Matrix üçlemesinin ilk filmi ‘The Matrix’de başrol oyuncusu Keanu Reeves’in canlandırdığı Neo karakteri bir sahnede odada yerde oturan bir çocukla karşılaşır. Çocuk yerden kaşığı alır ve bakmaya başlar. Kaşık eğilmeye başlar ve çocuk Neo’yu fark edince kaşık tekrar düzelir. Çocuk kaşığı Neo’ya uzatır ve aralarında şöyle bir diyalog geçer:

Çocuk: Kaşığı eğmeyi deneme. Bu imkânsızdır. Bunun yerine, sadece gerçeği anlamaya çalış.

Neo: Ne gerçeği?

Çocuk: Aslında kaşık yok.

Neo: Aslında kaşık yok mu?

Çocuk: O zaman eğilenin kaşık değil, kendin olduğunu anlarsın.

Filmi ve filmin bu sahnesini sanırım çoğumuz hatırlamıştır. MEB Müsteşarı Yusuf Tekin’in Akşam Gazetesi’nde birkaç gün önce yer alan röportajını okuyunca aklıma bu film ve özellikle de bu sahne geldi. Hayli uzun sayılabilen mülakatta Sayın Müsteşar yer yer sisteme ilişkin çok önemli tespitlerde bulunmasına rağmen maalesef TEOG bağlamında yaşadıklarımıza ilişkin izahatlarıyla Neo’ya ‘aslında kaşık yok’ diyen çocuk gibi bizlere şunu söylüyor: ‘Aslında TEOG diye bir sınav yoktu, maalesef kamuoyunda böyle yanlış bir algı vardı.’

Bunu da TEOG sınavı diye bilinen sınavın Bakanlık tarafından yapılıyor olsa da esasında sistemdeki ikinci yazılı olmasını örnek göstererek temellendiriyor. Sayın Müsteşarın bu söylediği doğru mu? Şüphesiz doğru. Peki, bu tartışmada dile getirdiğimiz hususlar bundan mı ibaret? Yani tüm bu tartışma, dile gelen o yanlış algı ile mi sınırlı? Tabi ki hayır!

‘Çocukları istedikleri okula göndereceğimizi taahhüt ediyoruz’ başlıklı röportajda temel eğitimden ortaöğretime geçişe ilişkin sorunun tespiti ve takdimi şikâyet edilen yanlış algıyı başka şekilde çarpıtmaya götürecek nitelikte. Sayın Müsteşar, alana ilişkin egemen teknik kavrayışı eleştirirken ilginç bir şekilde izahatlarıyla, gerekçelendirmeleriyle bizi tekrar bu teknik kavrayışa mahkûm ediyor. Evet, kamuoyunda bu meseleye ilişkin bir kafa karışıklığı mevcut. Evet, Türkiye’de eğitimin paydaşları olarak yazılabilecek tüm kesimlerde haddinden fazla bir kifayetsizlik mevcut. Açık konuşacaksak bu böyle! Yürürlükte olan böyle olması gerektiği için değil, böyle olması gerektiğine ilişkin varoluşsal çabalarımızdan süzülerek ete kemiğe büründüğü için değil, atalarımızdan, meftun olduklarımızdan böyle devraldığımız için, onlardan böyle gördüğümüz için böyle.

O halde elimizde sihirli bir değnek olmadığına göre, ihtiyaç duyduğumuz çözüm birkaç sıra dışı kişinin icadı olmayacağına göre ve MEB’in mahreminde ihtiyaç hâsıl olduğunda çekip kullanacağımız gizli formüllerle hazırlanmış alternatif reçeteler bulunmadığına göre yapacağımız şey bellidir: aramak, eleştirmek, sorgulamak. Bunu da usulüne uygun yürütmek. Güzel, peki bunun usule uygunluğunu nasıl ölçeceğiz?

