Modern dünyada insana dair geliştirilen yaklaşımlar, parçalı ve yapay bir nitelik taşımaktadır. İnsanın varlığının, bilgisinin ve değerlerinin parçalanmışlığı, insan konusunda parçacı disiplinlerin ve yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Modern dünyadainsanın parçalanmışlığı, insan krizi diyebileceğimiz köklü, temel ve kritik bir durumun oluşmasına neden olmuştur. Mevcut insanlık durumunu, insani varoluş krizi olarak ifade edebiliriz. İnsanın bölünmesi, yapaylaştırılması ve içinin boşaltılması, insanın yanlış, çarpık ve cahili yönlere savrulmasına yol açmaktadır. İnsanın her açıdan savrulması, varlığının, bilgisinin ve değerlerinin tuzla buz olması, insanı toparlayacak ve bütünleştirecek sahih ve sahici bir paradigma ile mümkündür. İnsanı kendisini tanımaya ve sadece Rabbine kul olmaya davet eden Tevhit paradigması, insanı toparlayacak, bütünleyecek ve ona sahih istikamet gösterecek sahih paradigmadır.

Tevhid, insanın varoluşsal sorularına, hayatın amacına ve istikametine yönelik en sahih ve fıtri çerçeveyi ortaya koyan paradigmadır. Materyalist psikoloji, insana, hayatın anlamı ve yönüne dair hiçbir şey sunmamaktadır. Tevhidin insanla birlikte psikolojiye de bir anlam ve istikamet çizmesi gerekmektedir.

Modern psikoloji, insan kişiliği ve hayatı üzerinde dinin ve ruhun etkisini inkar etmektedir. Modern psikoloji, insanı dinden ve ruhtan arınmış bir varlık olarak düşünmektedir. Modern psikoloji, insanı evrimci, kognitif, davranışsal ve duygusal açılardan ele almayı yeterli görmektedir. Ruh ve maneviyat, modern psikolojinin dışladığı insanın özüdür. Tevhit paradigması, insanı ruha ve bedene sahip, maneviyat ve ahlakı tecrübe eden varlık olarak yaklaşmaktadır. Tevhit, insanı ruh ve kişilik sahibi varlık olarak görmektedir. Tevhit paradigmasına göre, insanı anlamak için her şeyin başında, ortasında ve sonunda ruh vardır. Modern psikoloji, insan ruhunu inkar ederken, Tevhit paradigması, ruhu, insan varlığının duygu, düşünce, davranış ve biyolojisi olmak üzere bütün faaliyet alanlarındın temeli, alt yapısı ve aşkın alanı olarak değerlendirmektedir.

Tevhit, Allah’ın birliği hakikati ışığında insan varlığını bir bütün olarak kapsamakta ve kavramaktadır. İnsana dair hiçbir şey, Tevhit paradigmasının dışında değildir. İnsanı bir bütün olarak kapsayan ve kavrayan Tevhit paradigması, insanı, biyoloji ve genetik tarafından kontrol edilen, yönlendirilen ve şekillendirilen bir bedensel makineye indirgememektedir. İnsanın onurla, özgür iradeyle, seçim özgürlüğüyle ve sorumluluk yüklenmekle donanmış en şerefli varlık olduğu gerçeğini esas alan Tevhit, insanı kontrol ve manipüle etmeyi değil, insan kişiliğinin temeline özgürlüğüne ve onuru yerleştirmektedir. Modern psikolojideki en etkin kuram olan davranışçılık, insan onurunu ve özgürlüğünü inkâr eden, insanı koşullanabilen bir hayvana indirgemektedir.

İslam’ın Tevhit paradigması, insan olmak nasıl mümkündür sorusuna kapsamlı, tatmin edici, açık ve net bir cevap vermektedir. Her açıdan tam olarak olgun, sağlıklı ve işlevsel insan olmak sorusu, İslam ve Tevhit paradigmasının temel sorusudur. Tevhit, her açıdan varlığını geliştiren, olgunlaştıran ve derinleştiren bir insan olmayı gerekli kılmaktadır. Hayattaki amacımız, maneviyat ve ahlakla dolu bir hayat, Allah’a kulluk gayesinden sapmamak, önem ve önceliklerimizi hep Allah’a kulluk bilinci içerisinde gerçekleştirmeye çalışmak, Şeytan’dan insani varlığımızı korumak, nefsimizi tezkiye etmek, ahirete hazırlık için bu dünyada olgun bir ahlak ve maneviyat düzeyini gerçekleştirmeye çalışmak, Tevhit paradigmasının insan olmanın ne anlama geldiğine dair önemli cevaplarını içermektedir. Tevhit, sahih anlamda insan olmanın yolunu gösterdiği gibi, aynı zamanda Allah’a kul olmaya layık ahlaki kişiliği ortaya koyma sorumluluğu da insana yüklemektedir.

Tevhit paradigması, insanı biyolojik kalıtımın, geçmiş yaşantıların ve çevresel dış faktörlerin mahkumu olarak görmemektedir. Allah’a aklen ve kalben teslim olan bir insan, özgür seçimiyle ve onuruyla Allah’a kul olmayı seçmiş kişidir. Tevhit, insan için tek doğru yola iletenin Allah olduğu gerçeğini ifade etmektedir. Allah’a kul olmak, bu dünyada ve ahirette insanı huzura ve kurtuluşa götüren tek yoldur. Allah, bütün aşağılık yönelimlere, arzulara, baskılara, streslere ve kaygılara karşı en doğru sığınma ve kurtuluş kaynağıdır. Tevhit, insanın biyolojik, sosyal ve psikolojik iyi halinin ancak Tevhit’le, yani Allah’a kulluk ile gerçekleşeceğini savunmaktadır.

Tevhit, insana canlılar arasında herhangi bir canlı veya kontrol, edilen, şartlanan ve programlanan bir makina olarak bakmamaktadır. Tevhit, insana, ahlakı ve ruhu olan, Allah’la ilişkili en şerefli ve fıtrat sahibi varlık olarak bakmaktadır. Allah’a bağlı olan fıtrat sayesinde insan, psikolojik, duygusal, sosyal ve manevi gelişimini gerçekleştirmektedir. İnsan olma amacının gerçekleştirilmesi, ancak Allah’a kulluk ile mümkündür. Tevhit, insanın duygularının, düşüncelerinin ve davranışlarının merkezinde Allah’a kulluk olmasını öngörmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.