Dün gece, İdlip’le alakalı Türkiye’nin düzenleyeceği operasyonu yazmışken, ABD elçiliğinden gelen vize açıklaması, ülke gündeminde ilk sırayı aldı. Türkiye’nin mütekabiliyet esasına göre, sadece ülke isimlerini değiştirerek karşılık vermesiyle diplomatik restleşme de başladı.

Başladı diyorum. Çünkü Amerikalıların küçük adımlarla vize, ekonomik manipülasyon, ambargo ve nihayetinde bir işgale götürmek istedikleri süreç, gündemi yakın takip edenlerce, bekleniyordu. Çünkü ABD, PKK/PYD’ye 3.000 tırlık askeri malzeme ve teçhizat yardımını, ülkemizin sivil ve güvenlik bürokrasisine ‘nanik’ yaparcasına sevk ediyordu. 15 Temmuz’da suçüstü yakalanmansa rağmen, “Biz oradan, geçiyorduk“, edasında umursamaz tavırları, aslında Türkiye’yi oyalamaktan başka bir şey değildi.

Evet. Oyalamak diyoruz. Çünkü Türkiye, K.Suriye ve K.Irak’ta ABD askeri sevkiyatlarından önce fiilen müdahalede bulunmalıydı. Belki, askeri harcamalar, önce ekonomiyi tarumar ediyor ama mücbir sebepler olunca müdahale kaçınılmazdır. İdlip’in ardından Afşin,Menbiç ve Cezire Bölgesi sıra da olmalıdır.

Türkiye’de TV ve Gazetelerde analiz yapan meslektaşlarımız, enerji koridoru üzeriden sürekli olarak açıklama da bulunsalar da, ABD burada KAYAGAZI KONTROL KARAKOLU kurdurmak istiyor. İsrail ise, kutsal ideallerinin, kuzeydoğu karakolunu oluşturma peşinde.

2016 yılında PKK’nin ‘Hendek’ terörü ile ilgili bir yazı kaleme almış ve bu terör olaylarının arka planında, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki Kaya Gazı rezervleri olduğunu Türkiye’de ilk kez açıklamıştık. http://www.milatgazetesi.com/guneydoguda-hendek-yok-kaya-gazi-var-makale,76961.html

ABD ile yaşanan vize krizi, aslında malumun ilanı. Çözüm süreci, milli silah üretimi, Rusya ve Çin’le yakınlaşma, FETÖ ihaneti ve darbesi, bağımsız enerji politikası ve PKK/PYD ve DEAŞ’ın silahlandırılması, büyük bir gürültünün kopacağını gösteriyordu. ABD-Türkiye, sadece AK Parti hükümetlerin de değil, II.Dünya Savaşı’ndan beri her 7-8 yılda bir, birçok konuda ciddi krizler yaşamıştır. Johnson Mektubu, Haşhaş Krizi, 1 Mart Tezkeresi, Çuval Krizi ilk aklıma gelenler.

Türkiye, artık, bıçağın kemiğe dayandığı günleri yaşıyor.

ABD, Güneydoğu sınırlarımıza yoğun bir askeri yığınak yaparken, diğer taraftan Romanya’daki üslerinden Bulgaristan Novo Selo askeri üssüne, yeni birlikler yerleştirdi. Bezmer, Aytos, Graf Ignatievo diğer üsleri. Vize yasağın açıklandığı saatlerde ABD, Bulgaristan’a askeri yığınak yapıyordu.

Haritada Türkiye’nin Kayagazı rezervlerin olduğu bölgeler görülüyor. Trakya bölgesinde şuan 960 Milyar metreküp, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ise 13 Trilyon metreküp rezerv bulunmakta. Bir karşılaştırma yapacak olursak bu rakamlar, Türkiye’nin –yaklaşık-100 yıllık enerji ihtiyacına tekabül eder.

Peki, bu konunun ABD ile ilgisi nedir? Güneydoğu Bölgesi’nin izdüşümü olan K.Suriye topraklarında da benzer rezervler bulunmakta. Hatırlıyor musunuz planlan PKK/PYD’nin sözde devlet haritasını? İşte o harita bu enerji cevherlerini almak/çalmak/işgal etmek için yapılıyor. K.Suriye’de kurulması planlanan uydu devlet, sadece Kerkük-Ceyhan boru hattını by-pass değil aynı zamanda ABD’nin (Rockefeller) Kaya Gazı rezervlerini de koruyacak. Kavgaya götüren süreç ise Güneydoğu’da Silvan ve Trakya’da açılan iki kuyunun, İngiliz-Shell ortaklığı ile yapılıyor olması. Yani İngiliz-Yahudi Rostchild ailesi.

ABD’nin Bulgaristan ile K.Suriye ve K.Irak’a yaptığı askeri yığınak, Türkiye’yi çevreleme politikasıdır. Görünürde diplomatik sayılan, uygulamada FETÖ ve destekçilerin yargılaması olan ancak arka planında ülkemizin sahip olduğu enerji kaynaklarını hedef alan bir operasyonla karşı karşıyayız. Bu bağlamda azınlıkta olsa yerli diplomat, general, bürokrat, sermeye ve siyasetçilerin alacağı kararlar ve dik duruşu kaderimizi şekillenecektir.

Son sözüm, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a  “Tasalanma Yiğidim; zaman bizden yanadır. Dünya düşman olsa da, İman bizden yanadır“

Dayan Türkiye; Gelecek Bizimdir…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.