Dünyada birtakım ayarlar yeniden belirleniyor.

Farklı, yeni ve daha güçlü ülkeler ön plana çıkıyor. Daha doğrusu ortaya çıkmaya çalışıyor.

Bu ayarlar yeniden tayin edilirken yaşanan geçiş sürecinde ortaya çıkan boşluk optimal anlamda adil bir şekilde belirlenmek zorunda.

Sömürü politikasına devam edilmesi kimseye faydası olmayacağı gibi hem geçiş sürecini uzatacak hem de ülkesel ve küresel bazda zikzaklara yani ekonomik zararlara ve krizlere sebep olacaktır.

Zenginler daha zengin olur…

Kriz ortamları şu ana kadarki tecrübeler itibariyle sadece zenginlerin işine yarıyor.

2008 krizinden bu yana küresel büyümenin yaklaşık % 90-95’inin % 1’lik zengin kesime gitmiş olması bunun yakın zamandaki açık bir örneği.

2008 krizi, aslında küreselleşmenin vardığı tehlikeli boyutu gözler önüne serdi…

Bu da beraberinde koruyucu ekonomi politikalarının benimsenmesine yol açtı.

Küreselleşmenin emperyalizmden yoksun halinin; aslında faydaları sayılamayacak kadar fazla…

Emperyalizmden kurtulmuş bir küreselleşme; “kazan kazan, insan merkezli, paylaşım odaklı” olmasını beraberinde netice verecektir.

Böyle bir küreselleşme, her hangi bir sorun yahut kriz durumunda herkesi ve her devlet ve ekonomisini etkileyeceğinden ister istemez her kesin taşın altına elini sokmasına, sorumluluk almasına ve çözümün bir parçası olmasına sebebiyet verecektir.

Ancak…

Yaşanmakta olan reayarlama süreci, şuana kadar ki ben merkezli bencil sistemi daha güçlü kılmak için dünyaya yaşatılmakta.

Arap baharı bunun için… Irak’ın işgali bundan dolayı… Afganistan operasyonu bu yüzden… 15 Temmuz bu maksat güdümlü… Suriye ve YPG, öncesinde PKK bu vahşi gayenin parçaları ve oyunları…

Başladı mı?...

Donald Trump'ın ticaret savaşına yönelik söylemlerinin devamı niteliğinde çelik ve alüminyum ithalatına getirilmesi düşünülen ek gümrük vergisi.

Bunun uygulamaya konulması fiili olarak ticaret ve ekonomik savaşın miladı olacak.

Dünya çelik üretiminde özellikle bir ülke ön plana çıkıyor: Çin.

Bu durumun Çin’i aşırı etkileyeceği şüphesiz…

Diğer taraftan demir çelik fiyatlarının aşağı çekilme ihtimali de oldukça yüksek.

Amaç başka…

ABD’nin sergilemiş olduğu korumacılığın küresel kriz sonrası arttığını söylemek mümkün.

Ancak şahsen ABD’nin bu kriz sürecinde başlangıcından bu yana kendini dünyaya daha çok kabul ettirmek ben olmazsam siz de olmazsınız anlayışını zihinlere yerleştirmek için kullandı.

Şahsen bu gizli ve insan düşmanlığı odaklı amaçlarının gerçekleşebileceğini telakki etmiyorum.

Bu konudaki düşüncelerimi “Dünya ABD’siz Bir Sürece Hazırlanıyor” başlıklı yazımda paylaşmıştım…

ABD hiçbir zaman amacını görünür kılmamıştır. Tüm politikalarında arka bahçeli bir tutum sergilemiş, asıl hedefini ve düşüncesini her zaman gizli tutmuştur.

Kanaatimce bu süreçte de aynı şekilde hareket ediyor...

Türkiye’yi Etkiler mi?...

Türkiye’nin dünya çelik üretimindeki payı, 2016 verilerine göre % 2,1 oranında.

Bu sebeple olası uygulamanın ekonomimizi zorda bırakacak bir duruma neden olmayacağını düşünüyorum.

Zira ABD’nin olası bu koruma uygulamasının temel ve tek hedefi; dünya üretim payını % 50 nispetinde elinde bulunduran Çin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.