Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde gerçekleşen referandumun meşruluğu, sakatlığı, emperyalizmin işine gelmesi, hatta Barzani ailesinin sonunu getirme riskini bir kenara bırakalım.

Uluslararası casusluk ve ihanet şebekesi FETÖ terör örgütünün Lobiler ve Finans Dünyası İlişkileri Sorumlusu Süleyman Ham it Müftügil’in 26 Ekim 2013’te bir gazeteci ile yaptığı konuşma ortaya dökülmüştü. O konuşmada Müftügil özetle şunları söylemişti:

“Yeni dönemdi Erdoğan, Öcalan ve Barzani olmayacak. Bölgenin dizaynı yeniden yapılıyor. Amerika üçünün de kalemini kırdı.”

Merak eden https://www.youtube.com/watch?v=AteW5nAlw0M adresinden konuşmanın tamamını dinleyebilir.

Bu konuşmadan bir süre sonra Gezi Eylemleri adlı emperyalist işgal harekâtı başladı. Erdoğan’ı devirmeye çalıştılar, başaramadılar. 17-25 Aralık Yargı-Polis darbesi de Erdoğan’ı deviremedi.

Ülkemizin bazı şehirlerinde “hendek savaşı” adlı bir terörizm organizasyonu gerçekleşti. Bu terörist faaliyette, Abdullah Öcalan, o enkazın altında kaldı ve kelimenin tam anlamı ile bir mevtaya dönüştü.

Akabinde Mesut Barzani’ye GORAN ve siyasi fahişe olarak bilinen Celal Talabani’nin KYB’si eliyle Gezi benzeri bir operasyon çekildi. Barzani’nin arkasında Erdoğan durdu. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne yönelik “gezi eylemi” istenilen sonucu vermedi ve Barzani koltuğunu korudu.

Kuzey Irak’ta istediğini elde edemeyen oyun kurucular, kanaatimce iki müttefik olan Barzani ve Erdoğan’ı birbirine kırdırmanın yoluna gittiler. Ve maalesef Mesut Barzani bu tuzağa düştü. Referandumu, müttefik ve dostu olan Türkiye’nin bütün itirazlarına rağmen gerçekleştirdi. Ve hep beraber, Barzani isminin bu referandumun altında kalacağını göreceğiz maalesef. Yani FETÖ’cü terörist Müftügil’in dediği Yeni Amerikan Ortadoğu’suna bir adım daha yaklaşılmış olacak. Ancak Türki Cumhuriyeti Devleti’nin yurttaşlarının bu oyunu bozacaklarına dair güçlü emareler var. 

Barzani’nin referandumundan sonra, Türkiye’deki İslamcı-dinci kesimin tamamının birer İslamofaşist olduğu ortaya çıktı. Ümmet bilincine sahip olanlarla, MHP ve Ülkü Ocakları kültürüyle yoğrulan ülkücüler, bu faşist girdaba girmedi. Hatta Ülkücüler bu konuda vakarı elden hiç mi hiç bırakmadı.

Kendilerini Türk olarak adlandıran İslamofaşistlerin tümünün bilinçaltındaki “Kürt düşmanlığı” bir anda depreşti. Sözde Barzani karşıtlığı üzerinden bütün Kürtlere ağır hakaretler savurdular. Özellikle sosyal medyada Kürtlere yapılan hakaret ve küfürler, kelimenin tek anlamı ile utanç verici.

Türk İslamoaşistler, Kürt düşmanlıklarına o kadar yenik düştüler ki, on binlerce Sünni Müslümanı katleden, kadıların kızların ırzına geçen müşrik Şii Haşdi Şabi çetelerinden medet umar hale geldiler. Müslüman kardeşlerini bırakıp bu müşriklerle müttefikliği yeğlediler. O Haşdi Şabi ki Sünnilerin katlini helal gören bir inanca sahip.

O Haşdi Şabi ki, Türkiye’nin Başika Kampı ile ilgili Türkiye’ye ilk saldırı yapan bir terör örgütüdür. Başika Kampına bizzat gelerek Türk askerini çok terbiyesiz bir biçimde ölümle tehdit eden Haşdi Şabi milislerinin tamamı Şia müşriği Türkmenlerdi.

Şii müşrik Türkmenler, her fırsatta Müslüman Türkiye ve onun lideri Sayın Erdoğan’a ağıza alınmayacak hakaretler ediyorlar. Ama buna rağmen, Müslüman olduğunu iddia eden ancak söylem ve eylemleri ile kavmiyetçilik hastalığında debelenen İslamofaşistler bu çeteleri yeğliyorlar.

Allaha şükrediyorum ki Türk İslamofaşistler Kürt değil. Kürt olsalardı, kavmiyetçilik taassubundan dolayı tamamı PKK’dan yana olurdu. Ve güzelim memleketimiz kan gölüne dönerdi.

Bugün Kürtlüğü hiçbir şekilde şüpheli olmayan Barzani ailesini Yahudi gösteren ve Siyonizm ile hiçbir ilgisi olmayan Mesut Barzani’yi “Siyonizm’in askeri” ilan eden İslamofaşistler Kürt olsaydı, Müslüman Türklerle ilgili kim bilir neler söylerlerdi. Hepsinin 13. Kavimden olduğunu söyleyeceklerdi. İlhanlıların; Hülagü’nün Cengiz Han’ın yaptığı tüm zulümleri Türklere mal edip, “islam’ın tarihsel düşmanı” ilan edeceklerdi.

Hele hele Endülüs İslam Devleti yıkılırken Osmanlının birçok sebepten dolayı yardım edememesini direk Şamanizm’e bağlarlardı.

Cumhuriyeti kuran kadronun, daha doğrusu CHP’nin İslam’a yönelik baskı, şiddet, kin ve nefret suçunu bütün Türk kavmine mal edip PKK çetelerinin etrafında toplanacaklardı.

Oysa Müslümanca duruş, hatalı olan, ya da yanlışta ısrar eden kim olursa olsun karşısında dimdik durmaktır. “Haksızlık kimden ve hangi yönden gelirse gelsin ona karşıyız” mottosu biz Müslümanlara ait değil miydi?

“Allahım içimizdeki ahmaklardan dolayı bizi helak mı edeceksin?” A’raf-155

Allahım! Gizli kavmiyetçilik olan İslamofaşizmden sana sığınırım. Allahım! Bütün alt kimliklerden sıyrılıp emrettiğin Müslüman kimliğine sıkı sıkı sarılmamızı sağladığın için sana sonsuz şükürler olsun…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.