Dünya yeni bir düzene doğru ilerliyor.

Soğuk savaşın bitiminin ardından dünyanın pek çok yerinde soğuk savaş döneminde donmuş olan ihtilaflar yeniden ortaya çıktı.

Bu sorunların çözümü için yeni bir küresel siyasi ve ekonomik düzene ihtiyaç var.

Bahsettiğim bu yeni düzenin dışlayıcı değil adil bir sistem olması gerekiyor.

Seksenli yılların başından itibaren hızla artan küreselleşme akımıyla beraber gelir dağılımı hızla bozulmuş, zenginler daha zengin, yoksullar daha yoksul hale gelmişti.

2008 küresel finans krizinin ardından hızlanan değişim süreci ile yeni bir sistem kurulmaya başladı.

Bu kaos ortamının başlamasının üzerinden neredeyse on yıl geçti. Ancak küresel bir düzenin kurulması elbette ki zaman alıyor.

Türkiye bu değişim sürecinde içini temizleyerek yepyeni bir Türkiye olmak için büyük bir gayret içerisinde.

Doğu ile Batı arasında yıllardır yaşanan kimlik bunalımına karşılık öz kimliğine dönen Türkiye bir köprü misali merkezi konumunun farkına vararak hareket etmeye başladı.

Artan diplomatik ilişkiler ile beraber ekonomik ve siyasi ilişkilerini de geliştiren Türkiye enerji altyapısını güçlendirerek ekonomik gücüne güç katmaya devam ediyor.

Gerek Balkanlar ile gerekse Ortadoğu ile olan tarihi, kültürel ve dini bağlarımızı yeniden yeşertme çabaları devam ediyor.

Ortadoğu’dan Balkanlar’a uzanan etki alanımız sadece bu coğrafya ile sınırlı olmayıp Avrupa’da yaşayan milyonlarca vatandaşımız ve soydaşımız ile yapılacak ortak projeler ile bu alan daha da genişleyecektir.

Afrika ile artan ilişkilerimiz gerek ülkemiz için gerekse merkezinde yer aldığımız modern ipek yolu projesinin bir parçası olarak stratejik öneme sahiptir.

Yeni dönemin gecikmesi için terör örgütleriyle ortak hareket eden ABD’ye karşı bölgemizin terörden arındırılması hususunda gerek askeri gücümüz ile gerekse diplomatik çalışmalarımız ile yoğun bir çalışma temposu içerisindeyiz.

7 Haziran seçimleri sonrasında tek başına iktidar çıkmamasını fırsat olarak gören küresel güçler hendek-barikat ve canlı bombalarla Türkiye’nin gücünü zayıflatma hatta yok etme projesini hayata geçirmek için terör örgütlerini harekete geçirdi.

Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin son halkası olan Suriye’deki iç savaş ortamı sebebiyle terör örgütleri üzerinden Türkiye’ye karşı savaş açıldı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine sızmış olan FETÖ teröristlerinin ihraç edilmesiyle gerek sınırlarımız içerisinde gerekse Fırat Kalkanı Harekâtı ile sınır ötesinde büyük başarılara imza atıldı.

Son olarak cumartesi günü “Zeytin Dalı Harekâtı” ile ABD’nin desteği ile hızla yayılan PKK/PYD terör örgütüne karşı bir temizlik operasyonu başlatıldı.

Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde uçak ve top sesleri altında yazdığım bu yazımda bölge halkının bu harekâta karşı duruşuna da değinmek istiyorum.

Sınırın hemen öteki tarafında yer alan Afrin bölgesindeki teröristlerin temizlenmesi için başlatılan operasyona bölge halkı hem dualarıyla hem de gerektiği durumda görev almak arzusuyla destek veriyor.

Sınıra yapılan askeri sevkiyatın devam ettiğini gözlemlediğim bölgede operasyonun başarıya ulaşması için büyük bir heyecan var.

Yaklaşık yüz yıl önce yapılan ayırma projesi asla başarıya ulaşamamış bölge halkı ile sınırın diğer tarafındaki bölge halkı ile akrabalık ve komşuluk bağlarını koparmamıştır.

Suriye iç savaşının başlamasından itibaren yıllardır mazlumlara ev sahipliği yapan bölge halkı Türkiye’nin başlattığı bu operasyonun başarısı için her türlü desteği vermeye de hazır olduğunu görüyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner624