Vaktiyle “Mekteb-i Aşiret-i Hümayun” gibi nev-i şahsına münhasır okul projelerimiz vardı.  Abdülhamid Han’ın İstanbul’da kurduğu bu okul Halep, Bağdat, Suriye, Musul, Basra, Trablusgarp vilayetlerinden ve Kudüs, Bingazi ile Zur sancaklarından yetenekli ve itibarlı ailelerin çocuklarının eğitimini esas alıyordu. Abdülhamid Han Orta Doğu’ya atayacağı yönetim kadrolarının devlete olan bağlılıklarını güçlendirmek amacıyla böyle bir okul kurmuştu.

Malumunuz sonraki yıllarda bırakınız bu türden okul projelerini kendimize ait bir eğitim sistemimiz dahi olmadı. Son elli yıldır da bir CIA imalatı olan FETÖ’ye kaptırdık. Anlayacağınız bizim eğitim tarlasını çok önceden sürmüşler. Çocuklarımız bugün maalesef İslam dünyasının önemli kültür ve ilim merkezlerini bilmeden yetişiyor. Kudüs’ü, Şam’ı, Bağdat’ı tanımadıkları gibi bölgede yaşanan gelişmeleri ve İslam dünyası üzerinde kurulan tuzakları da idrak edemiyorlar.

Milli eğitim cephesinde durum bu iken çok şükür güzel gelişmeler de olmuyor değil. Son yıllarda özellikle sivil toplum üzerinden yürüyen çok kıymetli eğitim projelerimiz var. Bunlardan biri; Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) öncülüğünde yürütülen “Bölge Uzmanı Yetiştirme Projesi.”

Bu projenin koordinatörlüğünü,  geçenlerde “uluslararası hukuk” alanında girdiği doçentlik sözlü sınavında; “Başörtüsü ile yapılamayacak işlerle ilgili olarak insan hakları açısından dayatma yapılması ne kadar hukuki? 1978’de Cumhuriyet Gazetesi’nde yazdığım köşe yazısını okudun mu? Türkiye neden hep masa başında kaybeden bir ülkedir?” şeklinde sorulara muhatap kalarak doçentliği verilmeyen Selman Öğüt yürütüyor.

Şu sorular dahi bugün akademi dünyasının seviyesini ve tavrını göstermesi açısından ibretlik değil mi? Düşünün, Türkiye’nin dış işleri yıllardır bu zihniyete emanetti!

Bugün birçok profesörün “Orta Doğu Uzmanı” olarak ekranlarımızı süslediği, hemen herkesin bölge uzmanı kesildiği, Mısır ile Antep’i karıştırarak sahadan bildirdiğini söylediği, dil bilmeyen, bölgenin sosyolojisini, kültürünü tanımayan haliyle hiçbir öngörüleri çıkmayan insanların boy gösterdiği çorak bir zeminde ilerlemeye çalışıyoruz. BYP(Bölge Uzmanı Yetiştirme Projesi) bu eksikliği ve kalitesizliği giderecek müthiş bir proje gibi duruyor.

Geçenlerde Sultanbeyli Kitap Fuar’ında Başkan Hüseyin Keskin ve Selman Öğüt ile birlikte biraz sohbet ettik. Selman Hoca, BYP projesinin de detaylarını anlattı.

Buna göre BYP bünyesinde Çince, Rusça, Hintçe, İbranice ve Farsça özel departmanlar var. Öğrenciler sene içinde haftada 8 saat dil kursu alıyorlar. Bunun yanında 6 ila 14 hafta arası değişen seminer dersi programları var. Dış ilişkiler uzmanı olmayı hedefleyenler için de Siyasi Tarih, Uluslararası Hukuk, Türk Dış Politikası vs. gibi alanlarda seminerler mevcut. Uzmanlık alanları ile ilgili özel seminerler de müfredata eklenmiş.

Üniversite hazırlık, birinci ya da ikinci sınıfa yeni başlayan öğrencileri kabul ediyorlar. Başta sosyal bilimlerle ilgili fakülteler olmak üzere hemen her bölümden belirli kriterlere sahip öğrenciler alınıyor.

Program öğrencileri dört senelik bir eğitime tabi tutuluyorlar. “Bir sonraki sene mezunlarımız olacak” diyor Selman Hoca. Diplomatların, görev aldıkları bölge dillerine hâkim olması amacıyla başlayan projede temel amaç;  Çin, Hindistan, Rusya ve Ortadoğu toplumlarının siyasi yapısı, dış politika karakteri, tarihi ve sosyolojik kodları, liderleri, sanatkârları ve düşünürleri hakkında derin bir birikime sahip, bölge dilinde yazılmış eserleri orijinal dilinde okuyabilen bölge uzmanları yetiştirmek. 

Aslında yıllar önce yapmamız gereken önemli işlerdi bunlar. Peki, biz ne yaptık? Laik, çağdaş, bilimsel eğitim diye diye “monşerler” yetiştirdik!

Bu proje ile geleceğin diplomatları, ileride Türk dış politikasına yön verebilecek düzeyde bölge uzmanları yetişecek.  Proje aynı zamanda Türkiye’nin gelecekteki konumunu daha etkili kılabilecek kadrolar yetiştirmeyi hedefliyor.  Ancak Selman Hoca diplomatlık salt profesyonel bir anlayışla icra edilecek bir meslek değildir. Bu işin bir dava ruhu olmalıdır” diyor. Çok haklı.

Geçen yıl Brezilya ve Balkan ülkelerine yaptığımız ziyaretlerde de bu eksiklikleri gördük. Kısacası bu proje bir devlet projesi olmalıdır. Ve kesinlikle desteklenmeyi hak ediyor. Türk oryantalistlerinden ne fayda gördük ki?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Selami Yesilyurt 2017-10-09 14:04:11

Cok dogru bir gelisme sonuc alabilek daha dogru bir gelisme olur Bütün gücü ile devam

Avatar
Sami Doğrusöz 2017-10-12 11:20:04

Bu iş Selman Öğüt gibi pelikancılarla, liberal zihniyetli neo-muhafazakarlarla olmaz ne yazık ki. Milli ve manevi kökleri sağlam insanların koordinasyonunda yapılmalı.