Seçim sürecine girdiğimiz günden bu yana, kendilerini bizden gösteren kişi ve grupların birçok söylemlerine şahitlik ettik.

Birileri çıktı; “Cumhurbaşkanımıza oy vereceğiz ama Ak Parti’ye oy vermeyeceğiz, partiye ders vermemiz lazım” dedi.

Sanki Ak Parti, Cumhurbaşkanımızdan ayrıymış/bağımsızmış gibi…

Birileri çıktı; “Çözüm süreci yeniden başlamalı, Kürtlerle normalleşmeliyiz yoksa oy yok” dedi.

Sanki Kürt kardeşlerimizle bir sorunumuz varmış gibi. Sanki süreci/projeyi başlatan Cumhurbaşkanımız ve Ak Parti değil ve süreci bitiren de sırtını dağdakilere dayayan sözde siyasiler, hendek kazan teröristler, kendisini Kürt halkının temsilcisi gibi gösteren hainler değilmiş gibi…

Birileri çıktı; “Yönümüzü yeniden AB’ye dönmezsek, ABD ile normalleşmezsek, Erdoğan'a ve Ak Parti’ye oy yok” dedi.

Sanki yıllardır dalga geçer gibi bizi kapıda bekleten, çifte standart uygulayan, PKK’ya miting izni verirken Ak Parti’ye izin vermeyen, FETÖ’cüleri saklayan, kollayan Avrupa Birliği değilmiş gibi. Sanki PKK/YPG’ye tırlar dolusu silah veren, yanı başımızda bir terör devleti kurmaya çalışan, FETÖ elebaşını ağırlayan, 15 Temmuz girişiminde dahli olduğu açık şekilde bilinen ABD değilmiş gibi…

Şimdi bu Cumhurbaşkanımızı ve Ak Parti’yi “onlardan daha fazla düşünen iyi niyetli” bu gruplara/kişilere soralım!

Nefsi ve gizli planlarınız, hevesleriniz yoksa hangi eleştiri başlığınız 16 yıllık kazanımları geride bırakmaya değer? Sizler bir yerlere gelesiniz, hamileriniz başarılı olsun diye 28 Şubat’ta kardeşlerimizin zulüm gördüğü, kılık-kıyafeti için okuyamadığı, namaz kılanın fişlendiği günlere geri mi dönelim? Sizler “kraldan çok kralcı”lardan biraz daha nemalanacaksınız diye bitirilen onlarca projenin yok edilmesine, başlayanların durdurulmasına, yenilerinin yapılmamasına sebebiyet versinler diye ülkeyi, laf ebesi, bol keseden dağıtmaktan başka numarası olmayanlara mı teslim edelim?

Sizler egonuzu tatmin edeceksiniz, televizyonlarda daha fazla boy gösterecek, daha fazla köşe kapacaksınız diye yerli silah sanayi hamlelerimizden, yerli otomobilden, IMF’den bağımsız ekonomi hamlelerimizden vazgeçip, Suriye’de çökerttiğimiz terör koridorundan geri adım mı atalım? Sizlerin hamileri başarılı olsun diye TİKA’yı mı kapatalım? Bosna Hersek’te, Filistin’de, Arakan’da, dünyanın birçok noktasında bizlere umudunu bağlamış mazlumlara sırtımızı mı dönelim? Ülkeyi FETÖ’ye, manşetle hükümet dizayn eden medya kartellerine, kendilerini bu ülkenin sahibi, halkı aşağılık gören vesayet odaklarına yeniden mi teslim edelim? ABD, FETÖ ve emirleri onlardan alan, ele geçirilmiş siyasi odaklara buyurun meydan sizin mi diyelim?

15 Temmuz’un rövanşını almak için pusuda bekleyen hainlere ön mü açalım? Onları “affederek” bunu da normalleşme olarak bize lanse edeceklere yetki mi verelim? O gece ülkemizi sınırdan işgal etmek isteyen taşeron örgütleri muhatap alacak satılmışlara oy mu verelim?

Türkiye’yi emperyalizmin uydu devleti haline getirip, AB’nin kapıkulu, ABD’nin ileri karakolu kalıplarına sıkıştırmak isteyenlere teslim mi olalım? "MİT Tırları" kumpası ile kendi ülkesine iftira atan ihanet koalisyonunu iktidara mı taşıyalım? 6-7 Ekim’de bu milleti birbirine düşüren haini hapisten çıkarıp iktidara ortak etmek isteyenlere olur mu diyelim? 40 bin insanımızın, polisimizin, askerimizin katili bölücüleri baş tacı mı edelim?

Köşeye bu kadar sığıyor maalesef… Binlerce satır kazanımı sayar hangisinden vazgeçmek istersiniz, binlerce olacağı yazıp hangisini kabul ediyorsunuz diye tek tek sormak isterdim.

Herkes kendine gelmeli. Hiçbir menfaat bu güzel ülkeden, dalgalanan bayrağımızdan, okunan ezanlarımızdan daha kıymetli olamaz. Ve dünyevi hiçbir makam ümmetin bekasından, rıza-i ilahiden daha fazla ehemmiyet arz edemez. Ya çıkın biz buyuz deyin ya da gerçekten “iyi niyetli” iseniz en azından susun. Bu ülke ekonomik tehditlerle, darbelerle, kumpaslarla yıllarca dizginlendi. Millet artık yeter dedi ve milletin iktidarını kurdu. Hiçbir hiziple bizi geriye döndüremeyeceksiniz. Bu işin vebalini kimse üstlenemez ve o vebali hiçbir maddiyatla, makamla ödeyemezsiniz. Şayet iman ediyorsanız bu satırları çok iyi anlayacaksınız.

Sakın bize “özgürlük” yok, “dikta” var felsefeleri yapmayın. Bu ülkede herkes, inanan da inanmayan da, açık giyinen de, tesettürlü olanda, alkol alanda, almayanda, hangi etnik kökenden, mezhepten olursa olsun istisnasız her birey hiç bu kadar özgür olmamıştı.

Sizler makamlar, menfaatler için bu kazanımlardan geri dönüşü kabul edebilirsiniz ama bilin ki canı pahasına bu vatanı koruyacak olan, kazanımlarına ve iradesine sahip çıkacak, tek kuruş menfaat gözetmeden, aklına makam getirmeden yola devam diyecek bizim gibi milyonlar var…

Bir Oy Recep Tayyip Erdoğan'a, Bir Oy Ak Parti’ye!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.