Sapık!

              Kelimenin kendisi bile yetiyor adamı irite etmeye, değil ki sapkın olmuş haliyle arzı endam eden o insan müsveddesini görmek.

             Sosyal medyada dolaşan bir söz var. Hayli enteresan. Bir psikiyatrist doktorun sözü diyerek… “Hiç bir zaman bize gerçek hastalar gelmez. Gerçek hastaların hasta ettikleri gelir.” Söz bu…

Hal böyle olunca da çevremizde sapık diye nitelendirilenlerden ifşa olmuş sapıktan çok gerçekte sapkın olduğu halde bu yaftasından habersiz yüz binler aramızda dolaşıyor demektir.Ne garip değil mi?

           Ne demek istediğimi yazının tamamını okuyunca ancak anlamış olacaksınız.

           Sapık..?

           Eğer ki zihniyet olarak, topluluk olarak, ülke olarak, millet olarak belki de kişisel olarak ciddi bir erke, güce, maddi veya silahlı nüfuza belki de… Sahipseniz eğer sizin yaptıklarınız insanlık tarafından kabul görmeyen bir şey bile olsa makul bir karşılığı elbette olur, oldurulur.

          Mesela sarı çizmeli memmed ağa’nın yaptığı sarkıntılık ya da taciz iken, sosyetede playboyluk, çapkınlık ve flörtözlük oluverir. Helal olmayan kadın erkek ilişkileri kırsal kesimde kahpelikle ya da arsızlıkla tabir olunurken, lüksün sınırsız olduğu hayatlarda tutkunluk, aşk, flört olarak adlandırılır. Anadolu çocuklarının yuh olsun bunu da mı yaptın diyerek cümleye başlamasına vesile bazı yüz kızartıcı hallerin debdebeli, soylu ve burjuva-i yaşamlardaki adı çapkınlıktır vesselam.

            Her ne kadar sapıklık kavramı erkekler ile ya da cinsel mana da nahoş tavırlar ile özdeşleşmişse de -ki nüfuz sahibi ülkelerin, kişilerin ve toplum mühendislerinin gönlü böyle istediği için- gerçekte çok daha farklı bir manzarayla karşı karşıya olduğumuz acı bir gerçektir. Yani sapkınlığın dişisi erkeği olmaz. Neden mi nasıl mı? Açıklayayım…

         Dünya sinemanın son elli yılına ülkemizde ise (Türk demeye dilim varmasa da) Türk sinemasının geçen otuz kırk yılına damga vuran yapımcı ve yönetmenlerin birçok filmi ve dizisi başlı başına bir sapkınlık çalışmasıdır.

         Gevur sineması diye tabir edilen ecnebi sahnelerde ve perde önünde ortaya konan Ölüm Provası, Öldüren Cazibe, Ölüm Kitabı, Psycho gibi sapkınlık özeti filmler ve jack Nilholson, Antony Hopkins, Alfred Hitchcock gibi sinemacıların sayısız iğrenç sapkın yapıtları(!) yanında ülkemizde çekilmiş yüzlerce film ve dizinin sapkın ilişkileri evlerimize servis ettiğini ve etmeye de devam ettiğini bilmeyen kalmamıştır.

         Nasıl ki batmış olan bir insana veya şeye “BATIK”,  görmüş olana “TANIK”, sanılana “SANIK”, yanana “YANIK”, açık olan bir şeye “AÇIK”, saçılana da “SAÇIK” deniliyorsa; anormal olan, gayri tabii olan, fıtrata, ilahi düzene ve toplumsal kültüre aykırı olan hülasa sapmış olan, değil ki erkek, değil ki kadın, değil ki insan, değil ki hayvan tüm davranışlar, sözler, gidişler, gelişler bütün haller sapmış olmayı ve de fonetik olarak da, etimolojik olarak da, fiili olarak da ve dahi kavramsal-sıfat olarak da “SAPMIŞ” kelimesiyle ilişkilendirilmeyi doğurur.  Hal böyle olunca da çevrenizde karşılaştığınız birçok halin aslında gerçeğinden çok farklı olduğunu, yoldan, düzenden, doğru olandan, yaratılış gayesinden uzaklaşıldığına ezcümle sapkınlığa apaçık işarettir.

        Özür beyan ederek yazıyorum…

        Ahlaka mugayir, iğrençlik dolu film, video, dizi, ve sahneleri çekenler; yapımcı, yönetmen, yıldız, aktris, jön ve sanatçı olurken neden bu sahneleri gizli saklı izleyenlere sapık denilmekte?

