Türkiye, yönünü ve yüzünü Batı’ya mı dönmeli yoksa Doğu’ya mı? Bu ülkeyi,düştüğü darboğazdanABD kapitalizmi kurtarabilir mi? Ya da 1945 yılından itibaren sırtımızı döndüğümüz Rusya’nın komünizmi sahili selamete çıkarabilir mi? Avrasya ile Atlantik Bloğunun dışında üçüncü bir yol bulmak imkânsız mı?   

Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk “Avrasya mı, Atlantik mi? Bloklardan blok beğen”başlıklı yazısının son kısmında Türkiye’nin içine düştüğü darboğazın sebebini şöyle açıklıyor; “Türkiye’nin kendisinin bir alternatif eksen üretmesi lazımdı. Bizim yola çıkarken hayalimiz buydu aslında. Gelin görün ki buna gücümüz yetmedi. Gücümüzün yetmediğini anladığımızda ok yaydan çıkmıştı. Yediğimiz dayağın sebebini anlıyor musunuz şimdi?”

Kısacası, hayaller ve hayal kırıklıkları…

Evet, neredeyse 2010 yılından itibaren bazen Rusya’dan bazen de ABD’den “dayak yiyoruz.” Obama dönemi ABD yönetimi ile yaşadığımız krizleri veya Rus uçağının düşürülmesi sürecini hatırlayınız. Kriz tavan yapmıştı, dost, düşman karışmıştı. Her iki bloğun Türkiye’den beklentisi aslında belli;Türkiye’nin kendilerinin ileri karakolu olması… Türkiye, bu yöntemi veya yolu denedi. 1945 sonrasında Kapitalizmin yani Batı Bloğunun ileri karakolu olduk. Ne layıkıyla üretim hamlesi yapabildik ne de kendi geleceğimizi ve bağımsızlığımızı garanti altına alabildik. ABD’nin çeperinde varlığımızı korumaya çalıştık. Rotamızı kendimiz çizmeye çalıştığımız her dönemde de bir kamyon dolusu sopa yedik. Uslandırıldık ya da uslanmış gibi yaptık, uslanmış göründük.

“Türkiye’nin kendisinin bir alternatif eksen üretmesi lazımdı.”Türkiye,“gerçekten” alternatif bir eksen oluşturmalı mıydı yoksa öncelikle kendi bölgesinde gücünü konsolideetmeyi mi denemeliydi? Evet, hepimiz büyük ve baştan çıkarıcı bir hayalin esiri olduk. Ancak kendi toplumsal bütünlüğünü “tam anlamıyla” sağlayamamış veya ekonomik istikrarını sabitleyememiş bir devletin hayal kurmaya hakkı olabilir mi?

Ve Türkiye yeniden rotasını değiştirmeye, çizmeye çalışıyor. Bu sefer, ABD’nin elinde RezaZarrabkartı var. Ne garip ki, ABD’nin elinde hep birileri oldu, Türkiye’ye karşı kullanılmak üzere. Bazen bu, Abdullah Öcalan ve terör, bazen de Fethullah Gülen ve onun Mesihçiliği idi… Şimdi de Zarrabkartı üzerinden ekonomi ve siyaseti kuşatılarak Erdoğan’ı/Türkiye’yi ipotek altına almaya çalışıyor.

Türkiye bu süreçte, yönünü Doğu’ya çevirdi; Rusya ve İran ile birlikte siyaset üretmeye, bekasını korumaya çalışıyor. Yapılması gereken de buydu aslında. Ancak Batı Bloğunun veya NATO’nun dışlaması, bizi birilerinin yapmak istediği gibi kayıtsız şartsız Avrasyacılığa itmemeli. Bu ülke artık, birilerine sırtını dayamaktan, birilerini arkasına almaya çalışmaktan öte Doğu’dan ve Batı’dan birileri ile beraber yürümeyi öğrenmeli. Biz ne Batının değerleri veya kapitalizmi kurtaracak ne de Rusya’nın veya Çin’in komünizmi... Türkiye hayale kapılmadan, tamamen reel-politik düzlemde kendi yolunu bulmalı.Ne Batılı monşerlerin hayaline esir olmalı ne de ulusalcıların Avrasya tutkusuna…

Ve Türkiye şunu asla unutmamalı; “Devletlerin ebedi dost ve düşmanları yoktur, sadece çıkarları vardır.”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.