızlığa karşı susan dilsiz şeytan” olmayalım da, zindanlardaki kardeşlerimizi unutmayalım