       Deniz kenarlarında anadan uryan, üstsüz başsız adeta çıplaklar kampı vb. ortamlarda güneşle- nenler; sosyete, turist, cemiyet insanı, keyif ehli, tatil kaçamağı yapan servet avcıları diye sınıflandırılıyor ve de onları kameraya çekenler paparazzi oluyorken, neden bir şezlongun arkasında gizlenmiş vaziyette, yerde serli halde yatanları dikizleyen amele ve garsonlara sapık denilmekte?

            Barda, pavyonda, gazino ve benzeri mekânlarda belki de anneliği elinden alınan bu ülkenin evladı olan kadınlarını oynatanlar, sahne aldıranlar, masalara servis edenler; patron, kral, işletmeci, oraların müdavimi olanlar da çapkın ve hovarda olur da kapının önünde boyunu kopacakmışçasına içeriye bakmaya çalışan züğürtlere sapık denilmekte.

             Televizyon kanallarında milletin gözünün içine baka baka etrafına topladığı şuh kadınlara sulanan, yılışan, yavşayan birtakım bilmem ne hoca(?) ve sunucu müsveddeleri hoca, komedyen, şovmen oluyor da onları bir başına seyredenlere ya da mevzu bahis edenlere neden sapık denilmek- te.

            Milyonlarca izleyicinin gözünün içine baka baka bayan sunucunun erkek konuğunun; ya da erkek sunucunun bayan konuğunun orasını burasını, mıncıklaması, poposunu kırbaçlaması, sarılıp ansızın öpmesi, vücudu ile ilgili iğrenç benzetme ve güya espri diyerek iltifatlar düzmesi, sapık bakışlarla süzmesi  eksantriklik, sıra dışılık, canlı yayın şaşkınlığı, gag ve eğlence vesilesi magazin haber olur da; bunu dillendiren hocalar, öğretmenler ve yazarların tavrı sapıklık ekseninde şok haber olur.

          Bazı kadınların, helali olan eşinden başka kim varsa, vücudunu halka arz edercesine soyunması moda, stil, tarz, trend, kreasyon, iddialı kıyafet, cesur elbise olur da; yakası, bağrı, göbeği, sırtı bilmem neresi açık donu düşecekmiş gibi ortalıkta dolaşan erkeklere pejmürde ve sapık gözüyle bakılır.

        Millete mal olmuş bir sanatçının, şarkıcının ya da aktrisin otururken kalkarken bir yerlerini (güya aptalız biz) gayri ihtiyariymiş gibi göstermesi kıyafet azizliği ya da frikik olur da aynı şeyi bir erkek yaparsa edepsizlik, densizlik ve de sapıklık olarak lanse edilir.

        Kadın yapınca gaz çıkarma erkek yaparsa os…. Sosyal ve varlıklı kişiler ulu orta kıyafetler giyince cool ve  frapan; asosyal ve de köylü duruşlular giyince ıyyyy..!  Oyle mi? Bu şaşı bakış değişmediği sürece tenha da bir sapığın peşinde koşa duralım, beri yanda meydanda ki envai çeşit sapkın hayatlar başımıza daha çok çorap örecektir. Bu işin kadını erkeği, sanatçısı, çaycısı olmaz. Bir hal dağ başında sapkınlıksa Taksim’in göbeğinde de odur.

     Sadede gel be adam.

     Uzun lafın kısası… Şu sapıklıktaki en üst level olan taciz, tecavüz meselesi... İnsan ya da hayvan, kız ya da erkek, çocuk ya da yetişkin…  Bir cana iğfal yoluyla veya zorla taciz veya istismar ile tecavüz eylemi lanet bir davranıştır. Bu şeref ve haysiyet yoksunlarını değil idam etmek gördüğümüz yerde diri diri toprağa gömüp üzerine tonlarca beton döksek dahi azdır. Lakin bu son levele gelene kadar alt levelde top koşturan sapkın zihniyete ne demeli ya da ne yapmalı?

      Sebep ne olursa olsun bir sapığın tacizi, tecavüzü ve can alması hiçbir şekilde kabul edilemez ve bir açıklaması da olamaz. Ama psikiyatristin dediği gibi, tedaviye ihtiyacı olanlar sapık diye bilinen, ortalarda sinsice dolaşan manyaklar mıdır, yoksa bunları bu hale sevk eden asıl sapkınlar ve sapkın yaşantılar mıdır? Bu mesele ki en az tecavüze yeltenen sapkın güruhun durumu kadar irdelenmesi, yazılması, konuşulması ve anlatılması gereken bir meseledir.

       Ya değilse bu şaşı bakışla yol yürüdükçe yirmi yıl sonra kimse kimseye değil çocuğunu emanet etmek, çay içmeye bile gidemez hale gelecektir ki kıyametin erkenden kopması, bunca Müslüman’ın yaşadığı bu ülke de varılacak bu sonuçtan daha evladır vesselam.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.