Türkiye’nin sorun çözme sistematiği açıkçası sorun büyütme üzerine yapılandığı için mesafe almak öyle kolay olmuyor maalesef. Bir soruna el atarken sorunu çözmek mi istiyoruz, çözmek istiyormuş gibi mi yapmak istiyoruz, sorunu gösterip bir şey yaptığımız intibaını mı uyandırmak istiyoruz çok belli olmuyor. O yüzden usule uygunluk; ne konuştuğumuzu, konuştuğumuzu soruna dönüştüren şeyin ne olduğunu ve çözüme ilişkin imkânlarımızın, şartlarımızın ve elbette bunlar üzerinden getirdiğimiz çözümümüzün ne olduğunu açıklıkla ortaya koyabilmektir. Buradan hareketle temel eğitimden ortaöğretime geçişte mevzumuzun, sorun gördüğümüz şeyin ne olduğunu açıkça ortaya koyabilirsek o zaman hangi çözümü hangi mahfillerde arayacağımızı kestirme imkânımız olabilir. Sayın Müsteşar’ın beyanlarından anlaşılıyor ki sorunumuz, uyguladığımız sistemin destek eğitimine, servise neden olması gibi görülüyor. Dolayısıyla getirdiğimiz yeni düzenlemeyle bunun önüne geçileceği varsayılıyor.

bu ‘aslında kaşık yok’ demekten daha fantastik bir yaklaşım. Getirdiğimiz çözümün bir şeye yaramayacağını görmek için kâhin olmaya gerek yok. Çünkü getirdiğimiz çözüm ile sorun arasındaki bağlantı keyfe keder. Böyle bir çözüm, böyle bir çözüm tarzı, düzeneği olmaz, olamaz. Gerçeklikle savaşamayız, gerçekliği görmezden gelemeyiz, onu olduğundan başka türlü görüp ona göre politikalar geliştiremeyiz. Gerçekliği görmek, bir veri olarak onu kabul etmek onu dönüştürmenin olmazsa olmaz koşuludur. Olmazsa olmaz koşulu göz ardı edip bir şey yapabileceğimizi düşünmek, bunun için düzenlemeler yapmak ve bunun olacağına kamuoyunu inandırmaya çalışmak gerçeğe açılmış bir savaştır. Örneğin röportajın başlığına çekilen ifade: ‘Çocukları istedikleri okula göndereceğimizi taahhüt ediyoruz.’ Şimdi, ne kadar çarpıcı bir ifade değil mi? Oysa işin esası size sunulan çok kısıtlı bir listeden tercih yapıyorsunuz ve verilen taahhüt bu size bir anlamıyla dayatılan listeden bir tercihinize yerleştiriliyorsunuz? Evet, doğru bana verilen liste üzerinden tercih ettiğim yere yerleşmiş oldum. Beni tercihimin dışında bir yere yerleştirmediniz. Lakin kazın ayağı hiç de öyle değil! Benim istemediğim bir tercihi seçmek zorunda bırakmanız ve bunun neticesinde seçmek zorunda bırakıldığım tercihe yerleşmiş olmam, istediğim yere yerleştirildiğim anlamına gelmez. Ya A okulunu veya B okulunu tercih edebilirsin demek tercih özgürlüğü değil düpedüz dayatmadır. A ve B okulunu içeren kısıtlı liste tercih özgürlüğüne değil tercihimize kapatılan C, D, E, F ve diğer okulların varlığına delalet eder. Bu açıdan yana yakıla aradığımız çözümden, çözümün nasıl olması gerektiğinden önce çözüm aradığımız sorunumuzun ne olduğunu bir açıklığa kavuştursak hepimiz rahatlayacağız. Direnişin başladığı yer boşuna Neo’nun ‘gerçekliğin çölüne hoş geldin’ muhatabıyla karşılaştığı an değildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Simügerin 2018-01-11 00:13:33

Direnişin başladığı yer boşuna Neo’nun ‘gerçekliğin çölüne hoş geldin’ muhatabıyla karşılaştığı an değildi.

Avatar
Tarık 2018-01-11 09:00:09

Ya A okulunu veya B okulunu tercih edebilirsin demek tercih özgürlüğü değil düpedüz dayatmadır.

banner623

banner624