Biz Ortadoğu’dan çıkarsak hegemonya yapımız yani başat gücümüz kaybolur. Bizim burada çarpışan ülkeleri denetlememiz için Ortadoğu’da bulunmamız lazım. Ortadoğu’da bulunmak için de bir çatışma ortamı olması lazım.” Bu cümleler, Brzezinski’ye ait.

Peki, Brzezinski kimdir?

Zbigniew Kazimierz Brzezinski, 1970’li yıllarda ABD Başkanı Carter’a Ulusal Güvenlik Danışmanlığı yapan ünlü stratejist ve siyaset bilimci olmanın yanı sıra, Başkan George W. Bush’un 11 Eylül saldırılarının ardından takip ettiği politikaları en fazla eleştiren dış politika uzmanlarından. Barack Obama’nın başkan adaylığını desteklemiş olan Brzezinski’nin “Büyük Satranç Tahtası/Amerika’nın Küresel Üstünlüğü ve Bunun Jeostratejik Gereklilikleri” ve “Stratejik Vizyon/Amerika ve Küresel Güç Buhranı” gibi kitapları bulunuyor.

Kısacası, Türkiye’de bilinen ve tanınan biri...

Son dönem ABD’nin ortaya koymuş olduğu siyaset, Trump’un “İsrail’in başkenti Kudüs’tür” ve “ABD elçiliğini Kudüs’e taşıma kararı” Brzezinski’nin yukarıdaki sözünü hatırlattı bana.

ABD ve İsrail, kendi küresel üstünlüklerini artırmak ve güçlerini konsolide etmek için Ortadoğu’da yeni çatışma alanları doğurmaktan çekinmiyor. Suriye’de, Irak’ta veya Filistin’de yaşanan gerilimin arka planında bu “Yaratıcı kaos” ve “Küresel üstünlüğü sağlama” stratejisi bulunuyor gibi. Hatta Kuzey Kore ile de yaşanan gerilimin arka planında böylesi bir strateji yatıyor.

Önce Trump ile ABD’nin yapıp ettiklerine kısaca bir bakalım.

Trump, başkan olur olmaz, önce Suudi Arabistan’ı ardından da İsrail ziyaret etti. Bu ziyaret sonucunda ABD, Katar ile on iki milyar dolarlık; Suudi Arabistan ile yüz on milyar dolarlık ve İran ile de on altı milyar dolarlık silah anlaşması yaptı. Trump dönemi Amerika’sının siyasi güzergâhını ortaya koyan bu süreç, Trump’lı ABD’nin ekonomi politik haritası gibi…

Gelelim İsrail’e…

1947 yılından itibaren İsrail, Filistin’i adım adım adım işgal etmeye başladı. Oysa Birleşmiş Milletler planına göre %55’i Yahudilere, %45’i ise Filistinlilere ayrılmıştı. İki farklı devletin ve milletin varlığı üzerine kurulmuştu anlaşma. Ancak İsrail adım adım Filistin’i işgal etmeye başladı. “Altı Gün Savaşı” sonucunda Doğu Kudüs’ü tamamıyla kontrolü altına alan İsrail, hâkimiyeti artırdı. Göçlerle beraber yeni yerleşim yerleri açmaya devam etti.

İsrail’in işgali derinleşmeye devam etti, ediyor. Sistematik olarak Müslümanları ve Hıristiyanları yok eden İsrail, ABD üzerinden ve ABD ile beraber Ortadoğu’daki yangını körüklüyor.

Şu rahatlıkla iddia edilebilir; Suriye’de, Irak’ta, İran’da, Mısır’da veya Suudi Arabistan’da yani Ortadoğu’nun herhangi bir yerinde çıkan savaş veya kavga, İsrail’in güvenliğini sağlayan bir “yangın duvarı” işlevi görüyor.

Savaşlar veya katliamlar; güç krizi yaşayan ABD’ye yeni can simidi olmak ve İsrail’in güvenliğini konsolide etmek için ortaya çıkıyor.

Böyle bir soru ile bitireyim; IŞİD’in İsrail’in güvenlik/yangın duvarı olacağı hiç aklınıza gelir miydi?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.