Cumhuriyet’e ideolojik rengini veren kanunların kabulünün üzerinden 94 yıl geçti. 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 429 sayılı kanunla Şer’iye ve Evkaf Vekâleti ile Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti kaldırıldı, 430 sayılı kanunla eğitim ve öğretimi birleştiren Tevhid-i Tedrisât Kanunu kabul edildi, 431 sayılı kanunla da Halifelik kaldırılarak Osmanlı Hanedanı yurt dışına çıkarıldı. Kanunların içeriklerinden de anlaşılacağı üzere ‘laikleşme’ serencamımızın köşe taşlarını teşkil eden bu kanunlardan 430 Sayılı Tevhid-i Tedrisât Kanunu ayrıca mevcut Anayasanın ‘İnkılap Kanunlarının Korunması’ ile ilgili 174. maddesinde de ilk zikredilen kanun olarak kayda geçirilmiş. Eğitimin, devlet sistematiğinde nasıl konumlandırıldığını belirleyen Tevhid-i Tedrisât Kanunu, Saruhan Mebusu Vâsıf Bey (Çınar) ve arkadaşlarının meclise sundukları “genel eğitim siyasetinde, milletin düşünce ve duygu bakımından birliğini öğretim birliği ile sağlamak, bütün eğitim kurumlarının Maarif Vekâleti’ne bağlamak ve böylece bütün eğitim yuvalarında, Cumhuriyetin irfan siyaseti, ortak bir eğitim yolu izlemek” amacı ve pratikteki işlevi ile konuşulması, tartışılması gereken bir düzenleme. Kamusal hoşnutsuzluğumuzun değişmeyen mevzularından eğitimin, eleştirilme ve tartışılma sürecinde mevzu bahis edilmeyen Tevhid-i Tedrisât, açık ki sistemi belirleyen niteliği ve devlet-toplum, din-devlet ilişkisindeki konumu nedeniyle tartışılmak durumundadır.

Günümüz dünyasının ahvali ve tarihsel tecrübe, 174. maddede mevcudiyeti devam eden Şapka Kanununu nasıl uygulama imkânı olmayan ‘toplumsal mühendislik’ enkazına dönüştürdüyse Tevhid-i Tedrisât’ı da sosyo-kültürel yapıyı taşıyamayan siyasal fosile çevirdi. Siyasi tarihimizin önemli sorun alanlarından birisi olan yabancı okulları ve azınlık okullarını Maarif Vekaleti’ne bağlayan kanun, esas işlevini ‘medrese ve modern okul mahreçli ikiliği ortadan kaldırmak’ gerekçesi ile fiilen medreseleri tasfiye ettiğinde gösterdi. Burada eğitim tekelini şüphesiz Weber’in ‘meşru güç kullanma tekeli’ ile birlikte modern devletin temel unsuru olduğunun altını da çizelim. Dolayısıyla Cumhuriyet’in bidayetinde ‘makbul vatandaşı’ üretmekle yükümlü kıldığımız düzeneklerden birisi olan eğitim sisteminin, Mustafa Gündüz’ün ifadesiyle, ‘soft power’ı Tevhid-i Tedrisât; hem sosyal, siyasal, ekonomik ve düşünsel anlamda yaşanan köklü dönüşümler hem de bugüne kadarki performansı üzerinden irdelenmeyi hakediyor. Eğitim sistemimize anlam ve istikamet tayin eden bu düzenlemenin önce performansına ardından günümüz dünyasında ne anlam ifade ettiğine bakalım.

Modern eğitim tarihimiz üzerine çalışan Benjamin C. Fortna’nın da tarihsel gerçekliğe uygun bulmadığı farklı eğitim mahreçli ‘modern-dindar ikiliği’ iddiasının bir klişe olduğunu bugünkü sosyolojik gerçekliğimiz zaten teyit ediyor. Daha önce farklı eğitim anlayışlarına bağlanan toplumsal ikilik, toplumu muhayyel bir kurgunun balmumuna indirgeyen tüm düzenlemelere ve uygulamalara rağmen giderilemedi. Doğrudan bu amaç üzerinden yürürlüğe sokulan Tevhid-i Tedrisât, bırakın bu amacı gerçekleştirmeyi söz konusu ikiliği daha da derinleştirdi, radikalleştirdi. Dolayısıyla resmi bir hakikat düzeninin birbirini bütünleyen parçaları üzerinden sistematik tasfiyeye uğratılan, gayrı meşru ilan edilip görünmez kılınan unsurlar; ‘hayali cemaat’in mutlu bileşeni yapılamadıkları gibi Huntington’un tanımlamasıyla ‘yırtık ülke’nin düşman kardeşlerine dönüşmesine de engel olunamadı. Tevhid-i Tedrisât üzerinden parçalanmanın aşılacağı, muhayyel kaynaşmış kitlenin gerçekleştirileceği vaadi çöktü, kanun gidermek istediği gideremediği gibi onlar için can suyu oldu.

