Spor psikolojisi ve psikiyatrisi dünyada oldukça yeni kavramlardır. İlk ortaya atıldığında muhataplarından oldukça sert itiraz görmüştür. Bazıları psikolojiye gerek yoktur, “öğüt vermek” yeter dediler. Bazıları “insanların karnını doyurduğumuz zaman psikolojik ihtiyaçlarını karşılamış oluruz” tarzında söylemde bulundular. Birçok kimse “insanları ve oyuncuları gaza getirme”yi psikoloji diye tanımladılar.

Halbuki psikoloji ve psikiyatri insanlar için eskidir, vardır ve gereklidir. Türk-İslam medeniyetinde psikolojiye özel ağırlık verilmiş, akıl hastaları musiki ile tedavi edilmeye çalışılmıştır. Aynı tarihlerde akıl hastaları Avrupa’da diri diri yakılıp öldürülüyordu. Demek ki uygarlık ve insanlık kavramı bizde eski tarihlere dayanır.

Psikoloji ve psikiyatri gibi bizde olan ve bize ait kavramların hayatın her alanına girmemiştir. Özellikle sportif etkinliklere girmekte oldukça geç kalmıştır. Psikoloji ile ilgilenmek gelişmiş olmanın kriteridir. Sömürgeci devletler psikolojiyi başka ulusları sömürmek ve asilime etmek için kullanırlar. Psikolojiyi göz ardı eden topluluklar gelişmiş cemiyetlerin, farkına varmadan, esiri pozisyona düşerler.

Sportif alanda ilk uygulama futbolda başlamıştır. Fakat diğer alanlarda yeterince karşılık bulmamıştır. Bunlardan birisi de basketbol sporudur.

Psikoloji özel alana girmeyi yapısında taşır. İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen psikoloji kişinin geçmişinden yola çıkarak geleceği konusunda yol haritası çıkarır. Psikoloji kişiye kılavuzluk eder. Onun önüne bir yol haritası çıkarır.

Geçenlerde gazetede bir haber vardı. Genç bir basketbolcumuz M.S. Nilüfer Belediyespor’un kadrosunda yer alır. M.S. 2.04 metre boyunda ve 22 yaşındadır. M.S. annesini 11 yaşında iken yitirir ve NBA hayalinin peşinden koşar.

M.S. milli takım kamplarında hiç duş almaz. Gece süt içmeden yatmaz, asla yere eğilmez. Aile içinde ciddi problemler yaşar, tavsiyelere rağmen psikiyatri uzmanına gitmez.

M.S. problemli bir çocukluk dönemi yaşar. Kendisi İBB, İTÜ, Final Gençlik, Muğla Ormanspor, Fenerbahçe ve Beşiktaş formaları giyer. Ancak bir türlü istenilen seviyeyi yakalayamaz. Kendisiyle alay edenler olmuştur ve yöneticiler göz yummuştur. Kısaca M.S. gayesine ulaşamamıştır, psikolojik problemlerle baş etmek zorunda kalmıştır.

Demek ki herkes gibi oyuncuların da psikolojik problemleri olabiliyor. Onların da psikoterapiye ve psikoloğa ihtiyacı var. Takımların bünyelerinde fizyoterapist var, ama psikolog yoktur.

Oyuncular “para makinesi” gibi görülüyor. Para kazanmaya yönlendirilen oyunculara yarış atı muamelesi yapılıyor. “Kazanmak ve kaybetmek” üzerine kurulu çarpık bir spor kültürü oyunculara aşılanıyor.

Alt yapıdaki çocuklarımıza büyük bir yük biniyor. Okul ve spor programları arasında oyuncularımız eziliyor. Çocuklar ve ergenler önlerini göremiyorlar. Kılavuza ve psikoloji bilgisine ihtiyaçları var.

Fenerbahçe başkanlığı için yarış devam ediyor. Bu süreçte adaylar zarafeti elden bırakmıyorlar. Böylece örnek tutum sergiliyorlar.

Galatarasay Trabzonspor’u 2-1 yendi, o liderliği yeniden ele geçirdi. Fatih Terim, döneminin geçmediğini gösterdi. Unutmamak gerekir ki, Fatih Terim kolay yetişmiyor.

Sanatçılar ve sporcular Afrin’e gittiler ve askerlerimize desteklerini ifade ettiler. Kendilerini kutluyoruz.

Sonuç: “Spor ve özellikle futbol en etkin tanıtım aracıdır. Bunun da omurgasını psikoloji oluşturur.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.