Kitapların o derüni katmanlarına dalıp, uzun uzun dolanarak harflerin koynuna, masalımsı bir ündür aslında okumak. Bir ışık dünyası oluşturmaktır kelimelerin aşki sendromuyla okumak, kitapların sancısıyla, kitapların sancısından evvel büyümektir dergi mutfağı (kitapların mübarek sancısı)… Aslında okumak, şiiri sabırla, öyküyü kubbe ederek, aşka vararak edebiyatın bütün düşlüklerinde, cümlelerin yuvasına, yuvaların sıcaklığına kapılmaktır dergi zanaatı…

360 derece değil, gayretin mahremiyetiyle iskelet oluşturmaktır dergi… Parçaların zorluğundan, bütünün muhafazasına ermektir dergicilik ve dergicidir aslında aşkın sesini fak edenlerden olan, aşkın nakaratıyla bütünleşen ve yine dergicidir sevgiyi titreterek yoğuran, bir cümbüşün tüm renklerini nakış nakış yaşatan…

Henüz ömür adanmamış lakin koca çınarlar kadar emek ve ümit mağarasında büyümenin aslıdır Şiar ve İkra'r faslının gönüllere tebarüzü… Kesinlikle rahmetle bütünleşecek bir zahmetin coşkusu ve eziyetin meziyete kavuşacağı bir macera, yontulmadan mükemmelleşmeyen elmasın noksanlığı elmasın kıymetsiz oluşundan değildir,  acıyla olgunlaşmayan insanın zayıflığıdır yontma zahmetine girmeyen, insanın gayretsiz zayıflığındandır elmasın parlamaması ve İkra'r ve Şiar aslında ümit üreten ve zahmetin çığlığı ve meziyettir ve rahmete ulaşacak bir sevgi dalgası…

Muhafazakâr süsün süzülen sesi, müzeyyen üslubun usulü aslı, tad ve damak tufanının tarif-i terfisi, Şiar'ın şerefli şek ve şemali, İkra fermanın İkra'r kıratı…

Henüz geçen hafta düzenlenen dergi fuarında10'larca dergi kapısının sıcak gururunu açtı, zambakların sakin topraklarda daha gür açtığı gibi, kıt imkân ve profesyonel bir ümitle onlarcasından sadece ikisi İkra'r ve Şiar, kıt imkân, profesyonel ümit ve ahlaklı bir zahmetle… Bir çeşit gül demeti gibi her birinin mutfağı, gönül ve hayat bileşkesiyle sarmalanan iki umut, iki coşku, iki kadim türkü sanki…

Dergi, ‘‘garip dâvâmızın'' hiç bitmeyen mücadele safahatı, aksiyon gülleri yeşerten metafor, ışık olan yol pirlerimizin ilk çığlığı, iplik iplik örülen sevda şiirinin nefesi, etraf akrep olup her cenahtan nefret kusarken mübarek hayallerimize, namusun setidir dergi, şerefin şuuru, gâye uygarlığının sesi, ahlak yüzünün en aşikar lokomotifi… Aslında yapayalnız kalmışların çare kokan vefası ve peygamber çiçeğinin toprağına hizmetin abıhayatı, o ‘ümidin' yılmayan rüzgârı, sahipsiz olmayan vatanın azim mücahidi…   

Yol uzar ve hancı kalır, bilemezsin sevgilinin sürgününü, âşıklar dağında dalgalanan o sancaktır bizi emziren, anaların ak şiiri, babaların helal rızık telaşı, o mukaddes amacın vücut bulan hâlidir telaşımız, kelimelerle ördüğümüz bir affın sızısıdır asıl, üç beş kişi bir araya gelip bir sefer yücelterek isyan ederek küfrün külüne, o ümidin çınarıdır isimsiz mücahitlerin ördüğü diriliş ufku… Anlıyorsunuz, anlıyorsunuz hem de ansızın, bir sağanaktır şu anlattığımız ve anladığınız… Bozgun yaşatıyorlar aslında, üç beş kişi, üç beş sayfa ve kutsal bir ümit… Aşk, aşkın kanatlı ümidi… Dergi bir araç, berrak bir dâvâdır o amaç…

Toprağın yağmurdan sonraki o çekici kokusudur insanın toraktan oluşu ve edebin arzusudur edebiyatın her hâli, böylesi bir doğumun şeklidir Şiar ve İkra'r, budur ümidim, bunadır İkrar'r'ın ve Şiar'ın ezanı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.