İkincisi, Tevhid-i Tedrisât’ı yaslandığı ideolojik-politik tutum, beslendiği düşünsel-felsefi anlayış ve devlet-toplum ilişkisindeki tarz üzerinden ele alma mecburiyetimiz var. Zira bu düzenleme, bilindiği üzere, katı ulus devlet formasyonunun, pozitivizmin, iki yüz yılı aşan süredir devam edegelen siyasal, ekonomik ve kültürel gerilemenin ve kayıpların geriliminde hırpalanan ‘yaralı bilinç’in etkisinde hayat buldu. Günümüz dünyası post-pozitivist anlayışların etkin olduğu, siyasal mühendislik uygulamalarının tahripkâr sonuçlarının görüldüğü ve resmi bir hakikat düzeni üzerinden monist uygulamaların karşılıksız kaldığı bir dünya. Çoğulculuk, farklılık, müzakere, katılım gibi talepler özgüvenle dile geldiği gibi siyaset felsefesi bu taleplerin nasıl karşılık bulacağıyla meşgul. Dolayısıyla zamanın ruhuna karşılık verecek düzenlemelere ihtiyaç var. Bu ihtiyaç sosyal, siyasal, kültürel alanda hissedildiği gibi eğitim alanında da hissediliyor. Tevhid-i Tedrisât üzerinden zorunlu eğitim formuyla 94 yıldır sündürülen şey sadece teknik bir düzenleme olarak ele alınmamalıdır. Toplumu tarih-kültür müktesebatından ve inanç evreninden kopartıp akreditasyonu sağlanmış bilgi ve bilgi kanalları üzerinden formatlama düzenlemesi yapan Tevhid-i Tedrisât’ı kurcalamak durumundayız. Bu kurcalama, mevzunun aynı zamanda iktidar-bilgi problematiği başta olmak üzere modern devletin bilgi tekelinin ne anlama geldiği, belge-sertifika ve diploma tekelinin meslek ve statü dağılımını dolayısıyla toplumsal hiyerarşiyi nasıl şekillendirdiği, hangi bilgi ve bilgi kaynağını, hangi aktarım formlarını işlevsiz dolayısıyla da geçersiz ve meşruiyetsiz kıldığı gibi bir dizi esaslı konuyu içeriyor. Meselenin teknik bir düzenleme, amacın da kollektif bir yanılsama olduğu anlaşılan klişelerin giderilmesi olmadığı açık. Mesele devletin topluma öncelenmesi ve devlet-toplum ilişkisinin devletin belirleyiciliğine emanet edilerek ele alınması. Bunun siyasal ve tarihsel sakıncalarının neler olduğuna ilişkin hafızamız yeterli veriye sahip. Modernleşme pratiğimizde halkın kâh yeniden formatlanacak teknik bir dolguya, kâh hümanist iyimserlikle yola getirilecek, geçmişin tortularından ve prangalarından azade edilecek gelenek/din tutsağına indirgenmesi kabul edilemez.

. Sosyo-politik hayatımızın ve eğitim sistemimizin sorunlarını dünyada henüz keşfedilmemiş düşünce ve araçlarla çözeceğimizi ummak yerine Tevhid- Tedrisât gibi düzenlemelere ve bunların yol verdiği hiyerarşik ilişkiye mesafe koyabilirsek, bunlara şüpheyle yaklaşabilirsek çözüm bulma şansımız da olacak. Aksi taktirde geçmişteki düzenlemeleri sündürerek bugünü ve yarını ifsat etmeye devam ediyor olacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.